36

Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar, İşte onlar ateşlik olanlardır. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar.

Yüce Allah'ın:

"Ey Âdem oğulları, size içinizden âyetlerimi size anlatacak peygamberler gelince" âyeti şarttır. Âyetin başına; (.......) geldiğinden dolayı fiilin sonuna te'kid için "nün" gelmiş bulunmaktadır. (........)'ın sıla olduğu da söylenmiştir. Yani, "eğer size... gelirse" anlamındadır,

Yüce Allah bununla, peygamberlerin çağrılarını kabul etmeleri ihtimali daha yüksek olsun diye kendilerine kendi cinslerinden peygamberler gönderdiğini haber vermektedir.

Kasas (anlatmak) ise, sözü ardı arkasına söylemek demektir. "Ayetlerimi" de farzlarımı ve hükümlerimi... anlamındadır.

"Artık kim sakınır ve düzeltirse" âyeti de bir şarttır. Ondan sonra gelen ise onun cevabıdır. Aynı zamanda birinci şartın da cevabıdır. Yani, sizden kim benim ile kendisi arasındaki münasebetleri ıslah eder düzeltirse

"onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülecek değillerdir." Bu, mü’minlerin kıyâmet gününde korkmayacaklarının, üzülmeyeceklerinin ve her hangi bir korku ve dehşete kapılmayacaklarının delilidir.

Şöyle de açıklanmıştır: Kıyâmet gününün dehşetli hallerinden etkilenebilirler. Fakat, neticede onlar güvenlik içerisinde olacaklardır.

Âyet-i kerimede zikredilen:

"Size... peygamberler gelince" âyetinin cevabının, ifadeden anlaşılan şeyler olduğu da söylenmiştir. Yani, bunun cevabı, onlara itaat edin ve "artık kim sakınır ve düzeltirse..." şeklindedir.

Birinci görüş, ez-Zeccâc'ın görüşüdür.

36 ﴿