7

Yemin olsun ki Yûsuf’un ve kardeşlerinin durumunda soranlar İçin nice İbretler vardır.

"Yemin olsun ki Yûsuf’un ve kardeşlerinin durumunda soranlar için nice ibretler vardır" âyeti ile onların durumlarının ne olduğunu soranları kastetmektedir.

Mekke'liler;

"İbretler" kelimesini tekil olarak; "Bir ibret" diye okumuşlardır. Ebû Ubeyd ise çoğul okuyuşu tercih etmiş ve: Çünkü o pek çok hayırdır, diye açıklamıştır.

en-Nehhâs da der ki: Burada tekil okuyuş da güzel bir okuyuştur, yani yemin olsun ki Yûsuf’un haberine dair soru soran kimselere verilen haberde bir ibret vardır. Çünkü onlar Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)e henüz Mekke'de iken bunu sormuş ve: Sen bize Şam (Suriye ve Filistin) topraklarında bulunup da oğlu Mısır'a götürülen ve gözleri kör oluncaya kadar oğlu için ağlayan bir peygamberin durumunu haber ver, demişlerdir.

O sırada Mekke'de kitab ehlinden hiçbir kimse yoktu, peygamberlerin haberlerini bilen kişi de yoktu. Yahudiler ise Medine'den, Mekkelilere bu hususa dair soru sormalarını telkin etmişlerdi. Bunun üzerine yüce Allah da Yûsuf Sûresi'ni tek bir defada indirdi. Bu sûrede Tevrat'ta bulunan bütün haberler yer aldığı gibi, orada bulunmayan fazla bölümleri de vardır. İşte bu da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) İçin Meryem oğlu Îsa (aleyhisselâm)ın ölüleri diriltmesi ayarında bir mucize idi.

"Bir öğüt" diye açıklandığı gibi, ibret diye de açıklanmıştır. Hatta bazı mushaf larda bunun; İbret, şeklinde olduğu da rivâyet edilmiştir. Bunun "basiret (gözleri hakka açan, hakkı gösteren bir husus)" anlamına geldiği söylendiği gibi; hayret verici bir durum diye de açıklanmıştır. Mesela; filan kişi bilgi ve güzellikte bir âyettir, denilirken, akıllara hayret verici bir durumdadır, denilmek istenir.

es-Sa'lebî tefsirinde der ki: Yûsuf'un kardeşleri rüyayı haber alınca onu kıskandılar. İbn Zeyd, o sırada peygamber idiler, demiştir. Kardeşleri: Kardeşlerinin kendisine secde etmesiyle yetinmiyor da bir de anne babası da mı ona secde edecekmiş? dediler ve ona düşman kesildiler. Ancak bu görüşün reddedilmiş olduğuna önceden değinilmiş idi.

"Yemin olsun ki Yûsuf’un ve kardeşlerinin durumunda..." âyetindeki kardeşlerinin İsimleri şöyledir: En büyüklerinin ismi Rûbîl idi. Diğerleri ise Şem'ûn, Lâvî, Yehûza, Zeyâlûn ve Yeşcer'dir. Bunların annesi Leyan kızı Leyâ'dır. Hazret-i Ya'kub'un dayısının kızıdır. Hazret-i Ya'kub'un ayrıca iki cariyesinden dört oğlu olmuştu: Dân, Naftalî, Câd ve Âşer diye. Daha sonra Leyâ vefat edince, Hazret-i Ya'kub onun kızkardeşi Râhil ile evlendi. Bundan da Yûsuf ve Bünyamin adındaki oğulları dünyaya geldi. Böylelikle Hazret-i Ya'kub'un çocukları toplam oniki kişi idi. es-Süheylî der ki: Ya'kub'un annesinin ismi ise Refkâ idi. Râhil, Bünyamin'den lohusa iken vefat etmişti. Leyân b. Nâher b. Âzer ise Hazret-i Ya'kub'un dayısıdır.

Hazret-i Ya'kub'un iki cariyesinin Leyâ ve Teltâ İsimlerinda olduğu da söylenmiştir ki bu cariyelerin birisi Râhil'e; diğeri ise kızkardeşi Leyâ'ya ait idi. Herbirisi cariyesini Hazret-i Ya'kub'a bağışlamıştı. Hazret-i Ya'kub iki kızkardeşi bir arada nikâhlamış idi- ve bu ondan sonra hiçbir kimseye helal olmamıştır. Çünkü yüce Allah:

"Ve iki kızkardeşi birlikte almanız da (size haram kılındı)" (en-Nisa, 4/23) diye buyurmaktadır.

İbn Zeyd'in görüşüne dair (yani kardeşlerinin Hazret-i Yûsuf’a tuzak hazırladıkları sırada peygamber olduklarına dair kanaati) daha önceden reddedilmiş idi, yüce Allah'a hamdolsun.

7 ﴿