66

Ve eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbleri katından kendilerine İndirileni gereği gibi uygulasalardı, şüphesiz üstlerinden ve ayakları altından (rızıklarını) yerlerdi İçlerinden orta yolu tutan bir zümre varsa da, bir çoğunun yapmakta oldukları be pek kötüdür.

Şanı yüce Allah'ın:

"Eğer Kitap ehli..." âyetinde yer alan edatı ref mahallindedir. Aynı şekilde -bir sonraki âyette gelecek olan: "Ve eğer onlar Tevrat’ı... uygulasalardı" âyetinde de böyledir.

"îman edip" tasdik edip,

"sakınsalardı" yani, şirk ve günahlardan uzak dursalardı

"Elbette Bîz de onların...bağışlardık" âyetinin baş tarafındaki "lâm" harfi eğer'in cevabıdır, "(........): Bağışlardık" örterdik anlamındadır ki, buna dair açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır.

Tevrat'ın ve İncil'in gereği gibi ayakta tutulmasından kasıt ise, onların muktezası gereğince amel etmek ve onları tahrif etmemektir. Bu anlamdaki açıklamalar, el-Bakara Sûresi'nde (2/63-64. âyetlerin tefsirinde) yeteri kadar geçmiş bulunmaktadır.

"Rableri katından kendilerine indirileni." Yani, Kur'ân-ı Kerîm'i. Kastedilenin peygamberlere verilen kitaplar olduğu da söylenmiştir

"Şüphesiz üstlerinden ve ayakları altından yerlerdi" İbn Abbâs ve başkaları der ki: Bununla yağmur ve bitkiler kast edilmektedir. Bu da onların kıtlık ve kuraklık içerisinde bulunduklarına delalet etmektedir.

Şöyle de açıklanmıştır: Anlamı şudur: O takdirde Biz, onların rızıklarını genişletir ve ardı arkasına rızıklarını yerlerdi. "Alt ve üstün" anılmasından kasıt ise, dünyada onlara ihsan edilecek nimetlerin çokluğunu ifade etmek için mübalağalı bir ifade kullanmaktır.

Şu âyetler da bu âyeti andırmaktadır:

"Kim Allah'tan korkarsa, ona bir kurtuluş yeri ihsan eder ve ona ummadığı bir yerden rızık verir" (et-Talâk 65/2-3);

"Ve eğer onlar o yol üzere dosdoğru gitseler, elbette Biz de onlara bol bol su içirirdik" (el-Cin, 72/16);

"Eğer o ülkeler halkı îman edip de sakınmış olsalardı, üzerlerine gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık." (el-A'raf, 7/96) Böylelikle yüce Allah -bu âyetlerde de görüldüğü gibi- takva sahibi olmayı, rızık sebeplerinden birisi olarak değerlendirmiş ve şükreden kimseye de üzerindeki nimetini daha da artıracağını vadederek:

"Yemin olsun ki şükrederseniz, elbette size artırırım" (İbrahim, 14/7) diye buyurmuştur.

Daha sonra yüce Allah, onların aralarından orta yolu seçen kimseler olduklarını haber vermektedir. Bunlar ise, Necaşî, Selman ve Abdullah b. Selam gibi aralarından Îman eden mü’minlerdir. Bu gibi kimselert orta yolu seçerek, Îsa ve Muhammed (ikisine de selam olsun) hakkında ancak onlara yakışan şeyleri söylediler.

Orta yolu seçenlerin îman etmedikleri halde (Peygamber ve mü’minlere) eziyet etmeyen, onlarla alay etmeyen kimseler oldukları da söylenmiştir.

Orta yolu seçmek (iktisad), amelde mu'tedil olmaktır. Ve bu kelime, kasd'dan gelmektedir ki, kasd da bir şeyi yapmak istemektir. Bu kelime, aynı anlamda olmak üzere harf-i cersiz mef'ûle geçiş yaptığı gibi, "lâm" ve "ila" harf-i cerleriyle de geçişi yapılır ve mana değişmez.

"Yapmakta oldukları ise pek kötüdür!" Onlar, ne kötü iş yaptılar! Peygamberleri yalanladılar ilahi kitapları tahrif ettiler ve haram yediler.

66 ﴿