22

Dediler ki: "Ey Mûsa, orada zorba bir topluluk var. Doğrusu onlar oradan çıkmadıkça biz de oraya asla girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de o zaman gireriz."

"Dediler ki; Ey Mûsa, orada zorba bir topluluk var." Yani, iri yan, uzun boylu kimseler var. Buna dair açıklamalar az önce geçti. Uzun boylu hurma anlamında denilir. Cebbar, ululanan, zillet ve fakirlikten uzak kalan kimse demektir. ez-Zeccâc der ki: İnsanlardan cebbar kişi zorba demektir. Bu da insanları istediği şeyi yapmaya cebreden (mecbur eden zorlayan) kimse demektir. Buna göre bu kelimenin aslı, zorlamak (ikrah) demek olan icbardan gelmektedir. Böyle bir kişi, başkalarını istediği şeyi yapmaya cebreder, zorlar.

Bunun, kemiğin cebredilmesinden alındığı da söylenmiştir. Buna göre ise "cebbardın asıl anlamı, kendi işini ıslah eden, düzelten demektir. Daha sonra ise hak veya batıl olsun kendisine menfaat sağlayan her kimse hakkında kullanılır, olmuştur. Şöyle de denilmiştir: Kemiğin cebredilmesi (kırık kemiğin kaynaması) da aynı şekilde zorlama anlamı ile alakalıdır

el-Ferrâ' der ki: Ben, "fe'ârveznine vezninden sokulmuş yalnızca iki kelime biliyorum. Bunlardan birisi Cebbar, zorba kelimesi, elan, diğeri ise Yetişen kelimesi de den gelmiştir.

Diğer taraftan şöyle de denilmektedir: Bu zorba kimseler, Âd kavminin kalıntıları idi. Yine denildiğine göre bunlar, İshâk oğlu İso'nun soyundandırlar. Bunlar Rumlardan idiler. Ûc b. el-Anek de beraberlerinde idi. Onun boyu ise, üçbin üçyüz otuzüç zira imiş. Bunu İbn Ömer söylemiştir. Uc, elindeki bastonu ile bulutlan çeker bulutlardan su içer, denizin dibinden balıkları alır, güneşe doğru kaldırarak güneşin hareretinde balığı kızartır sonra da yermiş. Nûh (aleyhisselâm)'ın tufanı olduğu sırada, yükselen sular, dizkapaklarını aşmamıştı, O sırada ise, üçbin altıyüz yaşında idi. Hazret-i Mûsa'nın askerleri kadar bir kaya parçasını üzerlerine atmak için sökmüş, ancak yüce Allah bir kuş göndermiş bu kuş o kaya parçasını gagasına atmış ve bu kaya parçası Ucun boynuna düşerek onu yere yıkmış. On zira (arşın) uzunluğunda olan Hazret-i Mûsa da yine on zira uzunluğundaki sopası ile gelmiş, ayrıca yukarı doğru on zira daha yükseltildiği halde ancak onun yere yıkılmış haliyle topuğuna kadar yükseltilmiş ve onu öldürmüştü.

Şöyle de denilmiştir: Hazret-i Mûsa onu, topuğunun altındaki sinirine vurmuş, böylece onu yere yıkarak Ûc ölmüştü. Ûc, Mısır'daki Nil nehrine düşmüş ve bir sene boyunca nehirde onlara köprü vazifesini görmüştü. Bu anlamdaki rivâyetleri, birtakım farklı lâfızlarla birlikte Muhammed b. İshâk, Taberî, Mekkîve başkaları zikretmiştir. el-Kelbî der ki: Ûc, Harut İle Marutun zina ettikleri ve bunun sonucunda hamile kalmış kadının çocuklarındandı. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

"Doğrusu onlar, oradan çıkmadıkça" âyetinde kast edilenin İlya beldesi veya Eriha olduğu söylenmiştir; yani Savaşsız, olarak orayı onlar bize teslim etmedikçe

"biz de oraya asla girmeyiz."

Şöyle de denilmiştir: Onlar, bu sözleri zorbalardan korktukları için söylemişlerdi. Yoksa, isyan kastı ile söylememişlerdi. Çünkü onlar:

"Eğer oradan çıkarlarsa, biz de o zaman gireriz" demişlerdi.

22 ﴿