21"Şüphesiz, muhakkak o (Kur'ân), çok şerefli bir elçinin (getirdiği) kelamdır. Çetin bir kudrete maliktir. Arşın sahibi (olan Allah) nezdinde çok itibarlıdır. Orada kendisine itaat olunandır, bir emindir" buyurmuştur. Bu ayetlerle ilgili iki görüş vardır: Birinci Görüş: Meşhur olan bu görüşe göre, bu ifade ile, Kur'ân'ı, Cibril (aleyhisselâm)'in indirmesi kastedilmiştir. Buna göre şayet, "Burada, karşımıza, şöyle bir müşkil çıkmaktadır: Allahü teâlâ, Kur'ân'ın, Cebrail (aleyhisselâm)'in sözü olduğuna yemin etmiştir. Binâenaleyh, bu hususta bizim, Cenâb-ı Hakk'ı tasdik etmemiz gerekir, vacib olur. Şimdi biz eğer, ayetin bu lafızlarını zahiri manaya hamletmenin vacib oluşuna kesinkes hükmetmesek bile, en azından, böyle bir ihtimal vardır. Durum böyle olunca da, bu Kur'ân'ın, Allah'ın kelamı değil de, Cebrail (aleyhisselâm)'in kelamı olması ihtimali de sabit olur. Cebrail (aleyhisselâm)'in kelamı olması durumunda ise, Cebrail (aleyhisselâm)'in onu, Hazret-i Muhammed (aleyhisselâm)'e, haşa saptırmak için onu vermesi ihtimali bulunduğu için, mucîz olmaktan çıkar. Bu soruya "Cebrail, saptırmaz ve masumdur" diye cevap da verilemez. Çünkü onun masum olduğunun bilgisi, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in doğruluğundan elde edilir. Peygamberin doğruluğu da, Kur'ân'ın muciz oluşuna dayanır. Kur'ân'ın muciz oluşu da, Cebrail (aleyhisselâm)'in masum oluşuna dayanır. Böylece de devr-i fasit ortaya çıkar. Halbuki devr-i fasit imkansızdır" denilirse, buna şu şekilde cevap verilir: Kur'ân'ın, benzeri getirilemez bir muciz kelam olduğunu söyleyenler, işte bu sorudan kaçmak için, yani böyle bir soru sorulmasın diye, bu fikri benimsemişlerdir. Çünkü bu fikre göre, Kur'ân'ın mucizliği (icazı), fesahatinde değil, aksine o ilimlerin ve o ilimleri çağrıştıran şeylerin, insanın kalbinden selbinde (alınmasında) yatmaktadır. Selb ise, Allah'dan başka hiç kimsenin kadir olamayacağı türden bir şeydir. Cebrail (aleyhisselâm)'in Altı Sıfatı İkinci Görüş: Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in, bu sûrede de bahsedildiği üzere, size haber verdiği o kıyamet bir kehanet, bir zan ve bir "yaptım - oldu" meselesi değil, aksine bu, Cebrail (aleyhisselâm)'in, Allah'ın katından bir vahiy olarak getirip ona verdiği bir sözdür. Bil ki Allahü teâlâ burada Cebrail (aleyhisselâm)'i şu altı safatla tavsif etmiştir. 1. Risalet Birinci Sıfat: Onun bir resul (elçi) oluşudur. Onun, peygamberlere Allah'ın bir elçisi olduğunda şüphe yoktur. Binâenaleyh o bir resul, bütün peygamberler de onun ümmetidir. İşte bu husus, Hak teâlâ'nın "Allah melekleri, o Rûh'la birlikte, dilediği kullarına, emrinden dolayı indirir" (Nahl, 2) ve "Onu senin kalbine Rûhu'l-Emîn indirci" (şuâra, 193-194) ayetlerinden kastedilen husustur. 2. Kerem İkinci Sıfat: Cebrail (aleyhisselâm)'in "kerîm" oluşudur. Hediyelerin en kıymetlisi olan, marifetullah, hidayet ve irşadı getirip vermesi, onun kerim (cömert ve şerefli) oluşundan dolayıdır. 3. Kuvvet Üçüncü Sıfat: Onun "kuvvetli" oluşudur. Kimileri bu sıfatı, "şiddetli-çetın" manasına hamletmişlerdir. Nitekim rivayet olunduğna göre, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Cebrail (aleyhisselâm)'e, "Allah senin kuvvetinden bahsediyor. Kuvvetin ne kadar?" diye sormuş, o da, "Lût kavminin dört şehrini kanatlarımın üzerine alıp, göktekiler o şehirlerdeki köpeklerin havlamasını ve horozlarının ötüşlerini duyacakları yüksekliğe kadar kaldırdım, ve yere çaldım" demiştir. Mukâtil de şöyle demektedir: "Kendisine "Ebyaz" denilen ve peygamberlere musallat olan bir şeytan, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i de şaşırtmak istemiş, ama Cebrail (aleyhisselâm) o şeytanı hafif bir dokunuşla, Mekke'den Hindistan'ın ta öbür ucuna atıvermiştir." Kimileri de, "kuvvetli" sıfatını, "yaratıldığı ilk andan, mükellefiyetinin son bulacağı zamana kadar, Allah'a itaatta devamda bunda kusur etmemede, marifetullah ile celâlullahı mütalaadaki kuvvetine hamletmişlerdir. 4. Çok Muteber Dördüncü Sıfat: "Arşın sahibi nezdinde çok itibarlı" oluşudur. Buradaki, "indiyyet" (nezdinde oluş) nasıl, "O'nun indinde olanlar, O'na ibadetten tekebbür etmezler"(Enbiya, 19) ayetinde mekan manasına değilse, Cenâb-ı Hakk'ın, "Ben, kalblerikırık olanların yanındayım" hadis-i kudsisinin delaletiyle, "yanında" manasında olmayıp, aksine ikram, izzet, şeref ve saygı verme manasında bir "indiyyeftir. Ayetteki "mekîn" hakkında da Kisâî şöyle der: "Arapça'da, "Falanca, falancanın yanında, bir mekana (yere) sahip" denilir ve bu manadaki fiil, kâfin dammesiyle şeklinde kullanılır." Bu izaha göre mekân" ile, istediği her şeyi elde edebilecek bir makam ve itibara sahip manası kastedilmiştir. 5. Sözü Tutulan Beşinci Sıfat: "Orada kendisine itaat olunandır" ayetinin beyan ettiği husustur. Bil ki ayetteki semme "orada" kelimesi, "Arşın sahibi nezdinde" ifadesindeki, "nezdinde"ye bir işarettir. Buna göre mana, "Cebrail, Allah yanında, mukarreb melekler arasında, kendisine itaat olunan, mukarreb meleklerin emrine göre hareket edip, fikrine baş vurdukları itibarlı bir melektir" şeklinde olur. (......) kelimesi, Cebrail (aleyhisselâm)'in "emîn" olduğunun büyüklüğünü göstermek ve sayılan sıfatlarının en efdalinin "emin oluşu" olduğunu anlatmak için, "Hem sonra emindir de..." şeklinde de okunmuştur. 6. Emanet (Güvenilir) Altıncı Sıfat: "emin" sıfatıdır. Bu, "Allah'ın vahyi ve risaleti (elçiliği) konusunda, hainlikten ve hatalardan koruyup muhafaza ettiği, güvenilir bir elçidir" demektir. |
﴾ 21 ﴿