20"Dağlar yürütülmüş de bir serab haline gelmiştir". Bil ki Allahü teâlâ, Kitabı Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok yorinde dağların hallerini, değişik değişik anlatmıştır. Bunları aşağıdaki şekilde hemencecik telif etmemiz mümkündür: Birinci Halleri: Unufak olmalarıdır. Bu 'Yeryüzü ve dağlar yerlerinden kaldırılıp da birbirine bir çarpışta hepsi toz haline geldiği zaman... "(Hakka, 14) ayetinde ifade edilmiştir. Dağlar Atılmış Pamuk Yığını Gibi İkinci Halleri: Atılmış (didilmiş) renkli yünler gibi olmalardır. Bu hususta da, "İnsanların saçılmış kelebekler ve karıncalar gibi olduğu gün". (Kâria, 4-5) ayetleri ile, "O gün gök, erimiş maden gibi, dağlardan atılmış yünler gibi olur" (Mearic, 8-9) ayetlerinde anlatmıştır. Üçüncü Halleri: Toz zerrecikleri haline gelmeleridir. Bu da, onlar, atılmış renkli yünler haline geldikten sonra, herbir parçasının yeniden dağılıp parçalanıp zerreler haline geldikten sonra, herbir parçasının yeniden dağılıp parçalanıp zerreler haline gelmesi demektir. Bu husus da, "Yer alabildiğine sarsıldığında ve dağlar darmadağınık edilip de, böylece saçılmış toz zerrecikleri haline geldiğinde..." (Vakıa, 4-6) ayetlerinde anlatılmıştır. Dördüncü Halleri: Dağların saçılmalarıdır. Çünkü önceki hallerinde dağlar, yeryüzünü kaplamışlardır. Yeryüzü bunların altında gözükmez haldeydi. Böylece Allahü teâlâ, dağların bu büyük parçaları da rüzgarlara onları savuşturarak, yerin üzerinden ufalayıp savurmuştur. Bu, Hak teâlâ'nın, "De ki: Rabbim onlan ufalayıp savuracak" (Taha,105) ayetinde anlatılan husustur. Beşinci Halleri: Rüzgârların o dağları yeryüzünden kaldırıp, havadaki tozlar gibi, uçurmasıdır. Binâenaleyh artık bu merhaleden sonra o dağlara bakan herkes, gerçekte hareket ettikleri halde, çok sık oldukları halde durduklarını zanneder. Fakat rüzgarların onları hareket ettirmesi sebebiyle, bu dağların böyle hareket etmesi, kendilerini unufak etmiştir. Bu da, "O dağlar, adeta bulutlar gibi yürür" (Neml, 88) ayetinin ifade ettiği husustur. Cenâb-ı Hak daha sonra, bu hareketlerin kendi kudret ve emriyle olduğunu beyan etmek için: "O gün dağlan yürütür ve sen yeryüzünü bir çöl gibi (dümdüz) görürsün "(Kehf, 47) buyurmuştur. Altıncı Halleri: "Hiçbirşey değil" manasında, o dağların sadece birer parıltı (serab) haline gelmeleridir. Öyle ki dağların yerine bakan, hiçbirşey göremez. Bu tıpkı, çölde serab görenin, o yere gelip de orada su namına hiçbirşey bulamaması gibidir. Allah en iyi bilendir. Bil ki buraya kadar bahsedilenler, kıyametin genel halleridir. Cenâb-ı Hak buradan itibaren cehennemin hallerini ve dehşetlerini anlatmaya başlamıştır: Birincisi: Hak teâlâ'nın şu ayetinin beyan ettiği husustur: |
﴾ 20 ﴿