8"Sonra andolsun o gün elbet ve elbet size nimet(ler) sorulacaktır". Bu ayetle ilgili iki mesele var: Bu, kimlere nimetlerin hesabı sorulacağı hususundadır. Bu hususta iki görüş var: Birinci Görüş: Daha açık olan bu görüşe göre, nimetlerin, sorulacağı kimseler kafirlerdir. Hasan el-Basri, cehennemliklerden başka, hiç kimse nimetlerden hesaba çekilmeyecek. Bunun delili ise şu iki şeydir: 1) Rivayet olunduğuna göre, Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh), bu ayet nazil olunca, "Ey Allah'ın Resulü, söyler misin, hani seninle birlikte, Ebu'l-Heysem İbn et-Tîhân'ın evinde arpa-ekmeği, et ve olgunlaşmamış hurma yemiş ve tatlı su içmiştik. Bu, kendisinden hesaba çekileceğimiz nimetlerden midir?" dedi. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Bu (hesaba çekiliş), kafirler içindir" demiş ve "Nankörlerden-kafirlerden başkasını cezalandırmayız" (Sebe, 17) ayetini okumuştur. 2) Ayetin zahiri de bunun delilidir. Çünkü kafirleri, dünyalıklarla övünmeleri, dünyanın lezzetleri ile böbürlenmeleri, onları Allah'a taat ve şükürden alıkoymuştur. Böylece Allahü teâlâ, kafirler dünyada iken, kendilerinin mutluluk sebebi saydıkları bu şeylerin, ahirette kendileri için en büyük şekavet sebeplerinden olduğunu anlasınlar diye, Allahü teâlâ, Kıyamet günü bu nimetleri soracaktır. İkinci Görüş: "Bu hesab, hem mü'min, hem kâfir hakkında genel bir durumdur." Bu görüşte olanlar, görüşlerine şu hadisleri, delil getirirler. Ebû Hureyre (radıyallahü anh), Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kulun, kıyamet gününde, hesaba çekileceği ilk şey, nimetlerdir. Binâenaleyh o kula, "Sana beden sıhhati vermedik mi, seni soğuk suya kandırmadık mı?" denilir" Tirmizi, tefsir, 89 (5/448). Mahmud b. Lebîd şöyle der: "Bu süre nazil olunca, ashab, "Ey Allah'ın Resulü, biz hancfi nimetten mesul olacakmışız? Yediğimiz hurma, içtiğimiz su... Kılıçlarımız, koltuğumuzun altında, düşman önümüzde, daha hangi nimetten sorulacağız" dediler de, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Bu (hesabı sorulacak) nimetler ileride olacak" buyurdu. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ya Resûlellah, "Biz malımızı -mülkümüzü bırakıp, yurtlarımızı terketmiş kimseler olarak, daha hangi nimetlerden hesaba sorulacağız?" deyince, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) "Bunlar, 'soğuk ile sıcaktan koruyan ev, ağaç ve çadırlarınızın gölgeleri ile, sıcak bir gündeki soğuk su nimetleridir." Şu hadis-i şerifin manası da buna yakındır: "Kim evinde güvenlik içinde, bedenen sıhhatli olur, yanında da birgünlük yiyeceği bulunursa, dünya bütün kenar-bucağı ile bu kimsenin önüne konulmuş gibi olur." Ibn Mace, zühd, 9 (2/1387). Rivayet olunduğuna göre, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir genç müslüman olur, derken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bu gence, Tekâsür Sûresi'ni öğretir, sonra da, onu bir kadınla evlendirir. O, hanımının yanına girip de, onca çeyizleri ve nimetleri görünce, geri çıkar ve "Ben bunu istemem" der. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bunun sebebini sorunca o, "Sen bana, "Sonra andolsun o gün elbet ve elbet size nimetlerden sorulacaktır" ayetini öğretmedin mi? Ben bu nimetlerin hesabını veremem" dedi." Hazret-i Enes (radıyallahü anh)'den rivayet edildiğine göre, bu ayet nazil olunca, bir fakir kalktı da, "Benim üzerimde nimet namına birşey var mı?" dedi. Bunun üzerine, "Gölge, ayakkabı ve soğuk su nimetleri (var ya)?" denildi. Bu husustaki en meşhur haber, rivayet edilen şu husustur: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gece Mescid'e çıkar, çok geçmeden, Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh) da çıkagelir. Bunun üzerine, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Ey Ebâ Bekir seni evinden çıkaran şey nedir?" deyince, o, "Açlık" der. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Allah'a yemin ederim ki, beni evimden çıkaran şey de, seni çıkaranın aynısıdır" der. Derken, Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) gelir ve aynı şeyi söyler. Bunun üzerine, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Haydi Ebu'l-Heysem'in evine gidelim" der ve Ebu'l-Heysem'in evine giderler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kapıyı üç kez vurur. Fakat hiç kimse cevap vermez. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), gitmek için döner. Tam o sırada, evin hanımı kapıya çıkar ve "Ey Allah'ın Resulü sesini-selamını duyduk. Fakat daha fazla selam vermeni istediğimiz için ses çıkarmadık" diye seslenir. Bunun üzerine, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Hayırlar olsun" der. Sonra kadın, "Anam-babam sana kurban olsun. Ebu'l-Heysem, bize tatlı su getirmek için çıktı" der ve bir sa' (ölçek) arpa alır, öğütür ve ekmek yapar. Ebu'l-Heysem gelince de, beraber yerler-içerler. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "İşte bu, sorulacak nimetlerdendir" Nesai, vasiya, 4 (6/246). buyurur. Yine rivayet olunduğuna göre, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kul dört şeyden, yani ömründen, malından, gençliğinden ve amelinden hesaba çekilmedikçe yerinden kıpırdayamaz" Tirmizi, Kıyame 1 (4/612). Mu'âz (radıyallahü anh) da, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:"Kul, kıyamet gününde, gözlerinin sürmesinden de, parmağıyla uf attığı çamurdan da, kardeşinin elbisesine dokunmasından da hesaba çekilecek." Bil ki evlâ olan, ayetin ifadelin, mü'min ve kafir herkes hakkında genel olmasıdır. Fakat nimetlerden hesaba çekilme, şükrü terkettiği için, kafir için birterbîh (kınama); şükrünü eda edip, itaatta bulunduğu için, mü'min hakkında, bir şeref bahsetme vesilesidir. Alimler, hesap sebebi olan nimetlerin neler olduğu hususunda şu izahları yapmışlardır: 1) Rivayet olunduğuna göre bunlar, beştir: karın doyurma, soğuk su içme, uyku lezzeti, evlerin gölgesi ve sıhhat... 2) İbn Mes'ûd (radıyallahü anh), bunların, emniyet, sıhhat ve boş vakit olduğunu söylemiştir. 3) İbn Abbas (radıyallahü anh), "Bunlar, sıhhat ve yeme-içme gibi diğer leziz şeylerdir" demiştir. 4) Bazıları da bu nimetlerin, duyma ve görme duygularından faydalanma olduğunu söylemişlerdir. 5) Hasan b. Fazl, "Bunlar, serî hükümlerin hafifletilmiş olması ve Kur'ân'ın kolay kılınmış olmasıdır" der. 6) Ibn Ömer (radıyallahü anh), bunun soğuk su olduğunu söyler. 7) Muhammed el-Bakır ise, bunun afiyet ve sıhhat olduğunu söylemiştir. Câbir el-Cu'fîn'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Muhammed Bakır'ın yanına girdim. O, "Te'vilciler (tefsirciler), "Sonra ... size nimetlerden sorulacak" ayeti hakkında ne derler?" deyince, ben, "Hesabı sorulacak nimetlerin, gölge ve soğuk su" olduğunu söylüyorlar" dedim. Bunun üzerine, "Şimdi sen evine, birini misafir etsen, gölgede oturtsan ve ona soğuk su içirtsen, bunu onun başına kakar mısın?" dedi. Ben, "Hayır" deyince o, "Allahü teâlâ da, kuluna yedirip, içirip, sonra da ona bunun hesabını sormayacak derecede kerimdir, cömerttir" dedi. Bunun üzerine, "Peki o halde, bu ayetin tefsiri nasıl olur?" dediğimde, "Naîm (nimetler), Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'dır. Allah onu bu aleme nimet olarak göndermiş ve onun sebebiyle alemdekileri dalaletten kurtarmıştır. Peki sen Allah'ın, "Anâolsun ki Allah, içlerinden bir peygamber gönderdiği için, mü'minlere lütfetmiştir" (Al-i imran, 164) ayetini duymadın mı?" der. 8) İnsanlar, yeme, içme, ev gibi şeylerin fazlalarından hesaba çekilecekler. 9) En evlâ olan bu görüşe göre, bu hesab bütün nimetlere şamildir. Bunun böyle olduğunun delili şunlardır: a) en-Nâîm'in başındaki elif-lâm istiğrak (genellik) ifade eder. b) Lafzı, ifade ettiği manaların bir kısmına hamledip, diğer kısımlarına hamletmemek daha uygun bir hareket değildir. Hele de delil, bu dünya menfaatlarım elde etmenin maksadının, kulun Allah'a kullukla meşgul olmasını sağlamak olduğuna delalet ederse... c) Hak teâlâ, "Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetlerimi hatırlayın" (Bakara, 40) buyurmuştur ki bu nimetlerle, o denizin yarılması, Firavun'un elinden kurtarılma, yemeleri için kudret helvası ve bıldırcın eti İndirilmesi gibi tüm nimetler kastedilmiştir. İşte burada da böyledir. d) Gerçek manada nimet, parçaları ve uzuvları bulunan bir bütün gibidir. Binâenaleyh "naîm" (nimet)e işaret edildiğinde, bunun içine, bütün parçalar girer. Bu tıpkı ilacın, pek çok maddelerin karışımından meydana gelmiş bir karışımın ismi olması gibidir. Binâenaleyh "İlaç" denilince, bu maddelerin hepsi bunun içine girer. Bil ki nimetler pek çok çeşittir: a) Açık-kapalı b) Bitişik-ayrı; c) Dinî-dünyevî... Mutluluğun çeşitlerini cins olarak, bu sûrenin başında zikretmiştik. Fakat bunları tür ve şahıs olarak (tek tek) saymaya gelince bu, "Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, sayamazsınız" (Nahl, 18) ayetinde de ifade edildiği gibi, mümkün değildir. Binâenaleyh Allah'ın, senin üzerindeki, sadece bedeninin sıhhati açısından olan nimetlerini bilmek için, doktorlara başvur. Ama doktorlar, gaflet bakımından en ileri kimselerdendir. Allah'ın gökleri ve yıldızları yaratmasında sana olan nimetlerini de müneccimlerden (astronomi ile uğraşanlardan) öğrenmeye çalış. Ama gelgör ki bunlar da o yaratıcıyı bilmeme bakımından, yine ileride olanlardandır. Allah'ın saltanatını da hükümdarlardan öğrenmeye çalış. Ama bunlar da insanların (iman açısından) en cahili kimselerdendir. İbn Ömer(radıyallahü anh)'in, ayette geçen nimetleri, "soğuksu" olarak tefsir etmesi, "soğuk su da bu nimetlerden biridir" manasınadır. Belki de bulunduğunda kendisine hiç kıymet verilmeyen, bulunamayınca ise alabildğine kıymet arzeden birşey olduğu için, İbn Ömer, bu nimeti, özellikle "su" diye tefsir etmiştir. İbnu's-Semmâhin Harun Reşîd'e söylediği şu söz de böyledir: "Bir çölde su içme ihtiyacı içine düşsen, bunun için mülkünün yarısını feda eder miydin? Birşey boğazına takıldığında, bunun için de mülkünün yarısını harcar miydin? İdrarın tıkandığında, bunun için bütün mülkünü vermez miydin? Binâenaleyh kıymetli iki içimlik su kadar olan mülküne aldanma." Yahut da cehennemlikler başka şeylerden en fazla suyu taleb ederler. (Bundan dolayı İbn Ömer, ayeti böyle tefsir etmiştir). Nitekim Allahü teâlâ, cehennemliklerin, cennetlikleri, "Bizim üzerimize su dökün" dediklerini haber vermiştir. Yahut da bu sûre, nimetler içinde yüzenler hakkında nazil olmuştur ve bunlar, özellikle soğuk suyu ve gölgeyi temin eden kimselerdir. Gerçek şu ki, ayette bahsi geçen hesaba çekme işi, hem mü'mini, hem de kafiri içine alan ve ister mutlaka tabii ihtiyaçlardan olsun, isterse fantazi (lüks) türünden olsun, tüm nimetlerden hesaba çekmeyi içine alır. Halbuki böyle değildir. Çünkü bütün bunların, Allah'ın masiyetine değil de, Allah'ın taatına harcanması gerekir. Böylece bu sorgulama, hepsinden olmuş olur. Ki bu hususu, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şu hadisi de tekid eder: "Kıyamet gününde kul, şu dört şeyden: ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye infak ettiğinden ve ilmiyle nasıl amel ettiğinden sorulmadıkça, kul, bir yere kıpırdayamaz." Tirmizi, Kıyam 1 (4/612). Binâenaleyh, Allah'tan olan tüm nimetler Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in bu hadisinde bahsettiği şeylerin içine dahildir demektir. Alimler, bu hesaba çekmenin nerede olacağı hususunda da ihtilaf etmişlerdir. Birinci Görüş: Bu iş, hesap durağında olacaktır. Buna göre şayet, "Bu doğru olmaz, çünkü Allahü teâlâ, bu sorgulamanın, "Sonra, andolsun.. elbet ve elbet size sorulacaktır..." buyurmak sureti ile, cehennemi bizzat görmeden sonra olacağını haber vermiştir. Halbuki, sorgulama yeri ve durağı, cehennemin fiilen görülmesinden öncedir" denilirse, biz deriz ki, ifâdesinin başındaki sonra" ile, "Sonra, size, sizin kıyamet gününde mesul olacağınızı haber veriyorum" manası kastedilmiş olup, bu, Cenâb-ı Hakk'ın tıpkı, "...Sonra da, iman edenlerden olun (Beled, 13-17) ayetleri gibidir. İkinci Görüş: Bunlar, cehenneme girdiklerinde, kendileriyle alay etmek için o nimetler onlara sorulacaktır. Nitekim Cenâb-ı Hak da, "Oraya her ne zaman bir grup atılırsa, o cehennem bekçileri onlara ... sorar..." (Mülk,8) ve "Sizi cehenneme sokan nedir?" (Mûddessir, 42) buyurmuştur. |
﴾ 8 ﴿