28

(Hâbil Kabil'e demişti ki): "Yemin ederim eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.

Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1- Nefsi Müdafaa:

"Yemin ederim eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da..."

âyetinin anlamı şudur: Sen, beni öldürmek İsteyecek olsan dahi, ben seni öldürmek istemem. Bu, onun bir teslimiyet gösterdiğini ifade eder. Haberde ise: "Fitne başgösterdiği takdirde Âdem'in iki oğlunun hayırlıları gibi olun" denildiği rivâyet edilmiştir. Ebû Dâvûd da Sa'd b. Ebi Vakkas'dan şöyle dediğini rivâyet eder: Ey Allah'ın Rasulü dedim. (Beni öldürmek kastıyla) evime girse ve beni öldürmek için elini uzatsa (ben ne yapayım)? Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Âdem'in iki oğlunun daha hayırlısı olan gibi ol."

Sonra da şu:

"Yemin ederim, eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatsanda..." âyetini okudu, Ebû Dâvûd, Fiten 2; ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 29; Müsned, IT 185. Mücahid der ki: O dönemlerde onların üzerindeki farz hüküm, herhangi birisinin kılıç çekmemesi ve buna karşılık kendini öldürmek isteyene karşı da korunmaması ve kendisini savunmaması şeklinde idi.

İlim adamlarımız der ki: Bu, Allah'ın kendisine bu şekilde ibadet edilmesi isteğine dair âyetin varid olmasının câiz olduğu hususlardandır. Şu kadar var ki, bizim şeriatimizde saldırganı defetmek icma ile cate kabul edilmiştir. Saldırgana karşı savunmaya geçmenin vücubu hususunda ise görüş ayrılığı vardır. Daha sahih olan bunun vacib olduğudur Çünkü böyle birşey bile münkerden sakındırmaktır. Haşviyye arasında saldırıya uğrayan kimsenin savunmaya geçmesini câiz kabul etmeyen kimseler vardır. Bunlar ise, Ebû Zer'in hadisini delil diye gösterirler. Bk. Ebû Dâvûd, Fiten 2; İbn Mâce, Fiten 10; Müsned, V, 163

İlim adamları ise bunu, -et-Tezkıre adlı kitabımızda da açıkladığımız üzere- fitne zamanında çarpışmayı terk etmeye ve şüpheli hallerde kendisini başkasına el uzatmaktan alıkoymaya yorumlamışlardır.

Abdullah b. Amr ile insanların büyük çoğunluğu şöyle demektedir: Habii, Kabil'den daha güçlü olmakla birlikte o, günaha girmekten kaçındı

İbn Atiyye der ki: Daha sahih olan da budur. İşte buradan Kabilin kâfir değil de, sadece bir isyankâr olduğu kanaati güç kazanmaktadır Çünkü, eğer Kabil kâfir bir kimse olsaydı, böyle bir durumda onu öldürmekten çekinmenin açıklanır bir tarafı olmazdı. Bu gibi durumlarda çekinme, çekinen kimsenin muvahhid bir kimseyi öldürmekten kaçınması ve âhirette mükâfat görmek için de zulmedilmeye razı olması şeklinde açıklanabilir. İşte Osman (radıyallahü anh) da böyle davranmıştır.

Âyetin anlamının şöyle olduğu da söylenmiştir: Ben, seni öldürme kastını güdemem. Sadece kendimi savunma kastıyla davranabilirim. Buna binaen şöyle denilmiştir: Habil uykuda iken, Kabil gelip -ileride açıklanacağı üzere- bir taş ile kafasını ezdi. İnsanın kendisini öldürmek isteyene karşı kendisini savunması, saldırganı öldürmek sonucunu verse dahi caizdir.

Yine şöyle denilmiştir: Sen, beni öldürmek için işe başlayacak olsan dahi ben, öldürmeyi başlatan olmam. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: O, bu sözleriyle şunu kastetmek istemiştir: Sen, zulmen ve haksızca bana elini uzatacak olsan dahi, yemin olsun ben, zulmedecek değilim. Çünkü, şüphesiz ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.

28 ﴿