14"Gerçekten kimimiz müslümanlar, kimimiz ise zulmedenlerdik. Kim müslüman olmuş ise, işte onlar doğru yolu arayıp bulmuşlardı". "Kasıt" kelimesi, "zâlim"; "muksid" kelimesi de âdil demek olup, ve fiillerinin ne manaya geldiğini, Nisa Sûresi'nin başında anlatmıştık. Binâenaleyh "kâsitûn", "kâfirler, hak yolun dışına çıkan, hakkı-sınırı çiğneyen zalimler" demektir. Sa'îd b. Cübeyr'den rivayet edildiğine göre, Haccâc, öldürmek istediği zaman ona, "Benim hakkımda ne dersin?" demiş. Sa'îd de, "Sen kasıt ve âdilsin" demiş. Bunun üzerine oradakiler, Sa'îd bin Cübeyr'in onu âdil ve insaflı olarak nitelediğini sanarak, "Ne güzel söyledi" deyince, Haccâc, "Ey cahiller, o beni, zâlim ve müşrik diye tavsif etti" demiş; zalim olma ile ilgili olarak, Hak teâlâ'nın, (Enam, 1) ayetini; müşrik olma ile ilgili olarak da, "Hem sonra o kafirler rablerinden udût ederler, dönerler" (En'âm, 1) ayetini okumuştur. Ayetteki, "Onlar, doğru yolu arayıp bulmuşlardı" cümlesi, '"Onlar hala yola yönelmiş ve o yolu gaye edinmişlerdi" demektir. Ebû Ubeyde de bu ifadeye, "Araştırıp buldular" manasını vermiştir. Müberred ise, bu fiilin kökünün, Arapların, "Daha layık, daha uygun" manasında kullandıkları, "ahrâ" kelimesi ile " sana şöyle yapmak gerekir" manasındaki deyimine dayandığını söylemiştir. O cinler daha sonra, kâfirleri kınayarak şöyle demişlerdir: |
﴾ 14 ﴿