6"Filhakika şu da var: İnsanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlar. Demek bu suretle, onların azgınlıklarını (şımarıklıklarını) arttırmışlar" ayetidir. Burada şu iki görüş ileri sürülebilir: Birinci Görüş: Müfessirlerin ekserisinin görüşüne göre, cahiliyyedekiler, yolculuk edip de, çölde ıssız bir yerde akşamladıklarında, ya, "Bu vadinin efendisine" yahut da, "Bu mekanın azizine, kavminin sefihlerinin şerrinden sığınırım!.." derler, sabah oluncaya kadar, o civarda bir yerde gecelerlerdi. Bazıları da şöyle demişlerdir: Cahiliyyedeki insanlar, kıtlık senesine maruz kaldıklarında gözcülerini, Öncülerini sağa sola salı verirlerdi. Bu gözcü, otlu sulu bir yer buldu mu, ailesinin yanına döner, onları oraya çağırırdı. Onlar oraya vardıklarında, oranın cinnini kastederek, "Biz, bize bir belanın isabet etmesinden, bu vadinin efendisine sığınırız, rabbine sığınırız.." diye nida ederlerdi. Şimdi onları, şayet birisi korkutmazsa, oraya konaklarlardı. Ama, çoğu kez, cinler onları korkuturlardı, böylece de onlar oradan kaçıp giderlerdi. İkinci Görüş: Ayetten kastedilen mana, "İnsanlardan bazı kimseler, yine insanlardan bazı kimselere sığınırlardı; ama, sığındıkları şey cinlerin şerriydi..." şeklinde olup, bu tıpkı, bir kimsenin, "Bu vadinin cinlerinin şerrinden Allah'ın Resulüne sığınırım.." demesi gibidir. Bu görüşü benimseyenler, buna, (......) kelimesinin, cinn'in ismi değil de insanın ismi olmasından dolayı taraftar olmuşlardır. Ama bu, zayıf bir izahtır, çünkü, cinlerin erkeklerinin "adam" diye adlandırılamayacaklarına dair bir delil yoktur. Ayetteki, "Demek bu suretle, onların azgınlıklarını (şımarıklıklarını) artırmışlar" cümlesine gelince, müfessirler, bunun manasının, "Onlar onların, günahını, cüretkârlığını, haddi aşmayı, isyanını, azgınlığını ve kötülüğünü artırdılar" şeklinde olduğunu söylemişlerdir. Bütün bunlar onların verdiği manalardır. Vahidî ise şöyle demektedir: bir şeyi sarmak, bürümek demek olup, "Onların yüzlerini toz duman bürümez..."(Yunus. 26) ve "O yüzleri toz duman bürûr... "(Abese, 41) ayetlerindeki kelimeler de bu anlamdadır. Yine, "Dilenciler etrafını sarmış" anlamında, güneş yaklaştığında ise, denilir. Buna göre mana, "insanlardan bazı kimseler, kendilerini cinlerin sarıp bürümesinden korkarak, cinlere sığınıp onlardan medet umuyorlardı. Onlar ise, bu sarıp bürümeyi artırdıkça, artırdılar. Çünkü, İnsanlardan bazıları onlara sığınıp da Allah'a sığınmayınca, cinler bunları hakir gördüler, üzerlerine saldırdılar, böylece de, onlara olan zulümlerini artırdılar. Bu, Alâ'nın, "Onlar onları çarptılar ve onlar onları boğdular.." şeklindeki görüşünün ifadesidir. Bu görüşe göre "artırma işi", cinlerin fiili olmuş olur. Ayetle ilgili bir başka görüş de şudur: insanların fiilidir. Zira, insanlar, cinlerden medet umup, onlara sığınınca, cinler, bu sebeple, tuğyanlarını artırdılar da, bunun üzerine de bu insanlar, "Biz insanları seyyid, efendi edindik..." dediler. Ayetin sevkedilişine uygun olan ve maznuna muvafık düşen, birinci görüştür. Cinler Ba'si İnkar Edenleri Kınıyor Altıncı Nev: |
﴾ 6 ﴿