20

"Hayır. Siz bilakis yetime iyilik etmezsiniz. Yoksula yedirmek için birbirinizi kandıramazsınız. Mirası helal, haram demeyip alabildiğinize yersiniz. Malı pekçok seversiniz..." .

Bil ki Allahü teâlâ, onların o şüphelerini nakledince, “Kellâ” "Hayır" buyurmuştur. Ki bu, insanı, söylediği sözden vazgeçmeye davet eden bir ifadedir. İbn Abbas, ayetteki mananın "Benim nezdimde kerim olduğu için onu zenginlikle; yine benim nezdimde hor ve hakir olduğu için berikini de fakirlikle imtihan etmiş değilim..." şeklinde olduğunu söylemiştir. Tam aksine bu, ya ehl-i sünnet açısından, sırf kaza, kader, meşiet ve herhangi bir sebebe bağlanmaktan uzak bir hükümden dolayıdır; yahut da, Mutezileye göre, sadece Cenâb-ı Hakk'ın bilebileceği gizli bir maslahattan dolayıdır. Binâenaleyh, bu demektir ki, Allah kafirin rızkını bolca verir, ama bu, kafir O'nun nezdinde kerim olduğu için değil; mü'minin rızkını da kıt verir, ama bu da, mü'min O'nun nezdinde hor ve hakir olduğu için değil...

Cenâb-ı Hak, onlaın o şüphelerini nakledince, adeta, "Tam aksine onların bu sözden daha şerli fiilleri vardır. Bu da, Cenâb-ı Hakk'ın, onlara mal çokluğu ile ikramda bulunup, fakat buna mukabil onların, o maldan, yetime yapmaları gereken ikramı yapmamalarıdır" buyurarak, "Hayır. Siz bilakis yetime iyilik etmezsiniz" demiştir.

Bu ifadeyle ilgili birkaç mesele vardır:

Farklı Kıraatler

Ebû Amr, “Lâ tukrimune” fiilini, hem de bundan sonra gelen fiilleri yâ ile okumuştur. Bu böyledir, zira önce "insan"dan bahsedilip, bu insan sözüyle de cins ve kesret kastedilince, insan da, gaıb lafzı üzere olan bir lafız olunca, “Yuhibbune” ve “Yukrimune” gibi kelimeleri de, buna hamlederek yâ ile okumuştur. Ama, bu fiilleri, “Tukrimune”, “Tuhâdune”, “Te'kulune” ve “Tuhibbune” şeklinde tâ ile okuyanlara gelince, kelamın takdiri, "Ey Muhammed, onlara şöyle şöyle söyle..." şeklinde olur.

Nüzul sebebi

Mukâtil şöyle der: Kudame İbn Maz'un, Umeyye Ibn Halef'in evinde, bir yetim idi. Dolayısıyla Ümeyye onun hakkını vermiyor, onun hakkını yiyordu. Bu ayet onun hakkında indi.

Yetime İkram Etmeme Ne Demektir?

Bil ki, yetime ikramı terketme, birkaç şekildedir:

1) Ona iyi davranmamak. Cenâb-ı Hakk'ın, "Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmezsiniz" ifadesiyle buna işaret edilmektedir.

2) Onu, mirastaki belli ve kesin hakkından men etmek ve malını yemek... Cenâb-ı Hakk'ın, "Mirası helal haram demeyip alabildiğine yersiniz..." ayetiyle buna işaret edilmektedir.

3) Elinden malını almak... Cenâb-ı Hakk'ın, "Malı pekçok seversiniz..." ayetiyle de buna işaret edilmiştir. Yani, "Yetimlerin mallarını alır, onu, kendi malına katarsınız..." demektir.

Yoksul İçin Çalışma

Cenâb-ı Hakk'ın “Velâ tehâddune alâ taâmi'l-miskin” ifâdesine gelince, Mukâtil, bunun manasının, "Hiçbir yoksulu yedirmezsiniz" şeklinde olduğunu, buna göre genel mananın, "O, yüce Allah'a inanmıyor, yoksulu yedirmeye de teşvik etmiyordu..." (Hakka, 69/34) ayetinde de olduğu gibi, "Sizler, onu yedirmeyi emretmiyorsunuz" şeklinde olur.

Kıraat

Bu ifadeyi “tehâddune” şeklinde okuyan kimse, bu okuyuşuyla “tetehâddune” sığasını kastetmiştir ki, burada “tefeâlune” vezninin bir tâ'sı düşmüştür. Yani, "Birbirinizi teşvik etmiyorsunuz" demektir. İbn Mes'ûd'un kıraatinde ise, kelime “Elmuhâdduhu” masdanndan olmak üzere, tâ'nın dammesiyle “Velâ tehâddune” şeklinde okunmaktadır.

Haram Mirasa Aldırmama

Cenâb-ı Hakk'ın, "Mirası, helal haram demeyip alabildiğine yersiniz..." ifadesine gelince, bununla ilgili birkaç mesele vardır:

“Et-turâsu” Kelimesinin İrabı

Dil alimleri, “Et-turâsu” kelimesinin aslının “El-vurâsu” olduğunu, buradaki dammeli vâv'ın tâ'ya çevrildiğini, bunun tıpkı “vâcehu” fiilinden olan “El-vucâu”kelimesinin, “Et-tucâhu” şeklinde kalbolması gibi olduğunu söylemişlerdir.

"el-lemm" Kelimesi Hakkında

el-Leys, "el-lemm" kelimesinin, "yoğun topluluk, yığın" anlamına geldiğini, "kalabalık alay" anlamına gelen “ketibete melmumete” ifadesiyle, "çok sert taş" anlamına gelen “hacerun melmuhun” ifadelerinin bu manayı taşıdığını söylemiştir. Nitekim tirid yiyen kimse de, onu bir araya toplar, derken onu bir lokma haline getirir ve sonra da onu yer ki bu durum “Lememtu mâ ale'l-hivâni” deyimi ile anlatılır. Yani, "onda bulunanı derip toplayıp, lokma halin getirerek yedim..." demektir.

İmdi, "el-lemmu" kelimesinin lügavi manası, toplamaktır.

İfadenin Tefsiri

İfadenin tefsirine gelince, bu hususta birkaç vecih vardır:

1) Vahidî şöyle demiştir: "Müfessirler, Cenâb-ı Hakk'ın “Eklen lemmâ” ifâdesi hakkında, "çok, fazla bir yeyişle..." yorumunu yapmışlardır." Ne var ki bu, kelime manası yönünden bir hal yolu olup, tefsir değildir. Bunun tefsirine gelince, "lemmu" kelimesi bir masdar olup, "yeme" fiilinin sıfatı kılınmıştır. Bununla murad edilense, ismi fail manasıdır. Yani, "Derip toplayan, yemek suretiyle onun tamamını tüketebilecek olan bir acıkmış kimse gibi..." demektir.

Zeccâc şunu söylemiştir: "Onlar, yetimlerin mallarını hem israf ederek hem de kendi mallarına katarak yiyorlardı. Bunun üzerine de Cenâb-ı Hak, "Mirası, helal haram demeyip alabildiğine yersiniz.." buyurmuştur. Yani, "Yetimlerin mirasını alabildiğine yer, hepsini kendi elinizde toplarsınız" demektir."

Hasan el-Basrî de "Onlar, hem yetimlerin paylarını yiyorlardı, hem de, onların sahiplerinin (veli, vasî) mallarını. Böylece, başkalarının paylarını kendi paylarına katıyorlardı" demiştir.

2) Meyyitten geriye kalan malın bir kısmı helaldir, bir kısmı şüphelidir, bir kısmı ise haramdır. Varis ise tamamını toplar. Yani, onu birbirine katar, hepsini alır ve yer.

3) Keşşaf sahibi şöyle demiştir: "Bu ayetteki kınamanın, kolay bir yoldan, alınteri dökmeksizin mal elde edip de, onu harcamada israf eden, saçıp savurarak onu yiyen; böylece de, tıpkı batıl olup giden mirasçıların yaptığı gibi, şüpheli yiyecek, içecek ve haz vesilelerini birbirine katan varise müteveccih olması caizdir."

Dünya Malına Perestiş

Cenâb-ı Hakk'ın, “Vetuhibbune'l-mâle hubben cemmâ” "Malı pekçok seversiniz" ayetine gelince,

“Cemme” Kelimesi Hakkında

Bil ki, cemm kelimesi de, "çokluk, kesret" manasına gelir. Nitekim Arapça'da, “Cemme'ş-şey'u, yecummu, cumumen” "Şey çok oldu - çok olur - çok olmak" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade hem mal, hem de başka şeyler hakkında kullanılır. Meselâ “Şey'un cemimun ve câmmun” denilebilir. Ebû Amr da, “cemme, yecummu” kelimesinin çoğalmak..." anlamına geldiğini ifade etmiştir. Buna göre mana, "Onlar (sizler) malı çok mu çok, aşırı severler..." şeklinde olup, Cenâb-ı Hak böylece, onların sadece dünyaya hırs ve tamah gösterdiklerini, ahiret işinden ise yüz çevirdiklerini beyan etmiştir.

Kıyamet Manzaraları

20 ﴿