66Şimdi Allah, zaafınız olduğunu bildiğinden sizden (yükü) hafifletti. O halde, eğer sizden sabırlı yüz kişi olursa, ikiyüz kişiyi yenerler. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle ütibine galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. "Ey Peygamber, mü’minleri Savaşa teşvik et” âyetinde; "Teşvik et, arzu uyandır", anlamındadır. "İşi şevkle yaptı, devam etti" gibi aynı anlamlan ifade eder. (........) ise, helâk olma kertesine gelmiş kişi demektir. Nitekim yüce Allah: "Sonunda eriyip gideceksin" (Yusuf, 12/85) yani, kederinden eriyip gideceksin, böylelikle helâk olmak noktasına gelecek ve sonunda helâk olanlardan olacaksın demektir. "Sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, İkiyüz kişiye galip gelirler." Lâfız itibariyle haber cümlesi olmakla birlikte muhtevası içerisinde şarta bağlı bir vaad vardır. Çünkü âyetin anlamı şudur: Eğer sizden sabırlı yirmi kişi sabredecek olurlarsa, ikiyüz kişiye galip gelirler."Yirmi, otuz ve kırk" sayılarının her birisi bu sayıları anlatmak üzere çoğul şeklinde kullanılmış birer isimdirler. Bu isimlerin herbirisi (sonlarındaki çoğul takısı itibariyle), "Filistin" kelimesi gibi kullanılırlar. Denilse ki: Yirmi kelimesinin İlk harfi esreli olmakla birlikte ondan sonra gelen; Otuz ve seksene kadar olan ondalıklı sayıların ilk harfleri; Altmış müstesna niçin üstün gelmiştir? Sîbeveyh'e göre bunun cevabı şudur: Yirmi kelimesinin On kelimesine göre konumu; İki kelimesinin Bir kelimesine göre olan konumuna benzer. O bakımdan iki anlamına gelen kelimenin ilk harfinin esreli geldiği gibi "yirmi" anlamındaki kelimenin ilk harfi de esreli gelmiştir. Buna delil ise Arapların; Altmış, doksan diyerek ilk harflerini esreli okumalarıdır. Nitekim bunların birerlileri olan Altı ve dokuz İsimleri de böyledir. Ebû Dâvûd, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Yüce Allah'ın: "Sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa ikiyüz kişiye galip gelirler" âyeti nâzil olup, yüce Allah bir kişinin on kişiden kaçmamasını farz kılınca, mü’minlere bu ağır geldi. Daha sonra, hafifletici âyet gelerek: "Şimdi Allah... sizden (yükü) hafifletti" buyurdu. (Hadisin ravilerinden) Ebû Tevbe, "Sizden sabırlı yüz kişi otursa, ikiyüz kişiyi yenerler" âyetine kadar okudu. Şanı yüce Allah, sayı bakımından hafifletince, onlardan hafiflettiği kadarıyla da sabırdan azalttı. Buhârî, Tefsir 8. sûre 7; Ebû Dâvûd, Cihâd 96. İbnü'l-Arabî der ki: Bazıları bu husus Bedir günü olmuştu ve neshedildi, derler. Ancak bu görüşü söylemek hatalıdır. Hiç bir zaman müşriklerin bu kadar kat kâr fazlasıyla müslümanlara karşı saf tuttuklarına dair bir nakil gelmiş değildir, Ancak, yüce Allah önceleri bunu onlara farz kıldı ve bu farz kılışı da siz ne için çarpıştığınızın farkındasınız. Bu ise sevap ve mükâfaattır. Onlar ise ne için çarpıştıklarını bilmiyorlar, gerekçesine bağlamıştır. Derim ki: İbn Abbâs'ın naklettiği Hadîs-i şerîf de önce bunun farz olduğuna delildir. Sonra bu onlara ağır gelince, farz, bir kişinin iki kişiye karşı sebat göstermesi noktasına indirildi. Allah onların yüklerini hafifletti ve yüz kişinin ikiyüz kişiden kaçmaması hükmünü farz kıldı. Bu görüşe göre âyette nesh değil, hafifletme vardır; bu açıklama da güzel bir açıklamadır. Kadı İbnü't-Tayyib de, eğer hükmün bir kısmı yahut niteliklerinin bir kısmı nesh edilecek yahut da sayısı değiştirilecek olursa, onun nesh olduğunu söylemek caizdir, demektedir. Çünkü, ikinci durum birincisinin aynısı değildir, ondan başkasıdır. Bu hususta bir takım görüş ayrılıklarını da zikretmiştir. |
﴾ 66 ﴿