10

"O günde ki (bütün) sırlar yoklanıp, meydana çıkarılacaktır. Artık onun için ne bir kudret, ne,de bir yardımcı vardır..."

buyurmuştur.

İ'rab

Ayetin başındaki “Yevme” kelimesi, “Rac'ihi” ifâdesi ile mansubtur. Binâenaleyh, bu ifadedeki "hüve" zamirini, "su, meni"ye raci kılıp, bunu, o suyun "sulb" ile "terâib"den çıkması manasına ya da ilk hal manasına alanlara göre, bu zarf (Yevm) “Femâ lehu min kuvvetin” ifadesiyle mansub olmuş olur ki, buna göre mana, "O günde o kimsenin kuvveti yoktur" şeklinde olur.

“İbtila”nın Manası

Ayetteki “Tublâ” kelimesi, "sınanır, imtihan edilir, yoklanır" manasındadır. "Serâir" de, kalblerde saklı tutulan, inançlar, niyetler ile yapılan gizli işlerdir. Bu imtihan ve denemenin keyfiyeti hususunda şöyle birkaç görüş ileri sürülmüştür:

1) Kaffâl'ın ileri sürdüğüne göre, buradaki "imtihan" şudur: Kıyamet gününde insanın amelleri, kendisine sunulur ve söylenilenlerin yapılanlara uygun mudur değil midir bilinebilmesi için, meleklerin, kişinin amellerini ayrıntılı bir biçimde yazdıkları o sahifelere de bakılır. İşte kıyamet günündeki muhasebe, bu tarz üzere cereyan. edeceği için, buna "ibtilâ ve imtihan" denilebilir. Cenâb-ı Hak hernekadar, o insanların yaptıklarının ve yapmadıklarının tafsilatını biliyor ise de, kulları açısından bu işlem bir imtihan olarak görüleceği için, bu işe bu adın verilmiş olması uzak bir ihtimal değildir.

2) Bu işlere, kendilerinden dolayı, sahiplerinin mükafaat veya cezaya müstehak olmaları sebebiyle, bu adın verilmiş olması da mümkündür. Çünkü, nice fiil vardır ki, dışı güzel, içi ise, çirkindir. Bunun aksine olanlar da vardır. Binâenaleyh, bu fiillerin denenip gözden geçirilmesi, racih olanın ne, mercuh olanın ne olduğunun anlaşılabilmesi için, bu birbiriyle çelişen durumlarla tercihe medar olan şeylerin bulunup ortaya konulmasıdır.

3) Ebû Müslim şöyle demektedir: "Cenâb-ı Hakk'ın, “Veneblu ehbarakum” (Muhammed, 47/31) ve “Velenebluvennekum” (Muhammed, 47/31) ifadelerinde olduğu gibi, hem bir şeyi ortaya koymak için, hem de imtihan etmek için kullanılır."

Öte yandan müfessirler şöyle demektedirler: "Allah'la kulu arasında olan bu sırlar, kıyamet gününde, iyisi kötüsünden, bunları yapan yapmayandan ayırdedilip ortaya konulsun, denir.." Bu, İbn Ömer (radıyallahü anh)'in, "Allahü teâlâ kıyamet gününde, o amellerden yapılan her gizli şeyi ortaya kor. Böylece de bu, kimi yüzlerde bir güzellik meydana getirirken, kimi yüzlerde de bir leke meydana getirir. Yani, bu işleri güzel bir biçimde yapan kimselerin yüzleri aydınlık; zayi eden kimselerin ise yüzleri, bulanık, siyah olur" şeklindeki sözünün manasıdır.

Kulun Kudretinin Olmayacağı Gün

Bu ayet, o günde kulun herhangi bir kudretinin olmayacağına delalet etmektedir. Çünkü, insanın kuvveti, ya kendisinden kaynaklanır, yahut başka bir şeyden. Birincisi, ayetteki, "Artık onun için ne bir kötülük... vardır" İkincisi de, "ne de bir yardımcısı vardır..." ifadesiyle nefyedilmiştir. Buna göre mana, "İnsanın, sayesinde, başına gelecek o azapları kendisinden uzaklaştırabileceği bir kudreti olamayacağı gibi, bunu savuşturma hususunda kendisine yardım eden bir yardımcısı da olmayacaktır" şeklinde olur. Ayetin ifadesinin bir zecr, kınama, men olduğunda ise şüphe yoktur, “Min kuvvetin” ifadesinin başına, "olumsuz bir siyakta “Min” harf-i cerrinin gelmesinin manası, kuvvetin azının da çoğunun da bulunmayacağını ifade etmek için olup, buna göre adeta, "İnsan için, o günde, hiçbir kuvvet, hiçbir yardımcı yoktur" denilmek istenmiştir.

Şefaatin Olmayacağı Gün

"Şefaatin olmayacağı hususunda, bu ayetin de delil olarak getirilmesi mümkündür. Bu yönüyle bu ayet, Cenâb-ı Hakk'ın tıpkı, "Hiçbir nefsin, hiçbir kimseye, hiçbir surette fayda vermeyeceği... o günde" Bakara, 2/123) ayeti gibi olmuş olur" denilirse, bunun cevabı daha önce geçmişti.

Kur'ân Kesin Hükümdür

10 ﴿