50Meleklerin, o kâfirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura ve: "O yakıcı azâbı tadın” diye diye canlarını alırken bir görseydin. Denildiğine göre, bununla yüce Allah, Bedir günü öldürülmeyip geriye kalan kimseleri kastetmektedir. Bir diğer görüşe göre bu, Bedir günü öldürülen kâfirler hakkındadır. "...Se, ...sa" şart edatının cevabı muhzuftur. Takdiri de: ... görseydin, sen çok büyük bir iş görmüş olacaktın, şeklindedir. Mücahid ve Saîd b. Cübeyr'e göre, "Yüzlerine ve arkalarına” âyetindeki "arkalarından kasıt, kinaye yoluyla onların kıçlarıdır. el-Hasen'e göre ise sırtlarıdır. "Vura vura” anlamındaki kelime de hal mevkiindedir. el-Hasen ayrıca şöyle demektedir: Bir adam, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a: Ey Allah'ın Rasulü dedi. Ben, Ebû Cehil’in sırtında ayakkabı bağı gibi birşey gördüm. Hazret-i Peygamber: "İşte o, meleklerin vurmasıdır" buyurdu. Şöyle de denilmiştir: Buradaki vurmak ölüm esnasında olur. Kıyâmet gününde ateşe götürülecekleri vakit olması da muhtemeldir. "O yakıcı azâbı tadın" âyeti ile ilgili olarak el-Ferrâ' şöyle demektedir: Yani, "melekler... tadın, derler" takdirinde olup, bu "derler" fiili hazfedilmiştir. el-Hasen der ki: Bu söz kıyâmet günü söylenecektir. Cehennem bekçileri onlara: Yakıcı (ateş) azâbı(m) tadın diyeceklerdir. Rivâyete göre, kimi tefsirlerde şöyle kaydedilmektedir: Melekler ile birlikte demirden tokmaklar vardı. Onlar, darbe indirdiler mi, yaralarında ateş alev alırdı. İşte yüce Allah'ın: "O yakıcı azâbı tadın" âyeti ile anlatılan budur. Tatmak: zevk" hem hissen, hem de manen olur. Bu tabir ibtilâ ve deneme yerine de kullanılır. Mesela; Bu ata bin ve onu tat (dene)" denildiği gibi, "Filana bak ve onun yanında bulunanın tadına bak (dene, sına)" da denilir. Şair eş-Şemmâh da bir atı vasfederken şöyle demektedir: "Tadına baktı. O da ona bir parça yumuşaklık gösterdi o kadar. Bununla birlikte ona ok batırılacak olsa, bunu engeller." (Yani, bu atın huyu yerine göre yumuşak, yerine göre serttir). Bu kelime aslında ağız yoluyla tatmaktan gelmektedir. |
﴾ 50 ﴿