128Yemin olsun ki içinizden size öyle bir peygamber gelmiştir ki, sîzin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. Size çok düşkündür. Mü’minlere oldukça şefkatli ve merhametlidir. Bu iki âyet-i kerîme, Ubey b. Kâ'b'ın dediğine göre, semâdan en son inen âyetlerdir. Saîd b. Cübeyr'in görüşüne göre ise, Kur'ân-ı Kerîm'den en son nâzil olan âyet, önceden de geçtiği gibi: "Bir de, Allah'a döndürüleceğiniz günden korkunuz" (el-Bakara, 2/281) âyetidir. Buna göre Ubey'in bu görüşünün, "Bir de Allah'a döndürüleceğiniz bir günden korkunuz" (el-Bakara, 2/281) âyetinden sonra Kur'ân-ı Kerîmin en son inen âyeti bunlardır, anlamına gelme ihtimali vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Cumhûrun görüşüne göre bu âyetlerde hitab Araplaradır. Bu da, bu hususta onların üzerindeki nimetlerin sayılıp dökülmesi şeklindedir. Zira, peygamberleri onların dilleriyle ve anlayacakları bir lisan ile geldiği gibi, zaman durdukça da onunla müşerref kılınmışlardır. ez-Zeccâc der ki: Bu âyet bütün dünyaya yönelik bir hitaptır. Yani, yemin olsun sizlere insanlardan bir peygamber gelmiştir. Ancak birinci görüş daha doğrudur. İbn Abbâs der ki; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile, nesebi itibariyle akrabalığı bulunmayan hiçbir Arap kabilesi yoktur. O bakımdan şöyle buyurulmuş gibidir: Ey Araplar topluluğu! Yemin olsun sizlere İsmailoğullarından bir peygamber gelmiştir. Ancak, ikinci görüş delili ortaya koymak-açisından daha bir pekiştiricidir. Yani siz, onun dediklerini anlayasınız ve onu önder kabul edip arkasından gidesiniz diye, sizin gibi bir insandır. "İçinizden" âyeti, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in nesebinin övülmesini ve onun, Arapların özünden ve katıksız Araplardan olmasını gerektirmektedir. Müslim'in Sahihinde Vasile b. el-Eska'dan şöyle dediği kaydedilmektedir: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı şöyle buyururken dinledim: "Muhakkak Allah, İsmailin soyundan Kinane'yi seçti, Kinane'den de Kureyş'i seçti, Kureyş'ten de Haşimoğullarını seçti. Haşimoğulları arasından da beni seçti." Müslim, Fedâil 1; Tirmizî, Menakıb 1; Müsned, IV, 107. Yine Hazret-i Peygamber'den şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: "Ben, nikâhlı, meşru evlilikten doğdum. Ben zinadan değilim." el-Heysemî. Mecmau'z-Zevâid, VIII, 214. Yani, Hazret-i Peygamberin Âdem (aleyhisselâm)'e kadar uzanan soyunda nikâh ile evliliğin bulunmadığı bir nesil yoktur. Ve onun soyunda zina mahsulü hiçbir kimse bulunmamaktadır. Abdullah b. Kusayt el-Mekkî; İçinizden" anlamındaki kelimeyi; Enneleslerinizden değerlilerinizden anlamında "fe" harfini üstün olarak okumuştur. Ayrıca bu kıraat, hem Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)den, hem de Fatıma (radıyallahü anha)'dan rivâyet edilmiştir, Yani size, en şerefliniz ve en faziletlileriniz arasından bir peygamber gelmiştir. Bu da, bir şey oldukça rağbet duyulan ise hakkında kullanılan: "Nefis bir şey" ifadesinden alınmadır. Bu âyetin; aranızda en itaatkâr kimse anlamına geldiği de söylenmiştir. Yüce Allah'ın: "Sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir" âyeti, sizin, zorluklarla, meşakkatlerle karşılaşmanız ona ağır gelir, demektir. “Zorluk ve meşakkat" anlamındadır. Bu da, Arapların bir tepenin, zor ve helâk edici olması halinde kullandıkları: "Zorlu tepe" ifadelerinden gelmektedir. İbnü'l-Enbarî der ki: ın astl anlamı, zorluk, sıkıntı vermek demektir. O bakımdan Araplar, "Filan kişi filana zorluk çıkartır," dediklerinde işi sıkı tutar ve ona yerine getirilmesi zor gelen bir takım şeyleri yerine getirmeye mecbur tutar, demek isterler. Buna dair açıklamalar da daha önce el-Bakara Sûresi'nde (2/220. âyet, 8. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. "Uğramama" âyetindeki; mastar içindir. Bu da; "Pek ağır gelir," şeklindeki mukaddem haberin mübtedâsıdır. Bununla birlikte; "Sıkıntıya uğramanız" in, “Pek ağır gelir" in faili ve aynı zamanda bunun "Resûl"un sıfatı olması da mümkündür. Bu, daha da doğrudur. "Size çok düşkündür" ile "Şefkatli ve merhametlidir" anlamındaki âyetler da aynı şekilde sıfat olarak merfu'durlar. el-Ferrâ' der ki: "Sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir, size çok düşkün olan, mü’minlere oldukça şefkatli ve merhametli olandır" diye hal olarak nasb ile okunması da caizdir. Ebû Cafer en-Nehhâs der ki: Âyetin anlamı ile İlgili olarak Arap diline uygun söylenmiş en güzel söz şudur: Bize Ahmed b. Muhammed el-Evdî anlattı, dedi ki: Bize, Abdullah b. Muhammed el-Huzaî anlattı, dedi ki: Ben, Amr b. Ali'yi şöyle derken dinledim: Ben, Abdullah b. Dâvud el-Hureybî'yi, şanı yüce Allah'ın: "Yemin olsun ki, içinizden size öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir" âyeti hakkında şöyle derken dinledim: Yani, sizin cehenneme girmeniz ona pek ağır gelir. "Size çok düşkündür", sizin cennete girmenizi çok ister, demektir. Bir diğer görüşe göre de, sizin îman etmenizi çok ister anlamındadır. el-Ferrâ''ya göre: Cehenneme girmenizi hiç istemez, demektir. Bir şeye düşkünlük göstermek (hırs) ise, onun kaybolmasını, telef olmasını hiçbir şekilde istememek demektir. "Mü’minlere oldukça şefkatli ve merhametlidir." Şefkatli (radıyallahü anhûf), radıyallahü anh'fet ve şefkatte ileri derecede giden kimse demektir. "Şefkatli ve merhametli (radıyallahü anhûfun rahîm)"a dair açıklamalar, el-Bakara Sûresi'nde daha önceden (2/143. âyetin tefsirinde) yeteri kadar geçmiş bulunmaktadır. el-Huseyn b. el-Fadl da der ki: Yüce Allah kendi isimlerinden iki ismini -herhangi bir peygambere-Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in dışında kimseye vermiş değildir. O, Hazret-i Peygamber hakkında: "Mü’minlere oldukça şefkatli ve merhametlidir" diye buyurduğu gibi, kendi zatı hakkında da: "Gerçekten Allah, insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir" (el-Bakara, 2/143) diye buyurmuştur. Abdulaziz b. Yahya der ki: Âyet-i kerîmenin söz dizisi şöyledir: Yemin olsun ki size, kendi içinizden aziz (oldukça değerli, şerefli), mü’minlere karşı oldukça düşkün, şefkatli ve merhametli, sizden başka hiçbir şeyin kendisini ilgilendirmediği ve size zor gelen işlerden dolayı sıkıntıya uğramanız kendisine pek ağır gelen bir rasûl gelmiştir. Sizin için şefaatte bulunacak olan odur, O bakımdan onun sîreti üzere devam ettiğiniz sürece hiçbir şey için üzülmeyiniz. Zira o, sizin cennete girmenizden başka hiçbir şeye razı olmaz. |
﴾ 128 ﴿