65Âd (kavmin)'e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik). O: "Ey kavmim, Allah'a ibadet ediniz. Ondan başka hiçbir İlâhınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?" dedi. Yüce Allah'ın: "Âd (kavmin )'e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik)" âyeti şu demektir: Biz, Âd kavmine onların kardeşleri olan Hud'u peygamber olarak gönderdik. İbn Abbâs der ki; Bunun anlamı, babalarının oğlu olan kardeşleri şeklindedir. Kabile birliği bakımından kardeşlen diye açıklandığı gibi, babaları Âdem'in çocuklarından bir insan anlamında kardeşleri diye de açıklanmıştır. Ebû Dâvûd'un Mûsannef’inde ise kardeşleri Hûd, arkadaşları Hud demektir. Âd ise, Nûh'un oğlu Şam'ın soyundan gelen bir kavimdir. İbn İshâk der ki: Âd , 'Ûs'un oğlu, o, İrem'in, o, Salih'in, o, Erfahşed'in, o, Şam'ın, o Nûh'un oğludur. Hûd ise Abdullah'ın oğludur. O, Rebah'ın, o, el-Velûd'un, o, Âd'ın, o, 'Ûs'un o, İrem'in, o da Şam'ın, o da Nûh'un oğludur. Allah Hud'u Âd kavmine peygamber olarak göndermişti. Kavminin neseb itibariyle en iyisi, mevkii itibariyle en faziletlileri idi. "Âd" kelimesini munsarıf kabul etmeyenler, bunu kabilenin ismi olarak kabul ederler. Munsarıf olarak kabul edenler ise, kabilenin kolunun ismi olarak kabul ederler. Ebû Hatim ise der ki: Ubeyy ile İbn Mes'ûd'un kıraatinde: İlk Âd'i" kelimesini "dal" harfinden sonra "elir olmaksızın okumuşlardır. Hud kelimesi ise Arapça olmayan bir isim olmakla birlikte hafifliği dolayısıyla munsarıftır. Çünkü, üç harfli bir kelimedir. Diğer taraftan; Döndü, döner fiilinden türemiş Arapça bir isim olması da mümkündür. Nasb ile okunması ise bedel oluşundan delayıdır. Hazret-i Hud ile Hazret-i Nûh arasında, -müfessirlerin naklettiklerine göre- yedi tane ata vardır. Âd da, rivâyet olunduğuna göre on üç kabile idiler. Bunlar, Âl-ic diye bilinen kumluk bölgede yaşıyorlardı. Bunların bağları bahçeleri, ekinleri ve imarları vardı. Ülkeleri oldukça verimli idi. Allah onlara gazap ederek oraları çöle dönüştürdü. Rivâyete göre buralar Hadramut ile Yemen arasında idi. Putlara tapıyorlardı. Hud ise, kavmi helâk edildikten sonra kendisine îman edenlerle birlikte Mekke'ye gelerek, ölünceye kadar orada kaldı. |
﴾ 65 ﴿