18

"Hakikatte, mescidler, Allah'ındır. Onun için, Allah ile birlikte hiçbir (şeye, hiç bir kimseye) tapmayın"

ayetidir, bu ifadeyle ilgili birkaç mesele vardır:

Birinci Mesele

Buna göre kelamın takdiri, "De ki, bana... vahyolundu; bir de, mescidlerin Allah'ın olduğu hakikati vahyolundu.." şeklindedir. Halil'e göre, bu ayetin takdiri"Birde, mescidler Allah'ın olduğu için, eş koşmayınız..." şeklindedir. Bu takdire göre, ifadenin başından düşürülmüş olan Ifim, aynı ifadedeki, cümlesine taalluk etmiş olup, buna göre mana, "Allah'a mescidlerde hiç kimseyi ortak koşmayınız... Çünkü o mescidler, sadece O'na aittir" şeklinde olur. Ki, bunun bir benzeri de, "Bir de bu sizin ümmetiniz..." takdirinde olmak üzere, (Enbiya. 92) ayeti olup, bu, "İşte bundan ötürü bana ibadet edin.." demektir.

Mescidler (Mabedler)

Alimler, "Mescidler" ifadesinin ne demek olduğu hususunda ihtilaf ederek şu izahları yapmışlardır:

1) Ekseri ulemanın görüşüne göre bunlar, namaz ve Allah'ın yadedilmesi için yapılmış yerler olup, bu ifadenin içine, kiliseler, havralar ve müslümanların cami ve mescidleri de girer. "Mescidler Allah'a mahsustur" buyurulması şu sebeptendir: Daha önceki ümmetler mabedlerinde, havra ve kiliselerinde ibadetlerine şirk karıştırdılar. İşte bu sebeple Cenâb-ı Hak, müslümanlara, ihlası, tevhidi (kendisinin bir olduğuna inanmalarını) emretmiştir.

2) Hasan el-Basri'ye göre Cenâb-ı Hak, "mescidler" kelimesiyle bütün yeryüzünü kastetmiştir. Çünkü, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Yeryüzü, benim için mescid kılındı" Buhari, teyemmüm, 1. buyurmuştur. Buna göre Cenâb-ı Hak adeta, "Yeryüzünün tümü Allah'ın mahlukudur. Binâenaleyh, sizler, yeryüzünde, yeryüzünü yaratandan başkasına ibadet etmeyin" demek istemiştir.

3) Yine Hasan el-Basrî'den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: "Buradaki "mescidler" ifadesiyle namazlar kastedilmiştir. Bu görüşe göre, bu kelime (......)'in fethasıyla (mescid) kelimesinin çoğulu olup, "mesced'de, "sücûd-secde etmek" anlamında bir masdardır."

4) Sald ibn Cübeyr de şöyle demiştir: "Buradaki bu kelime ile, sayelerinde secdenin tahakkuk ettiği, kulun secdesini gerçekleştirdiği uzuvları kastedilmiş olup, bunlar da yedi tanedir. İki ayak, iki diz, iki el ve yüz'dür." İbnu'l-Enbarî bu görüşü tercih ederek şöyle demektedir: "Sayelerinde secdenin mümkün olduğu bu uzuvlar, Allah'ın yarattığı şeylerdir. Binâenaleyh, insanın, bu uzuvlarla Allah'tan başkasına secde etmemesi gerekir." Bu görüşe göre de, "mesacid", "insanın bedenindeki secde yerleri" anlamına gelip, tekili yine, cimin fethasıyla "mesced" kelimesidir.

5) Ata'nın İbn Abbas (radıyallahü anh)'dan rivayet ettiğine göre, İbn Abbas (radıyallahü anh) "Cenâb-ı Hakk'ın bu kelime ile, Mekke'deki bütün mescidleri kastettiğini" söylemiştir. Çünkü, Mekke, dünyanın kıblesi olup, herkes oraya doğru secde eder.

Vahidî şöyle der: "Bu görüşlerin tümüne göre, "mesâcid" kelimesinin müfredi, cim'in fethasıyla, "mesced" kelimesidir. Bu kelimeyle, namaz için yapılmış olan yerlerin kastedildiğini söyleyenlere göre, kelimenin müfredi, 'in kesresiyle "Mescid" kelimesidir. Çünkü, bu bablardan gelen bütün ism-i mekânlarla masdar-ı mîmîler, kalıbındaki ayn'ın fethasıyla gelir. Ancak şunlar müstesna: mescid; matli'u mensik; meşkin; menbit; metrik; meskıt; meczir; mahşir; meşrik ve mağrib.. Bunların bir kısmı fetha ile de gelmiştir ki, bunlar da mensek, mesken, mefrak ve matla' kelimeleridir. Aslında, Araplardan duyulmasa bile, böyle okumak hepsi için söz konusu olabilir.

Üçüncü Mesele

Hasan el-Basrî şöyle demektedir: "Bir kimsenin mescide girerken, La ilahe İllallah -Allah'tan başka ilah yoktur!" demesi sünnettir. Çünkü, Cenab-ı Hakk'ın, ifâdesi, zımmen, Allah'ı zikretmeyi ve O'na dua etmeyi emreder.

İbadet Halindeki Resulün Yanına Toplanmaları

Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e vahyedilen şeyler cümlesinden dördüncü nev, Cenâb-ı Hakk'ın,

18 ﴿