72Îman edip hicret eden, Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenlerle (onları) barındırıp yardım edenler, işte onlar birbirlerinin velileridirler. Îman edip de hicret etmeyenler ise, hicret edene kadar sizin onlarla hiçbir velayetiniz yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım İsterlerse, size yardım etmek düşer. Ancak sizinle aralarında muahede bulunan bir kavme karşı değil. Allah yaptıklarınızı görendir. Bu âyetlere dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız: 1. Îman Edenler ve Etmeyenlerin Birbirlerine Karşı Durumları: Yüce Allah: "Îman edip hicret eden..." âyeti ile sûreyi veli edinme (dost edinme)yi söz konusu ederek sona erdirmektedir ki, herbir kesim, yardımını isteyeceği velisinin kim olduğunu bilsin diye. Hicret ve cihadın sözlük ve terim anlamlarına dair açıklamalar daha Önceden (el-Bakara, 2/217-218. âyetler, 12. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. "Barındırıp yardım edenler" âyeti de bir Öncekine atfedilmiştir. Bunlar ise hicret edenlerden önce (Medine'yi) yurt edinen ve îman eden Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın ve Muhacirlerin kendilerine katıldığı Ensar'dır. "İşte onlar" anlamındaki âyet, mübtedâ olarak merfu'dur. "Birbirlerinin" anlamındaki âyet da İkinci mübtedadır, "velileridirler" ise, onun haberidir. Bu âyetlerin tümü (yani, işte onlardan itibaren) de; "( ol ): Muhakkak ki"nin haberidirler. İbn Âbbas; "Birbirlerinin velileridirler" âyetini mirasta birbirlerinin velîleridirler, diye açıklamıştır. Önceleri hicret sebebiyle birbirlerine mirasçı olurlardı. Îman edip hicret etmeyen kimse hicret edene mirasçı olamıyordu. Yüce Allah bunu: "Akrabalar Allah'ın Kitabınca birbirlerine daha yakındırlar" âyeti ile nesh etti. Bunu Ebû Dâvûd rivâyet etmiştir. Ebû Dâvûd, Feraiz 16; Buhârî, Tefsir 4. sûre 7. Böylelikle miras mü’minler arasından akraba olanlara verilmiş oldu. İki ayrı din mensubu ise birbirinden herhangi bir miras alamazlar. Daha sonra da Hazret-i Peygamberin bundan önce miras âyetlerine dair açıklamalarda geçtiği üzere: "Farz hisseleri sahiplerine veriniz" diye buyurdu. Buhârî, Ferâiz 5, 7, 9, 15; Müslim, Ferâiz 2, 3; Tirmizî, Feraiz 8; Dârimî, Ferâiz 28, Burada nesh olmadığı bunun, yardımcı olmak ve destek vermek manasına olduğu da söylenmiştir. Nitekim daha önce, en-Nisa Sûresi'nde (4/11-14. âyetler, 6. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. "Îman edip de" anlamındaki âyet mübtedâdır. "... sizin onlarla hiçbir velayetiniz yoktur" ise onun haberidir. Yahya b. Vessâb, el-A'meş ve Hamza, "vav" harfini esreli olarak; Onlarla velayet..." şeklinde okumuştur. Bunun bir söyleyiş olduğu söylendiği gibi, bir şeye yakın ve bitişik olmak anlamına gelen; 'den geldiği de söylenmiştir. Mesela ": Velayeti (dostluğu ve yakınlığı) apaçık bir dost" denilir. Ancak burada "velayet" kelimesinde "vav" harfinin üstün olması daha açık ve daha güzeldir. Çünkü buradaki anlamı yardımcı olmak ve neseb bağı ile bağlanmak şeklindedir. Aynı şekilde "vilâyet ve velayet", emirlik, yöneticilik anlamına da kullanılır. 2. Din Hususunda Yardım Etmek: "Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse..." âyeti ile yüce Allah şunu kastetmektedir: Eğer daru'l harpte kalıp hicret etmeyen bu mü’minler kendilerini kurtarmanız için asker, yahut malî bakımdan yardımcı olmak üzere çağrıda bulunacak olurlarsa, siz de onlara yardımcı olunuz. Bu sizin için bir farzdır, onları yardımsız bırakmamalısınız. Ancak, onlar sizden, sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan kâfir bir kavim aleyhine yardım isteyecek olurlarsa, o kâfirlere karşı onlara yardımcı olmayın ve süresi bitinceye kadar da antlaşmayı bozmayın. İbnü'l-Arabî der ki: Ancak, o sizden yardım isteyen mü’minler ashâb ve mustaz'af kimselerse, şüphesiz ki onlarla dostluk hâlâ dimdik ayaktadır, onlara yardımcı olmak vacibtir. Eğer gücümüz buna yeterli ise onları kurtarmak maksadıyla cihada çıkmadık kırpan tek bir gözümüz kalmayıncaya, yahut da hiçbir kimsenin elinde tek bir dirhem kalmamacasına onları esaretten kurtarmak için bütün malımızı harcayıncaya kadar onlara yardımcı olmamız vaciptir, onlar ile aramızdaki dostluk bağı dimdik ayaktadır. Mâlik de, bütün ilim adamları da böyle derler. Ellerinde hazinelerle servet bulunmakla, ihtiyaç fazlası malları olmakla, güçleri, sayılan, kudretleri ve Savaşma güçleri yeterli olmakla birlikte, kardeşlerini düşmanlarının esaretinde bırakmalarından ötürü, insanların karşı karşıya bulundukları bu musibetler dolayısıyla inna lillah ve innâ ileyhi raciun'dan başka birşey diyemiyoruz. ez-Zeccâc der ki: " Size yardım etmek düşer" âyetinin "radıyallahü anh" harfini yardıma teşvik (iğra) manası vermek üzere nasb ile okunması da mümkündür. |
﴾ 72 ﴿