33

Onların söylediklerinin seni mahzun ettiğini elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlarmış. Fakat o zâlimler bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.

Yüce Allah’ın:

"Onların söylediklerinin seni mahzun ettiğini elbette biliyoruz" anlamındaki âyette yer alan; edatının esreli olarak gelmesi, (haberinin başına) "lâm"ın gelişi dolayısıyladır.

Ebû Meysere der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebû Cehil ve arkadaşlarının yanından geçerken, ona ey Muhammed dediler. Allah'a yemin olsun ki biz seni yalanlamıyoruz. Şüphesiz bize göre sen doğru söylüyorsun. Fakat senin getirdiğini yalanlıyoruz. Bunun üzerine bu:

"Onlar aslında seni yalanlamıyorlarmış. Fakat o zâlimler bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar" âyeti nâzil oldu, Tirmizî, Tefsir 6. sûre 1. daha sonra da:

"Yemin olsun senden önce gelen peygamberler de yalanlanmışlardı" âyeti ile Allah onu teselli buyurdu.

"(.......) Seni yalanlamıyorlar" âyetindeki (zel harfi) hem şeddeli hem şeddesiz okunmuştur. Her iki okuyuşun da aynı anlama geldiği söylenmiştir. "Onu gizledim, sakladım" gibi. Ebû Ubeyd ise, şeddesiz kıraati tercih etmiştir. Bu Ali (radıyallahü anh)'ın da kıraatidir. Hazret-i Ali'den rivâyet olunduğuna göre Ebû Cehil, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a: Şüphesiz ki biz seni yalanlamıyoruz. Fakat senin getirdiğini yalanlıyoruz deyince, yüce Allah da:

"Onlar aslında seni yalanlamıyorlarmış..." âyeti nâzil oldu. Tirmizî, aynı yer.

en-Nehhâs der ki: Bu hususta Ebû Ubeyd'e muhalefet olunmuştur. Buradaki; "Seni yalanlamıyoruz" ifadesi, (zel harfi) şeddesiz olarak; diye de rivâyet olunmuştur. Bunun üzerine yüce Allah "zel" harfi şeddeli olarak: "Seni yalanlamıyorlarmış" âyetini indirdi.

Bu hususu şu rivâyet de pekiştirmektedir: Adamın birisi, İbn Abbâs'ın huzurunda; "Onlar aslında seni yalanlamıyorlarmış" âyetini şeddesiz olarak okumuş, bunun üzerine İbn Abbâs da: diyerek şeddeli okumasını düzeltmiş, Çünkü onlar Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a "el-Emîn" ismini veriyorlardı. -Şeddeli olarak- kıraatinin anlamı ise dilcilere göre seni yalana nisbet et(mi) yorlar ve söylediklerini de red et( mi) yorlar şeklindedir. Buna karşılık; şeklindeki şeddesiz okuyuş senin yalan söylediğini görmüyorlar, demektir. Nitekim bir kimsenin yalancı olduğunu gördüğünü ifade etmek için; denildiği gibi, cimri olduğu görüldüğü zaman da bunu ifade etmek için denilir. Yani, onlar eğer senin getirdiğin üzerinde düşünecek olurlarsa, senin yalancı olduğunu görmeyeceklerdir. Anlamın şu şekilde olması da mümkündür. Senin hakkında yalan söylediğini tesbit edemeyeceklerdir. Zira, bir kimseye karşı delil getirip onun yalancı olduğunu açıkladığın takdirde Onun yalancı olduğunu oıtaya koydun denilir.

Şeddeli okuyuş ise, herhangi bir delil ve bir belgeye dayanarak seni yalanlamıyorlar anlamına gelir. Buna da yüce Allah'ın:

"Fakat o zâlimler bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar" âyeti delâlet etmektedir.

en-Nehhâs der ki: Bu hususta kabul edilecek görüş Ebû Ubeyd'in görüşüdür. Onun getirdiği delil de bağlayıcıdır. Zira bu hadisi rivâyet eden Ali (radıyallahü anh)'dir. Onun, şeddesiz olarak okuduğu da sahih olarak sabit olmuştur, el-Kisâî de Araplardan, bir kimsenin yalan söyleyip yalanı naklettiğini bildirmek halinde; " Adamı yalanladım" tabirini kullanırlar. Bir kimsenin yalancı olduğunu haber vermek için de; "Onu yalancı bildim," denilir. ez-Zeccâc da böyle demiştir: Bir kimseye dediğin zaman, onu yalanlamış olursun. Onun bildirdiği şeyin yalan olduğunu hatırlatmak isterken de denilir.

33 ﴿