24

Buyû'rdu ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Siz, yer yüzünde bir süreye kadar yerleşip kalacak ve orada geçineceksiniz."

Yüce Allah'ın:

"Nihayet İkisini de aldatarak aşağıya düşürdü" Ebû Dâvûd, Edeb 5; Tirmizî, ... 41; Müsned, II. âyeti ikisini de helake götürdü, demektir, İbn Abbâs der ki: Onları yemin ile aldattı. Âdem ise, her hangi bir kimsenin Allah adına yalan yere yemin edeceğini sanmıyordu. Böylelikle verdiği vesvesesi ve yemini ile onları aldatmış oldu.

Katade der ki: Onları aldatıncaya kadar onlara Allah adına yemin edip durdu. Kimi zaman mü’min Allah ile de aldaulabilir. İlim adamlarından birisi şöyle dermiş: Allah ile bizi aldatmaya kalkışan, sonunda bizi aldatır. Hazret-i Peygamberden gelen hadiste de şöyle buyrulmaktadır: "Mü’min çabuk kanar ve kerimdir. Facir ise hilekâr ve bayağıdır." Neftaveyh de bu hususu şöylece dile getirmektedir:

"Şüphesiz kerim olanı istersen kandırabilirsin

Bayağı olan kimsenin ise, tecrübeli olup aldatılmadığını görürsün."

"İkisini de... aşağıya düşürdü." âyeti ile aynı kökten gelen: "Kovasını sarkıttı" anlamındadır. ise, çıkarttı manasınadır Bu kelimenin, onlara cüret kazandırdı demek olduğu da söylenmiştir. Yani. masiyete karşı onlara cüret verip cesaretlendirerek sonunda cennetten çıkmış oldular.

Yüce Allah’ın:

"Ağacı tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü ve üzerlerine cennet yapraklarından üst üste koyarak Örtmeye başladılar" âyetine dair açıklamalarımızı da üç başlık halinde sunacağız:

1. Yasağı Çiğnemenin Cezası:

"Ağacı tattıklarında" yani ağaçtan yediklerinde, demektir. Bu ağacın hangisi olduğu hususu ile Âdem'in bu ağaçtan nasıl yediği ile ilgili farklı görüşler, el-Bakara Sûresi'nde (2/35. âyet, 7, başlık vd) geçmiş bulunmaktadır.

"Avret yerleri kendilerine göründü." Önce Havva yedi, ona bîrşey olmadı. Âdem de yiyince bu sefer cezaya çarpıldılar. Çünkü, daha önce el-Bakara Sûresi'nde de (az önce işaret edilen yerler) geçtiği üzere nehiy her ikisi hakkında sözkonusu idi.

İbn Abbâs der ki: Üzerlerinde elbise gibi duran beyaz çiçeği andıran örtü geri çekildi, el ve ayaklarda tırnaklara dönüştü.

2. Açılan Avretlerin Örtülmesi:

"Başladılar" kelimesinin (mastarında) "fe" harfinin sakin olması da mümkündür. el-Ahreş ise, mazi ve muzari fiillerinin; şeklinde kullanıldığını nakletmektedir. Bu fiil işe başlamak anlamına gelir, Üst üste koyarak örtmeye..." âyetini el-Hasen, "hı" harfini esreli, "sad" harfini de şeddeli olarak okumuştur. Bunun aslı ise şeklinde olup, "te" harfi "hı" harfine idğam edilip iki sakin yan yana geldiğinden dolayı "hı" harfini esreli okumuştur.

İbn Bureyde ve Yakub ise "hı" harfini üstün olarak okumuşlar ve "te" harfinin harekesini ona vermişlerdir. "Ye" harfi ötreli olarak; şeklinde; den gelmiş gibi de okunabilir. ez-Zührî ise şeklinde, den gelmiş olarak okumuştur. Her iki şekil de hemzeli veya şeddeli okuyuş ile nakledilmiştir.

Âyet da: Örtünmek kastı ile yaprak koparıp üzerlerine yapıştırmaya başladılar, demek olur. Ayakkabıyı dikti," ifadesi de buradan gelmektedir. Ayakkabılara yama vuran kimseye de; denilir. ise, biz (ayakkabıyı dikmek için iğneye yol gösteren delici) anlamındadır.

İbn Abbâs der ki: (Sözü geçen yaprak) incir yaprağıdır, rivâyet olunduğuna göre Âdem (aleyhisselâm)'ın avreti ortaya çıkınca cennet ağaçlarını dolaşıp, oradan avretini örtmek üzere bir yaprak almak istemiş, fakat cennet ağaçları onu azarlamıştı. Nihayet incir ağacı ona acıyarak ona bir yaprak vermişti. İşte "cennet yapraklarından üst üste koyarak örtmeye başladılar" âyetinde kastedilenler Âdem ile Havva'dır. Allah da incir ağacını tatlılık ve fayda bakımından zahiri ile batınını bir birine eşit kıldı ve her yıl ona iki defa meyve verme özelliğini kazandırarak mükâfatlandırdı.

3. Avreti Açmanın Çirkinliği Ve Tesettürün Güzelliği:

Âyet-i kerimede avreti açmanın çirkin olduğuna ve Allah'ın avretlerini örtmeyi kendilerine vacip kıldığına delil vardır. İşte bundan dolayı onlar hemen avretlerini örtmeye koşmuşlardır. Cennette böyle bir emrin onlara verilmesine mani bir husus yoktur. Nitekim her ikisine de: "Yalnız bu ağaca yaklaşmayın" denilmişti.

"el-Beyân" sahibi, Şâfiî'den şöyle dediğini nakletmektedir: Örtünmek için ağaç yaprağından başka hiçbir şey bulamayan bir kimsenin bununla örtünmesi gerekir. Çünkü, bu şekilde bir örtünme de mümkün olan ve dışa karşı bir örtmedir. Nitekim, Âdem de cennette böyle yapmıştı. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

Yüce Allah kendilerine:

"Rabbleri her ikisine: Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Ve şeytan muhakkak sizin apaçık bir düşmanınızdır, demedim mi?" diye seslendi.

"Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bize mağfiret ve rahmet etmezsen muhakkak ki zarara uğrayanlardan oluruz dediler" âyetine gelince; yani, yüce Allah onlara... ben size bu ağacı yasak etmedim mi diye buyurdu, onlar da;

"Rabbimiz!" diye nida ettiler. Bu. izafet terkibi halindeki bir nidadır, aslı da

"Ey Rabbimiz" şeklindedir. Buradaki Ey, nida edatının hazfinde ta'zim manası bulunduğu da söylenmiştir.

Her İkisi de günahlarını itiraf ettiler ve tevbe ettiler. -Her ikisine de Allah'ın salât ve selâmı olsun-.

Bu husus, el-Bakara Sûresi'nde (2/36. âyet ile 37. âyetin 2. başlık vd) geçmiş bulunuyor.

Yüce Allah'ın:

"Buyû'rdu ki:... inin" bu âyete dair açıklamalar da -âyetin sonuna kadar olanlar da dahil- önceden (el-Bakara, 2/36. âyette) geçmiş bulunmaktadır.

24 ﴿