73

Kâflr olanlar da birbirinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesad olur.

3. Kâfirler de Birbirlerinin Dostudurlar:

Yüce Allah:

"Kâfir olanlar da birbirlerinin dostudur" âyeti ile kâfirlerle mü’minler arasındaki dostluk (velayet) bağını kopararak mü’minleri birbirlerinin velileri, kâfirleri de birbirlerinin velileri olarak tesbit etmiştir. Bunlar, dinleri gereği birbirlerine yardımcı olurlar ve akidelerine uygun olarak ilişkilere girerler.

Müslüman bir erkek kardeşi bulunan kâfir bir kadın hakkında ilim adamlarımız şöyle demişlerdir: Böyle bir erkek bu kâfir kızkardeşini başkasıyla evlendirmez. Çünkü aralarında velayet bağı yoktur. O kızı onun dinine mensub olanlar evlendirir. Tıpkı müslüman bir kadını nasıl müslüman bir yakını evlendirebiliyorsa, kâfir bir kadını da ancak ona yakın kâfir bir erkek yahut bir papaz -evlendireceği kişi müslüman olsa dahi- evlendirebilir. Ancak bu kadın azad edilmiş bir cariye ise bundan müstesnadır. Eğer azad edilmemiş olan kâfir kadın müslüman birisi tarafından evlendirilmiş ise, bu akdi feshedilir. Hiristiyan yapmış ise ona dokunulmaz. Ancak, Esbağ hayır, müslümanın akdi daha evlâ ve daha üstün olduğundan dolayı feshedilmez, demektedir.

4. Eğer Böyle Yapmazsanız...

"Eğer siz bunu yapmazsanız..." âyetindeki zamir, mirasçılığa ve bu husustaki kaidelere bağlılığa aittir. Yani eğer önceden miras aldıkları gibi bu şekilde birbirlerine miras almalarına imkân vermeyecek olursanız... demektir. Bu açıklama İbn Zeyd'e aittir. Zamirin karşılıklı yardımlaşma, destek verme, dayanışma ve elbirlik olmaya ait olduğu da söylenmiştir.

İbn Cüreyc ve başkaları derler ki: İşte bu yapılmayacak olursa, pek yakında bundan dolayı bir fitne başgösterir. O halde bu, birincisinden daha kesin ve pekiştirilmiş bir ifadedir. Tirmizî de Abdullah b. Müslim b. Hürmüz'den, o, Ubeyd'in oğulları Muhammed ve Sa'd'dan, onlar, Ebû Hatim el-Muzenî'den şöyle dediğini nakletmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki; "Dinine bağlılığını ve ahlâkını beğendiğiniz bir kimse size (kızınıza talib olarak) gelecek olursa, ona nikâhlayınız. Böyle yapmayacak olursanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat başgösterir." Ey Allah'ın Rasûlü, ya onda (bazı kusurlar) bulunursa? Hazret-i Peygamber: "Dinine bağlılığını ve ahlakını beğeneceğiniz bir kimse size gelecek olursa, ona nikâhlayınız" diye üç defa tekrarladı. Tirmizî: Bu garip bir hadistir, dedi. Tirmizî, Nikâh 3.

Zamirin, yüce Allah'ın:

"Ancak sizinle aralarında muahede bulunan bir kavme karşı değil" âyetinin ihtiva ettiği ahid ve antlaşmaları korumaya ait olduğu da söylenmiştir. İşte böyle bir şey yapılmayacak olursa, bu fitnenin tâ kendisidir. Zamirin, din hususunda müslümanlara yardımcı olmaya ait olduğu da söylenmiştir. Bu da bu husustaki ikinci görüşle aynı anlama gelir.

İbn İshak der ki: Yüce Allah, Muhacirlerle Ensarı yalnızca onları din hususunda birbirlerine veli (yardımcı ve destek) olmaya ehil kimseler olarak tayin etmiş, kâfirleri de birbirlerinin velileri olarak tesbit etmiştir. Daha sonra yüce Allah:

"Eğer siz bunu yapmazsanız" diye buyurmaktadır ki bu da, mü’minleri bir kenara bırakarak kâfiri veli edinmesiyle olur.

"Yeryüzünde bir fitne" yani, Savaş sebebiyle mihnete duçar olmak; onunla birlikte ortaya çıkan talan, sürgün ve esaretler başgösterir

"ve büyük bir fesat olur." Buyû'k fesat ise şirkin ortaya çıkması, üstün gelmesidir.

el-Kisâî der ki: Yüce Allah'ın: ". Bir fitne...olur" âyetinin sizin bu yaptığınız o vakit bir fitne ve büyük bir fesat olur, anlamında nasb ile gelmesi de mümkündür.

73 ﴿