6

"O gün insanlar amelleri kendilerine gösterilmek için bölük bölük döneceklerdir".

"Sudur", "vurûd"un zıddıdır. Çünkü "varid", gelene, "sâdır" da dönene denir. "Eştât" ise, "dağınık vaziyete" demektir. Binâenaleyh onların yere vurûd edip, yani gelip; yerden de kıyamet meydanına sudur etmeleri, yani dönmeleri muhtemel olduğu gibi, hesab için kıyamet meydanına "vurûd" etmeleri, oradan da mükafaat ve ceza yerlerine "sudur" etmeleri de mümkündür. Çünkü ayetteki "eştât", birinci manaya; "sudur" lafzı da ikinci manaya da uygundur. Ayetteki "Amelleri kendilerine gösterilmek için" ifadesi birinci manaya daha yakın bir ifadedir. Çünkü hakikat manasına, onların amellerini defterlerine yazılmış olarak görmeleri, amellerinin mükafatını görmeleri ihtimalinden daha muhtemeldir. Bununla beraber, amellerinin mukafaatını görme manasında geçerlidir.

Eştâtâ

Ayetteki "eştât" hususunda şu izahlar yapılabilir:

1) Kıyamettekilerin bir kısmı, durak yerlerine binitli olarak, güzel elbiselerle, yüzleri bembeyaz ve önlerinde, "işte Allah'ın velileri" diye nida eden bir münadi bulunduğu halde giderlerken; diğer bir kısmı yüzleri simsiyah, yalın ayak, baş açık, zincirlerle ve bukağılarla bağlı olarak ve önlerinde "işte Allah'ın düşmanları" diye nida eden bir münadi bulunduğu halde götürülürler.

2) "Eştât" kelimesi,her fırka,kendi benzeriyle birlikte, yani yahudi yahudi ile, hristiyan hristiyan ile birlikte olur" demektir.

3) Bu, "Yeryüzünün her bölgesinden gelerek" demektir. Hak teâlâ daha sonra, bu gelişin maksadını anlatarak, "Amelleri kendilerine gösterilmek için" buyurmuştur. Bazıları bu ifadeye, "Amel defterlerini görmeleri için..." manasını vermiş ve "Çünkü amel defteri kişinin önüne konur ve "işte talakın, işte alış verişin işte..." Sen bunu gördün mü?" denir. Halbuki görünen şey, yaptıkları değil, yazılı olan şeylerdir" demişlerdir. Bazıları da, "Amellerinin karşılığını görmek için..." manasını vermişlerdir. Bu karşılık da cennet veya cehennemdir. En uygun karşılık olduğu için ceza (karşılığına) yerine, "amelleri" kelimesi kullanılmıştır. Böylece o ceza (karşılık) amelin bizzat kendisi gibi olmuş olur. .Halbuki bu gibi yerlerde mecazi mana, hakiki manadan daha uygun ve kuvvetli olur. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu ifadeyi, yâ'nın fethasıyla "Görsünler idye" şeklinde de okumuştur.

Zerre Miktarı Hayır ve Şer

6 ﴿