93Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Kavmim, yemin olsun ben size Rabbimin vahiylerini tebliğ ettim. Ve size içtenlikle öğüt verdim. Şimdi kâfir bir topluma nasıl tasalanayım?" "Kavminden kâfîr olan ileri gelenler" kendilerinden daha aşağılarda bulunanlara: "Şuayb'a uyarsanız yemin olsun o takdirde muhakkak en büyük zarara uğramış kimseler olacaksınız" yani, helâk olacaksınız dediler. "Bunun üzerine şiddetli sarsıntı" yani, zelzele; yahut, denildiğine göre çığlık "onları yakalayıverdi de yurtlarına diz üstü çökenler oluverdiler." Ashâbu'l-Eyke ise, ileride geleceği üzere ez-Zulle (yani, içinde ateş bulunan ve üzerlerine ateş yağdıran bulut) azâbı ile helâk edildiler. (Bk. eş-Şuarâ, 26/189). "Şuayb'ı yalanlayanlar zaten orada oturmamış gibi oldular." el-Curcânî der ki: Bu âyetin yeni bir başlangıç ifadesi olduğu söylenmiştir. Yani, Şuayb'ı yalanlayan kimseler eskiden beri ölüp kalmış kimseler gibi oldular, anlamındadır. "İkamet ettiler," oturdular anlamındadır. Bir yerde ikameti anlatmak için; "Filan yerde ikamet ettim" denilir. "Bir yerde uzun süre kalmak" anlamına da gelir. ise, "konaklanılan yer" demektir. Çoğulu da; (.......) şeklinde gelir. Şair Lebid der ki: "Ve ben Dâhis (diye bilinen atın yarış için) koşmasından önce altı gün ikamet ettim. Eğer bu çok iddiacı nefsin ebediliği olsaydı." Hatim et-Taî de şöyle demiş. "Biz uzun bir zaman hem yoksul, hem zengin kalakaldık. Nitekim zamanın günleri arasında zor planı da var, kolay olanı da. Yumuşağıyla, sertiyle zamanın her türMıhalini kazandık. Ve zaman bize bu ikisinin bardağıyla hepsini içirdi. Fakat akrabaya karşı azgınlığımızı artırmadı Zenginliğimiz. Ne de fakirlik bizim şerefimizi küçülttü." "Şuayb'ı yalanlayanlar, işte en büyük zarara uğrayanlar onlar oldular." Bu, yeni bir hitap başlangıcıdır, hem yergi ve azarda ileri dereceyi ifade ediyor, ayrıca meselenin büyüklüğünü ve önemini tekrar dile getiriyor. Şuayb'ın kavmi: Kim, Şuayb'a uyarsa o da hüsrana uğramış olur. Dedikleri için yüce Allah asıl bu sözü söyleyenlerin hüsrana uğrayan kimseler olduklarını ifade buyurdu. "Şimdi kâfir bir topluma nasıl tasalanayım?" Ne diye üzüleyim? Üzüldüm," Üzülürüm, üzülüyorum" şeklinde gelir, mastarı; ism-i faili de "Üzülen" şeklinde gelir. |
﴾ 93 ﴿