12

"Yarın onu bizimle beraber gönder de bol bol yesin, oynasın. Biz onu mutlaka koruruz."

"Yarın onu bizimle beraber" Sahraya (açık havaya)

"gönder de bol bol yesin, oynasın." Bu âyetteki;

" Yarın" lâfzı zarftır. Bu kelimenin aslı Sîbeveyh'e göre; şeklindedir. Bu kelime aslına uygun olarak da kullanılmıştır. en-Nadr b. Şumeyl der ki: Tan yeri ile sabah namazı arasındaki vakte denilir. da böyledir,

"Bol bol yesin, oynasın" anlamındaki âyeti Basralılar, " Bol bol yiyelim, oynayalım" şeklinde "nun" harfi ile ve "ayn" harfini de sakin olarak okumuşlardır. Mekkelilerin bilinen okumaları şeklinde ve "ayn" esreli olarak okumaları şeklindedir.

Kûfeliler ise; " Bol bol yesin, oynasın" şeklinde "ya" harfiyle ve "ayn" harfini sakin olarak okumuşlardır. Medineliler ise "ya" harfi ve "ayn" esreli olarak okumuşlardır. Birinci okuyuş (bol bol yiyelim, oynayalım anlamındaki okuyuş) Arapların İstediği gibi yemesi halini anlatmak üzere kullandıkları; "İnsan ve deve bol bol yedi" ifadelerinden alınmıştır. Yiyebildiğimiz kadar yiyelim, demektir. Bolca yiyen herkese de; O denilir. Şair der ki:

"Ey Pezâre! Haydi bol bol ye (yayıl); bu yiyişin sana afiyet olmasın."

Bir başka şair (el-Hansa) da şöyle demektedir:

"(Yavrusunu kaybettiğini) unuttu mu yayılıp otlar, ama hatırladı mı da (yavrusunu kaybetmenin şaşkmlığıyla) gider, gelir."

Bir başka şair de şöyle demektedir:

"Ölümü benden geri çevirmenden ve bana

Çokça otlayıp yayılan o yüz (deveyi) verişinden sonra nankörlük eder miyim?"

Ma'mer, Katâde'den; Koşup, gider anlamında okuduğunu rivâyet etmektedir. en-Nehhâs der ki: O;

"Biz yarış yapalım diye gittik" (Yûsuf, 12/17) ifadesinden hareketle böyle okumuştur: Çünkü burada âyetin anlamı belli bir noktaya kadar koşmak için yarışalım, şeklindedir. Aynı şekilde; "Bol bol yesin" âyetinde "ayn" harfinin sakin okunması da bu şekildedir. Şu kadar var ki burada yalnız Yûsuf (aleyhisselâm) söz konusudur. " Bol bol yesin" lâfzında "ayn" harfinin esreli okunması koyunların otlamaları anlamından alınmıştır. Yani o böylelikle buna alışsın ve erkekliğe doğru adım atsın, kimi zaman yesin, küçüklüğü dolayısıyla da kimi zaman oynasın.

el-Kutebî der ki: şeklindeki okuyuş, birbirimizi koruyalım, kollayalım, biri diğerine riayet etsin anlamında olup, "Allah seni korusun" manasındaki ifadesinden alınmıştır. "Oynayalım" ise oyun anlamındaki dan gelmektedir. Ebû Amr b. el-A'la'ya: Kendileri peygamber oldukları halde nasıl "oynayalım" dediler, diye sorulunca: Henüz daha peygamber olmamışlardı, diye cevab vermiştir.

Bir diğer açıklamaya göre oynamaktan maksat, mubah olan şekliyle neşelenmek, rahatlamaktır. Yoksa hakkın zıttı olan ve yasak olan oyunlar değildir. Bundan dolayı Hazret-i Ya'kub onların: "Oynayalım" sözlerine tepki göstermemiştir. Hazret-i Peygamber'in (Cabir b. Abdullah'a): "Ne diye bakire ile evlenmedin? Sen onunla oynaşır, o seninle oynaşırdı" Buhâri, Nikâh 10, 121, 122, Nafakat 12; Müslim, Rada' 54-58; Ebû Dâvûd, Nikâh 3; Dârimî, Nikâh 32; Müsned, III, 294, 302, 308, 314... âyeti da buradan gelmektedir.

Mücahid ile Katâde ise bineğini otlatır, anlamında; diye okumuşlar ve "binek" anlamındaki mef'ûlü hazfedilmiş olarak değerlendirmişlerdir. Ondan sonraki; " Ve oynar" kelimesini de yeni bir cümle olarak (istinaf) ref ile okumuşlardır. Ve: O henüz oyun döneminde olan kimselerdendir, demektir. "Biz onu mutlaka koruruz." Senin onun hakkında korktuğun herşeye karşı onu koruruz.

Ayrıca onların binekli çıkmış olmaları da muhtemeldir, piyade çıktıkları ihtimali de vardır. Onların Hazret-i Ya'kub kendilerini gördüğü sürece, Hazret-i Yûsuf’u omuzları üzerinde taşıdıkları, kendilerini göremeyeceği bir yere geldiklerinde ise; ona zarar vermek üzere kendileriyle birlikte koşsun diye bırak akları da nakledilmektedir.

12 ﴿