32

Kadın dedi ki: "Kendisi dolayısı ile beni kınadığınız işte budur. Evet, yemin olsun ben ondan murad almak istedim. Fakat o kendisini korudu. Şayet kendisine emredeceğimi yapmazsa yemin olsun zindana atılacak ve herhalde zillete uğrayanlardan olacaktır."

Allah'ın:

"Kadın dedi ki: Kendisi dolayısı ile beni kınadığınız işte budur" âyeti şu demektir: Aziz'in hanımı misafir kadınların Yûsuf’a kendilerini kaptırdıklarını görünce,

"kendisi dolayısı ile" yani onu sevdiğimden dolayı

"beni kınadığınız işte budur" diyerek mazur olduğunu açığa vurmak istedi.

" Şu" burada " Bu" anlamındadır. Taberî'nin tercihi de budur. Buradaki "he" (mealde: Kendisi) zamirinin sevgiye ait olduğu ve; Şu, işaret zamirinin de asıl anlamı üzere kullanıldığı da söylenmiştir. Buna göre mana şöyle olur: İşte kendisi sebebiyle beni kınadığınız sevgi budur, yani bunun sevgisi işte o sevgidir.

"Levm (kınamak)" ise çirkin şeylerle nitelendirmek demektir.

Daha sonra gerçeği ikrar ederek şunları söyledi:

"Evet, yemin olsun ben ondan murad almak istedim. Fakat o kendisini korudu" yani bu işe yanaşmadı. Tercümemize esas aldığımız Arapça baskıya hazırlayanın belirttiğine göre, yazma nüshaların ikisinde burada 511 anlamdaki ibareler de yer almakladır: "Şunu bil ki, o kadın, ona karşı beslediği aşırı sevgisi dolayısıyla çağırdığı kadınlar huzurunda mazeretini açıkladığında, işin gerçek yüzünü de ortaya koyarak, “Ben ondan murad almak istedim. Fakat o kendisini korudu" dedi.

"Korunma "ya bu ismin veriliş sebebi, masiyetin işlenmesinden koruyup engellemesinden dolayıdır. "Kendisini korudu" ifadesinin, bu işe karşı koydu, zorluk çıkardı, anlamında olduğu da söylenmiştir ki, ikisinin de anlamı birdir.

"Şayet kendisine emredeceğimi yapmazsa, yemin olsun zindana atılacak" sözleriyle de kadınların huzurunda onu tekrar kötülük işlemeye davet etti ve haya perdesini yırtarak, dediğini yapmayacak olursa zindana atılmakla tehdit etti, İlkin olanlar ikisi arasında ceryan etmişti; ama artık ilk durumunun aksine, kimsenin kınamasından ve söyleyeceği sözlerden çekinmediğinden böyle konuştu.

"Ve herhalde zillete uğrayanlardan olacaktır" âyetindeki; " Olacaktır" kelimesi "elif" ile yazılmıştır. Ancak te'kid için getirilen şeddesiz "nûn" gibi okunur. Çünkü te'kid "nûn"u hem şeddeli, hem şeddesiz gelir. Yüce Allah'ın:

"Yemin olsun zindana atılacak" âyeti üzerinde vakıf "nûn" ile yapılır. Çünkü şeddelidir. Buna karşılık; "Olacaktır" üzerinde vakıf elif ile yapılır. Çünkü şeddesiz "nun"dan dolayı böyle yazılmıştır ve bu bir kimsenin; "Ben bir adam gördüm, Zeyd'i ve Amr'ı gördüm" sözündeki ı'rab "nun'u (tenvini)na benzemektedir. Yüce Allah'ın:

"Yemin olsun ki yakalayıp, çekeriz alnından" (el-Alak, 96/15) âyeti ve benzerleri de buna benzemektedir ki bu gibileri üzerinde vakıf elif ile olur. el-A'şâ'nın şu mısraında olduğu gibi:

"Şeytana asla ibadet etme, Allah'a ibadet et."

Şair burada; "Mutlaka ... ibadet et" demek istemiştir. Vakıf yapması gerektiğinden elif ile vakıf yapmıştır.

32 ﴿