63Onları günah sol söylemekten ve haram yemekten rabbaniler ve hahamlar alıkoysalar ya... Yaptıkları şey ne kadar kötü bir İştir! Yüce Allah'ın: "Size geldikleri zaman Îman ettik derler." Âyetinde belirtilen bu husus, münafıkların bir niteliğidir. Yani onlar, işittikleri hiçbir şeyden yararlanamazlar. Aksine, kâfir girdiler, kâfir olarak çıkıp gittiler. "Allah, gizlediklerini çok iyi bilendir.” Onların gizledikleri nifaklarını kastetmektedir. Şöyle de denilmiştir: Burada kastedilenler, "Medine'ye girdiğiniz vakit, günün erken saatlerinde îman edenlere indirilen şeylere îman ediniz. Evlerinize döndüğünüz günün son vakitlerinde de onu inkâr ediniz, diyen, yahudîlerdir. Bunlarla kastedilenlerin yahudiler olduklarına delâlet eden ise, daha önce onların sözkonusu edilmeleri ve ileride de onlardan söz edileceğidir. Yüce Allah'ın: "Onlardan pek çok kimsenin" âyetinde kastedilenler, yahudilerdir. "Günah İşlemekte, düşmanlık yapmakta yani, musiyet ve zulümde "ve haram yemekte birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar da kötü." Yüce Allah'ın: "Onları, rabbaniler ve hahamlar alıkoysalar ya" âyeti, alıkoymak değiller miydi? demektir. Neden alıkoymadılar? demektir. "Onları alıkoymalarından kasıt ise, bu işten onları vazgeçirmeleridir "Rabbaniler"den kasıt, hıristiyan âlimleri, "hahamlar (el- Ahbar)”dan kasıt ise yahudi âlimleridir. Hepsi ile de yahudi âlimleri kastedilmektedir, diyenler de vardır. Çünkü bu âyetler yahudiler hakkındadır. Daha sonra yüce Allah, bu âlimleri onlara bu işleri yasaklamayı terk etmeleri dolayısıyla azarlamakta ve şöyle buyurmaktadır; "Yaptıkları şey ne kadar kötü bir iştir!" Nitekim, "yaptıkları şey ne kadar da kötü" âyeti ile günah işlemekte yarışanları da azarlamıştır. Âyet-i kerîme münkeri yasaklamayı terk eden kimsenin, tıpkı münkeri işleyen kimse gibi olduğuna delalet etmektedir. O halde âyeti kerîme iyiliği emredip kötülükten sakındırmayı terketmek hususunda ilim adamlarına bir azar ihtiva etmektedir. Bu anlamdaki açıklamalar, daha önceden el-Bakara sûresi (2/44. âyetin tefsiri.) ile Âl-i İmrân sûresi (3/21-22. âyetin tefsirleri)'nde geçmiş bulunmaktadır. Süfyan b. Uyeyne rivâyetle der ki: Bana Süfyan b. Said, Mis'ar'dan anlattı, dedi ki: Bana ulaştığına göre, bir meleğe bir kasabayı ele geçirmesi emredilmiş, o da şöyle demiş: Rabbim, o kasabada filan âbid kişi vardır. Yüce Allah da ona: "Sen, ondan başla. Çünkü (gördüğü münkerden dolayı) Benim rızam için yüzünde bir an olsun herhangi bir değişiklik olmamış bir kimsedir." Tirmizî'nin Sahihinde de şöyle bir hadis vardır: "İnsanlar, zalimi görüp de onun elini zulümden çekmeyecek olurlarsa, aradan fazla zaman geçmeksizin Yüce Allah kendi katından onların hepsini bir ceza ile cezalandırır." Tirmizî, Fîten 8, Tefsir 5. sûre 17; İbn Mâce, Fiten 20; Müsned, I, 2, 5, 7, 9. İleride gelecektir, (63 âyetin) sonundaki: "Yaptıkları" fiilinde geçen "sun" (62. âyetin) sonunda geçen "yaptıkları" kelimesinin mastarı olan "amel" ile aynı anlamdadır. Şü kadar var ki, "sun' iyi bir şekilde yapılmayı gerektirir. Bir kılıç çok güzel ve kaliteli bir şekilde imal edilecek olursa, onun hakkında; tabiri kullanılır. |
﴾ 63 ﴿