17

"Şüphesiz o ayırdetme günü, vakti belirlenmiş birşeydir".

Bil ki Allahü teâlâ'nın, zatları ve sıfatları açısından hadis (mahluk) olduklarına ve zatları ve sıfatları açısından mümkin olduklarına nazaran, bu sûrede saydığı o dokuz husus, kadir ve muhtar, hür ve irade sahibi bir zata, bu dokuz husustaki sağlamlık ve muhkemlik nazar-ı dikkate alındığında bu işler bunları yapan alim olduğuna delalet etmektedir.

Öte yandan, bu kadim failin ilminin ve kudretinin vacib (zorunlu) olması gerekir. Çünkü eğer bu iki sıfat caiz (mümkin) türünden olsaydı o zaman, bu da başka bir faile muhtaç olurdu. Bu durumda teselsül gerekirdi. Halbuki teselsül muhaldir. Bu iki sıfat, yani Cenâb-ı Hakk'ın ilmi ve kudreti vacib olunca da, bu iki sıfatın taalluk ettiği herşeyin, makdur (güç yetirilen) ve malum (bilinen) şeyler olması gerekir. Aksi halde bir muhassice (belirleyiciye) ihtiyaç hissedilir ki bu da muhaldir. Durum böyle olunca da Cenâb-ı Hakk'ın bütün mümkinata kadir olması ve bütün malumatı bilmesi gerekir. Bu şeylerin mümkinliği ile, Cenâb-ı Hakk'ın kudretinin, bütün maddeler için umum ve genel olduğu sabit olduğuna göre, bunlardan biri için doğru olan şey, diğeri için de doğru demektir. Binâenaleyh süflî maddelerin, yerdeki şeylerin yarılması, çatlaması, karanlık olması mümkün olduğuna göre, bu şeylerin bütün maddeler için de söz konusu olması gerekir. Bunların mümkin varlıklar olduğu anlaşılıp, Cenâb-ı Hakk'ın ilim ve kudretinin de herşeyi içine aldığı sabit olunca, Hak teâlâ'nın bu dünyayı harap edip, başka bir alem-başka bir dünya yaratmaya kadir olacağı da sabit olur. Bu durumda kıyametin olabileceğini söylemek, aklen mümkin ve sabit birşey olmuş olur. İşte bunlarla bunun aklen mümhid olduğu sabit olur. Ama bunun ötesinde, ne zaman ve nasıl olacağı gibi meseleleri bilmenin yolu sem'iyyâttır, yani naklî deliller peygamber haberleridir. Hak teâlâ bu hususlarda, "Şüphesiz o ayırdetme günü, vakti belirlenmiş birşeydir" demiştir. Daha sonra da kıyametin halleri ile ilgili olarak şunları zikretmiştir:

Birincisi: "Şüphesiz o ayırdetme günü, vakti belirlenmiş birşeydir" ayetinin ifade ettiği husustur. Bu, "o gün, Allah'ın takdirinde ve hükmünde, dünya ömrünün sonu olan bir gündür" yahut, "o gün, Allah'ın takdiri ve hükmünde, mahlukatın sona erdiği, nihai bir çizgidir" yahut, "Bu gün, Allah'ın mükafaat ve ikab olarak vazettiklerinin verilme vaktidir" yahut da, "Bu gün, her türlü hükmün verileceği, bütün davaların hallu-fasl edileceği, davaların sona erdirileceği için, bütün mahlukatın bir araya toplanma vaktidir" demektir.

Sûr'a Üfleneceği Gün

İkincisi: Hak teâlâ'nın şu ayetiyle beyan ettiği husustur:

17 ﴿