33

Dedi ki: "Rabbim ben, zindanı bu kadınların beni kendisine davet edegeldikleri şeye tercih ederim. Eğer Sen bunların tuzaklarını benden Savazsan, onlara meyleder, cahillerden olurum."

Yüce Allah'ın:

"Dedi ki: Rabbim ben, zindanı bu kadınların beni davet edegeldikleri şeye tercih ederim" âyetinde "zindanı ifadesi, zindana girmeyi takdirinde olup muzaf hazfedilmiştir. Bu açıklamayı ez-Zeccâc ve en-Nehhâs yapmışlardır. "Tercih ederim"; zindan benim için masiyete düşmekten daha kolay ve daha hafiftir, demektir. Yoksa zindana girmek durum ne olursa olsun mutlaka sevilen bir şey olduğu anlamına değildir.

Nakledildiğine göre Yûsuf (aleyhisselâm) "Ben zindanı.,, tercih ederim" deyince yüce Allah da kendisine şöyle vahyetmiş: "Ey Yûsuf! Sen, ben zindanı tercih ederim demekle kendini zindana atmış oldun. Eğer ben afiyet ve esenliği tercih ederim, demiş olsaydın hiç şüphesiz esenliğe kavuşturulurdun."

Ebû Hatim'in naklettiğine göre Osman b. Affan (radıyallahü anh); ": Hapse atılmak, zindana atılmak" diye "sin" harfini üstün olarak okumuştur. Bunun aynı zamanda İbn Ebi İshak'ın, Abdu'r-Rahmân el-A'rec'in ve Ya'kub'un da kıraati olduğunu nakletmiştir. Bu ise; "Onu hapsetti, hapsetmek" fiilinin mastarıdır.

"Eğer Sen bunların tuzaklarını benden Savazsan" yani bu kadınlam tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan...

Kendisini gören kadınların tuzakları diye de açıklanmıştır. Çünkü kadınlar ona Aziz'in karısına itaat etmesini emretmiş ve ona şöyle demişti: Bu kadın mazlumdur ve sen de ona zulmettin.

Bir diğer açıklamada da şöyle denilmiştir: Aziz’in karısı için ona nasihatte bulunmak üzere herbirisi Hazret-i Yûsuf'la başbaşa kalmak istedi. Bundan maksat ise kadına belki isteğini kabul eder diye yardımcı olmasını istemek idi. Ancak herbirisi tek başına onunla başbaşa kalınca Hazret-i Yûsuf’a: Ey Yûsuf! Benim ihtiyacımı gör, ben senin için efendinden daha iyiyim, demeye koyularak, ayrı ayrı onu kendisinden murad almağa çağırıyor ve ayağını kaydırmaya gayret ediyordu. Bunun üzerine Hazret-i Yûsuf: Rabbim, önceleri bir taneydi, şimdi bir topluluk oldular, dedi.

Bir diğer açıklamaya göre Aziz'in karısının tuzağı Hazret-i Yûsuf’u işlemeye davet ettiği hayasızlık idi. O ("bunlar şeklindeki") çoğul ifadesiyle onu kastetmiştir. Hitabında ya onu ta'zim etmek için çoğul kullanmıştır, yahut ta açık (sarih) ifadeyi kullanmayıp üstü kapalı ifadeyi (ta'rizi) kullanmak istediğinden böyle yapmıştır.

Keyd (tuzak) ise hileye başvurmak ve bunda çokça gayret etmek demektir. İnsanların çokça hileye başvurmaları dolayısıyla da Savaşa "keyd" denilmiştir. Amr b. Lecâ der ki:

"Sana tuzak kurmak için Biçr'in annesi göründü sana,

Süslenip püslenerek sana kuracağı tuzağı kursun diye."

"Onlara meyleder(im)" âyeti şartın cevabıdır, "Meylederim" ifadesi meyledip özlemeyi anlatmak için kullanılan; Meyletti, ederden gelmekte olup mastarı da; ...diye gelir. Şair der ki:

"Kalbim Hind'e şevk ile meyletti,

Hind gibi birisi zaten şevk ile meylettirir."

Yani, ey Rabbimî Eğer masiyetten uzak durmakta bana lütuf etmeyecek olursan, ben de masiyete düşerim.

"Cahillerden olurum." Yani günah işleyen ve bundan dolayı yerilmeyi hakeden kimselerden olurum. Yahut cahillerin işini yapan kimselerden olurum.

İşte bu, Allah'ın yardımı olmaksızın hiçbir kimsenin Allah'a İsyan olan bir işten uzak duramadığının delilidir. Aynı şekilde cahilliğin çirkin olduğuna ve cahil kimsenin yerildiğine de delildir.

33 ﴿