116

Şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka ne bir veliniz, ne de bir yardımcınız vardır.

"Allah bir kavme hidayet verdikten sonra... onları saptırmaz." Yani, Allah bir kavme sakınacaktan şeyleri gereği gibi açıklamadıkça ve onlara hidayeti beyan ettikten sonra, onlar takvayı terketmedikleri sürece kalplerine sapıklığı bırakacak değildir. Böyle yaptıkları vakit saptırılmayı hakederler.

Derim ki: İşte bu âyette masiyetlerin İşlenip masiyet perdeleri yırtılıp çiğnenmesinin sapıklığa, helake sebep teşkil ettiğine, doğruluk ve hidayetin terkedilmesine bir basamak olduğuna en açık bir delil vardır. Şanı yüce Allah'tan doğruluk üzere sebatı, hakka muvaffakiyeti ve dosdoğru yürümeyi lütfuyla bağışlamasını dileriz.

Ebû Amr b. el-Alâ -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- yüce Allah'ı:

"Sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe" âyeti hakkında şöyle demektedir: Yani, emri onlara karşı delil ortaya koymadıkça... demektir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Bir ülkeyi helâk etmek istediğimiz saman, onun nimet ve refahtan şımarmış elebaşılarına emrederiz de orada fasıklık ederler"(el-İsra, 17/16)

Mücahid der ki:

"Sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe" yani, İbrahim'in durumunu, özellikle müşriklere mağfiret dilememeleri gerektiğini bildirip, onlara genel olarak da itaat ve masiyeti beyan etmedikçe demektir. Rivâyet olunduğuna göre, İçkiyi haram kılan âyet nâzil olup da bu konuda İş sıkı tutulunca, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, içki içtiği halde ölüp gidenlerin durumunu sordular. Bunun üzerine yüce Allah:

"Allah bir kavme hidayet verdikten sonra sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe onları saptırmaz" âyetini indirdi. İşte bu âyet-i kerîme ile -önceden de geçüği gibi (el-Fâtiha Sûresi, 30. başlık ile, el-Bakara, 2/7. âyet, 3. bastıkta)- hidayet ve imanlarını kendilerinin yarattıklarını ileri süren Mu'tezile ve aynı görüşü ileri süren diğer fırkaların kanaatleri açık bir şekilde reddedilmektedir.

Yüce Allah'ın:

"Şüphesiz Allah herşeyi çok iyi bilendir. Şüphesiz göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka ne bir veliniz, ne de bir yardımcınız vardır" âyetinin anlamına dair açıklamalar ise birden çok yerde önceden geçmiş bulunmaktadır. (Mesela, bk. el-Bakara, 2/28, 29. âyet 10. başlık ve 107. âyet).

116 ﴿