19"O gün (gök) açılmış kapı kapı olmuştur". Asım, Hamza ve Kisâi, şeddesiz olarak, fiili (......) şeklinde okurlarken, diğer kıraat imamları şeddeli olarak (......) şeklinde okumuşlardır ki bununla, meleklerin inmesi için açılacak olan o kapıların çokluğu anlatılmak istenmiştir. Kâdî şöyle der: "Bu ayetteki feth (açma) tıpkı, "Gök inşikâk ettiği (yarıldığı) zaman..." (İnfitar, 1) ayetlerindeki İnşikâk ve İnfitâr gibidir. Çünkü feth, İnşikâk ve İnfitar, manaca birbirine yakındırlar." Ben derim ki: "Bu, kuvvetli bir izah değildir. Çünkü kapıların açılmasından anlaşılan, yarılma ve çatlamadan anlaşılan manadan başkadır. Çünkü gökte bir çok kapı vardır. Göğün kütlesinde bir yarılma ve çatlama olmaksızın bu kapılar açılabilir. Bundan da öte naklî deliller, bu kapıların açıldığı an, yarılmanın, çatlamanın ve büsbütün yok olmanın tahakkuk edeceğine delalet etmektedir. Buna göre eğer, "Ayetteki, "O gün (gök) açılmış kapı kapı olmuştur" ifadesi, bütün göğün kapılar haline geldiğini ifade etmektedir. Hal böyle olunca senin dediğin şey nasıl düşünülebilir?" denilirse, biz deriz ki: Bu hususta şu izahlar yapılabilir: a) O kapılar öylesine çokturlar ki, böylece gök açılmış kapılar olarak ifade edilmiştir. Bu tıpkı, "Yeryüzünü göze göze açıp (kaynaklar) fışkırttık" (Kamer, 12) denilmesi gibidir. Bu ayette de adeta yeryüzünün tamamı kaynayan bir göze gibi anlatılmıştır. b) Vahidî bu ifadenin başında bir muzafın mukadder olduğunu ve takdirinin, "Kapılı oldu" şeklinde olduğunu söylemiştir. c) (o oldu) fiilindeki fail zamir, mukadder bir şeye ait olup, takdiri, "o açılan yerler, meleklerin inişi için kapılar haline geldi" şeklindedir. Bu tıpkı, "Rabbin ve melekler saf saf geldiler" yani Rabbinin emri geldi..." (Fecr, 21) ayeti gibidir. Dördüncüsü: Hak teâlâ'nın şu ayetinin anlattığı husustur: |
﴾ 19 ﴿