69"Sizi uyarmak için Rabbiniz tarafından içinizden bir adama bir öğüt geldi diye şaştınız mı yoksa? Düşünün ki O, sizi Nûh kavminden sonra halifeler kıldı. Yaratılış itibari ile size boy pos da verdi. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz." "Biz senin aklında bir hafiflik görüyoruz," Yani, biz senin ahmak olduğun, aklında da hafiflik bulunduğu görüşündeyiz. Şair, der ki: "O kadınlar esen rüzgârların üst taraflarını salladığı Mızraklar gibi salına salına yürüdüler." Bu anlamda açıklamalar daha önce el-Bakara Sûresi'nde (2/13- âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Gerek burada, gerekse de Hazret-i Nûh kıssasında geçen "görmek" ile ilgili olarak da: Burada görmekten kasıt, göz ile görmektir denildiği gibi, bununla zannı galip (ağır basan kanaat) demek olan görüşün kastedilmiş olması da mümkündür. Yüce Allah'ın: "Düşünün ki O sizi, Nûh kavminden sonra halifeler kıldı" âyetindeki "(........): Halifeler" kelimesi, "halife" kelimesinin müzekker olarak ve manaya göre yapılmış bir çoğuludur. "Halâif şeklindeki çoğul ise, lâfza göre yapılmış bir çoğuldur. Yüce Allah onlara, kendilerini Nûh kavminden sonra yeryüzünün sakinleri kıldığı için, lütfunu hatırlatmaktadır. "Yaratılış itibari ile size boy pos da verdi" âyetindaki (boy-pos) anlamına gelen; (.......) kelimesindeki "sin" harfinin "sad" harfi ile okunması da caizdir. Çünkü ondan sonra "ti" harfi gelmektedir. O, yaratılıştan sizi, uzun boylu ve iri cüsseli yapmıştır, demektir, İbn Abbâs der ki: Onların en uzun boyluları yüz arşın, en kısa boyluları ise aitmiş arşın idi. Bu şekildeki iri yan yaratılmış olmaları, atalarının yaratılışına uygun idi. Bunun, Hazret-i Nûh'un kavmine uygun bir yaratılış olduğu da söylenmiştir. Vehb b. Münebbih der ki: Onlardan herhangi birisinin başı, oldukça büyük bir kubbe (çadır) gibi idi. Adamın bir gözüne yırtıcı hayvanlar yavrulardı, Burun delikleri de böyleydi. Şehr b. Havsab, Ebû Hüreyre'den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Âd kavminden bir adam taştan iki kapı kanadı yapardı. Eğer bu ümmetten beşyüz kişi onu kaldırmak için bir araya gelecek olsaydı buna güç yetiremezdi. Onlardan herhangi birisi ayağı ile yere vuracak olsaydı, ayağı yere geçerdi. "O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın." Nimetler anlamına gelen; kelimesinin tekili şeklinde gelir. Tıpkı "Anlar, zamanlar," kelimesinin tekilinin; şeklinde gelmesi gibi. "...ki, kurtuluşa eresiniz." Burada kurtuluş anlamına gelen "felâh"a dair açıklamalar, daha önceden (el-Bakara, 2/5- âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. |
﴾ 69 ﴿