49

"İçinizde (onu) yalanlayanların olduğunu, elbet biliyoruz".

Bu, "İçinizden, dünya sevgisinden ötürü, onu yalan sayanların bulunduğunu da biliyoruz" demektir. Buna göre Hak teâlâ sanki, "Kim dünya sevgisinden kendini korursa, bu Kur'ân'dan öğüt almış ve bundan istifade etmiş olur. Kim de, dünyaya meylediyorsa, bu demektir ki o da, bu Kur'ân'ı yalanlamış ve ona yaklaşmamıştır" demektir.

Ben derim ki: Mu'tezile, dalâlet ve küfrün Allah'dan olmadığı hususunda bu ayete tutunabilir. Çünkü Hak teâlâ, Kur'ân'ı, "muttakiler için bir öğüt" diye tavsif etmiş; ama Kur'ân'ın, yalanlayıcılar için "bir saptırıcı" olduğunu söylememiş, tam aksine, bu yalanlama ve dalaleti, bizzat onlara nisbet ederek, "içinizden (onu) yalanlayanların olduğunu elbet biliyoruz" buyurmuştur ki bunun bir benzeri de "Doğru yolu bildirmek Allah'a aittir. (Ama) o yoldan sapanlar vardır" (Nahl, 9) ayetidir. Bil ki Mu'tezile'nin bu tür iddialarına karşı cevab, daha önce (defalarca) geçmiştir.

49 ﴿