33Allah'a ve Rasûlune karşı Savaşanlarla ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri yahut asılmaları yahut ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut yer (lerin) den sürülmeleridir. Bu onlara dünyada bir horluktur. Âhirette ise onlara pek büyük bir azap vardır. Âyetlere dair açıklamalarımızı onbeş başlık halinde sunacağız: İnsanlar, bu âyeti kerimenin nüzul sebebi hususunda farklı görüşlere sahiptir. Cumhûrun kabul ettiği görüş ise, bu âyet-i kerimenin Uraniler hakkında nâzil olduğudur Lâfız Ebû Dâvûd'un olmak üzere, hadis İmâmlan Enes b. Mâlik'ten şöyle dediğini rivâyet etmektedirler: Ukl'den -veya Ureynelilerden de demiştir- bir topluluk, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın huzuruna geldi. Medine'nin havası kendilerini rahatsız etti. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlar için süt veren bir takım develeri tahsis etti. O develerin sidiklerinden ve sütlerinden içmelerini emretti. Bunun üzerine onlar da kalkıp gittiler. Sağlıklarına kavuştukları vakit, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in çobanını öldürdüler. Davarları önlerine katıp götürdüler. Sabah erken vakitte onların bu yaptıkları Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e ulaşınca, o da arkalarına takipçi gönderdi. Gün yükseldiği sırada yakalanıp getirildiler. Hazret-i Peygamberin verdiği emir üzerine el ve ayakları kesildi, gözlerini çıkardi. Medine'nin kara taşlığına bırakıldılar. Su istiyorlar, onlara su verilmiyordu. Ebû Kılabe (Hadisi Enes b. Mâlikîten rivâyet edendir) dedi ki: İşte bunlar, hırsızlık yaptılar, adam öldürdüler, îman ettikten sonra kâfir oldular, Allah'a ve Rasûlune karşı Savaş açtılar. Ebû Dâvûd, Hudûd 3, Hadis no: 4364, Bir rivâyette de şöyle dinilmektedir: (Hazret-i Peygamber) emir vererek, çiviler kızdınlıp gözlerine mü çekildi. Ellerini ve ayaklarını kestirdi, buna karşılık (kestirdiği yerlerinden akan kanın kesilmesi için) onları dağlamadı. Ebû Dâvûd, Hudûd, 3, Hadis no: 4365. Yine bir rivâyette şöyle denilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları takib edip yakalamak üzere iz takib etmeyi bilen bir takım kimseleri gönderdi ve onlar yakalanıp getirildiler İşte bunun üzerine yüce Allah da: "Allah'a ve Rasülüne karşı Savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak...." âyeti nâzil oldu. Ebû. Davud, Hudûd 3, Hadis no: 4366. Yine bir rivâyette Enes şöyle demiştir: Onlardan birisinin susuzluktan yeri ısırdığım gördüm. Nihayet öldüler. Ebû Dâvûd Hudûd 3, hadîs no: 4367. Buhârîde de şöyle denilmektedir: Cerir b. Abdullah rivâyet ettiği hadisinde şöyle der: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni bir grup müslüman ile birlikte gönderdi. Nihayet onlara yetiştik. Kendi topraklarına varmak üzere idiler. Onları yakalayıp Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın huzuruna getirdik. Cerir der ki; Onlar su diyorlardı, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ise: "Âteş" diyordu. Tarih ve Siyer âlimlerin naklettiklerine göre bunlar, çobanın el ve ayaklarını kesmişler, gözüne de diken batırmışlardı. Nihayet çoban da ölmüştü. Medine'ye ölü olarak getirildi. İsmi Yesar idi. Aslen Nûbe'li (Sudanlı") idi. Mürtedlerin yaptıkları bu iş ise hicretin altıncı yılında olmuştu, Enes'ten gelen bazı rivyetlerde ise şöyle denilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları öldürdükten sonra ateşte yakmıştı. Buhârî Cihad 152, Meğâzi 36, 37, Hudûd 15-18, Diyât 22; Müslim Kasame 9-14, Ebû Dâvûd, Diyat 3; Tirmizî, Tahâre 55;-Nesâî, Tahâre 190, Tahrimu'd-Dem 7-9, İbn Mâce, Hudûd 20; Müsned, III, 107s 163,170, 177,186,198, 205, 233, 287, 290. İbn Abbâs ve ed-Dahhâk'tan rivâyet edildiğine göre, bu âyet-i kerîme, kitap ehlinden olan bir topluluk sebebiyle nâzil olmuştu. Bunlarla Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) arasında bir antlaşma vardı. Kitab ehlinden olanlar bu antlaşmayı bozdular, yol kestiler ve yeryüzünde fesat çıkardılar. Ebû Dâvûd'un Mûsannef inde de İbn Abbâs'tan şöyle dediği rivâyet edilmektedir: "Allah'a ve Rasulüne karşı Savaşanların," "Allah çok mağfiret edicidir, çok merhamet sahibidir" âyetine kadar olan iki âyet-i kerîme, müşrikler hakkında nâzil olmuştur. Onlardan kendilerine güç yetirilmezden Önce, (Ebû Dâvûd'da Tevbe etmeden önce) yakalanan kimselerin bu durumu kendisine işlemiş olduğu suçun haddinin uygulanmasına engel teşkil etmiyordu. Ebû Dâvûd, Hudûd 3, hadis no: 4372; Nesâî, Tahrimu'd-Dem 9. Âyet-i kerîme müşrikler hakkında nâzil olmuştur diyenler arasında İkrime ve el-Hasen de vardır. Ancak bu, zayıf bir görüş olup, bunu yüce Allah'ın şu âyeti reddetmektedir: "Sen, o kâfirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse onlarat geçmiş (günahları) mağfiret olunur" (el-Enfal, 8/38) Hazret-i Peygamber'in: "İslâm, kendisinden önceki şeyleri yıkar" -Müslim rivâyet etmiştir. Müsned IV, 204, 205 hadisi de bunu reddetmektedir. Doğru olan ise, bu hususta sabit olan hadislerin açık ifadeleri (nassaları) dolayısıyla birincisidir. |
﴾ 33 ﴿