4

"Onu örtüp bürüdüğü zaman geceye..."

ayetine gelince, yani, "Gece gündüzü bürür de, böylece, gündüzün ziyasını izale eder, giderir" demektir. Bu ayet, bundan önceki ayetle ilgili olarak öne sürülen birinci görüşü (zamirin güneşe raci olduğu görüşünü), şu iki bakımdan destekler:

1) Gece, güneşi bürüyüp, ziyasını izale ettiğine göre, gece hakkında bahsedilen bu ifadenin zıddına olarak da, "Gündüz de güneşi açığa çıkarır" denilmesi güzel ve yerinde olur.

2) “Yeğşâhâ” ifâdesindeki “hâ” zamiri, ulemanın ittifakıyla "güneş"e racidir. Binâenaleyh, bu fasılalardaki zamirlerin sûrenin başından buraya kadar güneşe raci olabilmeleri için, “Cellâhâ” ifâdesindeki zamirin de, "güneş"e raci olması gerekir. Kaffâl şöyle der: "Bu dört kısım, ancak gerçekte güneş ile oluşan hususlardır. Ne varki, şu dört vasıf açısından böyle olur: Gündüz yükseldiğinde, güneşten kaynaklanan ışık... İşte bu vakit, canlıların, kamil manada, yeryüzüne yayıldıkları ve insanların maişetleri peşinde koşuştukları vakittir. Ayın, güneşi izlemesi, ışığını bundan atması da böyledir. Gündüzün gelmesi ile, güneşin doğuşu ve tamamen gözükmesi de böyledir. Gecenin gelmesi ile de, bunun aksinin tahakkuk etmesi de böyledir. Binâenaleyh, güneşin azameti hususunda kim biraz düşünür de, sonra da, akıl gözüyle bu güneşteki yaratılmışlık ve yapılmış olmasına dair sonsuz eser ve alametleri ve cüzlerden meydana gelmiş olan bir mürekkeb oluş halini müşahede etmeye çalışırsa, buradan, o güneşi yaratanın büyüklüğüne geçiş sağlar. Şanı yüce olan Allah'ı takdis ve tenzih ederiz.

Semayı İnşa Eden Kuvvet

Cenâb-ı Hak,

4 ﴿