49

"Onlara, "Rükû edin" denildiğinde, rükû etmezler. Yalan sayanların o gün vay haline...".

Bil ki kafirlerle ilgili azab ve tehdidlerin onuncu çeşidi de budur. Buna göre onlara adeta, "Farzedin ki sizler dünyayı ve lezzetlerini seviyordunuz. Fakat yaratıcınıza hizmetten yüz çevirmeseydiniz, aksine O'na boyun eğseydiniz. Çünkü eğer iman edip, imanınızın yanısıra dünyevi lezzetleri isteme ve çeşitli günahlar işleme durumunda kalsaydınız, cehennem azabından kurtulma ve mükafaat elde etme ümidiniz olurdu" denilmek istenmiştir. Nitekim Hak teâlâ, "Şüphesiz Allah, kendisine şirk koşulmasını affetmez. Bunun dışında kalan şeyleri İse, dilediği kimseler için bağışlar" (Nisa, 48) buyurmuştur. Ama bu kafirler, böyle yapmamış, Allah'a İtaata boyun eğmemiş, cehaletleri, inkarları ve kendilerini o büyük azaba duçar etme hususunda ısrarlı olmuşlardır. İşte bundan ötürü Hak teâlâ, "Yalan sayanların o gün vay haline..." buyurmuştur ki bu da, "Kendilerini hem dünyevi hem de uhrevi iyilikleri birlikte bulunduran bu güzel şeylere sevkeden o peygamberleri yalanlayanların vay haline..." demektir. Bu ayetle ilgili birkaç mesele var:

Birinci Mesele

İbn Abbas (radıyallahü anh), "Onlara, "Rükû edin"denildiğinde, rükû etmezler" ifadesiyle namaz kastedilmiştir" demiştir ki, bu, açıktır. Çünkü, "rükû", namazın rükünlerindendir. Böylece Allahü teâlâ, o kafirlerin vasıflarından birisinin de, namaza çağrıldıklarında, namaz kılmamaları olduğunu beyan etmiştir ki, bu, kafirlerin, İslâm'ın fürûu ve ameli hükümleriyle de mükellef ve muhatap olduklarına; iman etmemeleri sebebiyle, kafir iken zem ve ikaba müstahak oldukları gibi, namaz kılmamaları sebebiyle, zem ve ikaba müstehak olduklarına delalet eder. Çünkü Allahü teâlâ, kafirleri, kafir iken namaz kılmayışlan yüzünden de tenkit etmiştir. Diğer bazıları da, buradaki "rükû" sözü ile, Allah için huşu ve huzur kastedildiği ve O'nun dışında kalanlara ibadet edilmemesi gerektiğinin kastedildiği söylenmiştir.

Emir Vücub ifade Eder

Emrin vücub ifade ettiğini söyleyenler, bu ayetle istidlal ederek şöyle demişlerdir: "Allah bunları, emrolunduları şeyleri terketmeleri yüzünden terketmiştir. Binâenaleyh bu, mücerret emrin vücub ifade edeceğine delalet eder. Buna göre şayet, "Onlar kafir idiler. İşte, küfürleri yüzünden Allah onları zemmetmiştir" denilirse, biz deriz ki, Allah onları, küfürleri yüzünden pekçok şekilde kınamıştır. Ancak ne var ki, Allahü teâlâ bu ayette onları, emrolunduklan şeyleri terketmeleri yüzünden kınamıştır. Böylece biz, emredileni terketmenin caiz olmadığını anlamış oluyoruz.

Kur'ân'a da İnanmazlarsa Daha Neye İnanırlar?

49 ﴿