18Kullarının üstünde kahir olandır O. O, hikmeti sonsuz olandır, herşeyden haberdardır. Yüce Allah'ın: "Kullarının üstünde kabir olandır O" âyetindeki kahr, galebe demektir. Kahir de galip gelen demektir. Kişi, kahredilen ve zelil kılınanın haline düşürülecek olursa, denilir. Şair de der ki: "Husayn kavminin önder olmasını temenni etti. Ama Husayn, akşamı zelil kılınmış ve kahredilmiş etti." Kahredildi, yenik düşürüldü, mağlûb edildi anlamındadır. "Kullarının üstünde" âyetinin anlamı ise, onlara kahir olmak ve galip gelmek suretiyle onlardan üstün olmak anlamındaki bir üstünlüktür. Yani onlar, onun müsahhar kılması, emir ve hükmü altındadırlar. Yoksa buradaki üstünlük mekânı anlamdaki bir üstünlük değildir. Nitekim: Sultan raiyesinin üstündedir derken, mevki ve rütbesi itibari ile üstündür anlaşılır. "Kahr" ifadesinde kudrette bulunmayan fazladan bir mana vardır. Kahr, başkasını istediğine ulaşmaktan engellemek demektir. "O" emrinde "hikmeti sonsuz olandır" kullarının yaptıkları amellerinden ve "herşeyden haberdardır." Yani, bu sıfatlara sahip olana hiçbir şekilde şirk koşmamak icabeder. Yüce Allah'ın: "De ki: Kimin şahidliği en büyüktür" âyetine gelince, müşrikler, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a şöyle demişlerdi: Senin Allah'ın Rasulü olduğuna dair lehine kim şahidlik eder. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme inmişti. Bu, el-Hasen ve başkalarından rivâyet edilmiştir. |
﴾ 18 ﴿