56

Kim Allah'ı, Rasulünü ve mü’minleri veli edinirse, şüphe yokki hizbullah, galip olacakların ta kendileridir.

Yüce Allah'ın:

"Kim Allahı, Rasülünü ve mü’minleri veli edinirse." Yani, kim işini Allah'a havale eder, Rasulünün emrine uyar, müslümanları da veli edinirse, işte o kimse hizbullahtandır.

Şöyle de denilmiştir: Yani kim Allah'a itaati, Rasulüne ve mü’minlere yardımı kendisine görev olarak bellerse, işte o, hizbullahtandır demektir.

"şüphe yok ki hizbullah, galip olacakların tâ kendileridir." el-Hasen der ki: hizbullah demek, cundullah (Allah'ın askerleri) demektir. Başkası ise, Allah'ın (dininin) yardımcılarıdır demektedir. Şair de şöyle demiştir:

"Ben nasıl olur da zaynaüşürüîebuirim, Bilal benim Biin îken."

O Bana yardım ediyorken demektir.

Mü’minler hizbullahtır. Şüphesiz onlar yahudileri, kadın ve çocukları ashâb ederek, Savaşçılarını öldürerek, onları sürgün ederek ve onları cizyeye mahkum ederek yenik düşürmüşlerdir. Hizb, insanlardan bir sınıf demektir. Bu kelime, asıl itibariyle Arapların kullandıkları deyim olan şu musibet başına geldi anlamında musibet kelimesi ile alakalıdır. Âdeta hizibleşenler, bir musibete uğrayan kimselerin o musibet dolayısıyla bir araya toplanmış kimselere benzetilmiş gibidir. Nesâî, Mevakît 46). Bir kişinin hizbi onun arkadaşlaradır. Hizb, aynı zamanda, vird (yapmayı İtiyat haline getirdiği ibadet") demektir.

"Her kim geceleyin hizbini geçirecek olursa..." "Herkim hizbini -kısmen yada tamamen- bitirmeden uyursa... " anlamında olmak üzere Müslim, Salâtü'l-Müsafirîn 142; Ebû Dâvûd, Tatavvu 19; Tirmizî Cumua 56; Nesâî Kıyâmu’l-Leyl 56; İbni Mace, İkametü's-Salat 177; Dârimî, Salât 167; Muvatta’', Kuran 3. hadisindeki hizb kelimesi bu manadadır. Kur'ânı hizblere ayırdım derken de bu kökten gelen lâfız kullanılmaktadır. Hizb, bölüm ve kesim demektir. Hizibleştiler derken, toplandılar demektir. Ahzab ise Peygamberlerle Savaşmak üzere bir araya gelen kesimler demektir.

İse, bu iş gelip ona çattı demektir.

56 ﴿