59Yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana baba bir kardeşinizi de getirin. Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam veriyorum ve ben misafirperverlerin en iyîsiyim. "Yüklerini hazırlayınca" âyetinde geçen; "Hazırladı" fiili şeklinde kullanılır ki, ben onlar için yol hazırlıklarını elimden geldiğince yaptım, demektir. "Gelin çeyizi" İse gelinin kocasına götürüldüğü vakit gerek duyulan şeylere denilir. Bazı Kûfeliler ise bu kelimenin "cihaz" şeklinde "cim" harfi esreli olarak kullanılmasını da uygun karşılamışlardır. Bu âyet-i kerîmede cihaz (yol hazırlığı), Hazret-i Yûsuf’un yanından aldıkları azıktır. es-Süddî der ki: Yûsuf'un kardeşleri ile birlikte -kendileri on kişi oldukları halde- onbir deve vardı. Hazret-i Yûsuf'a: Geride bıraktığımız bir kardeşimiz de var. Devesi de bizimle birliktedir, dediler. Hazret-i Yûsuf onlara niçin geride kaldığını sorunca, onlar: Babasının ona olan sevgisinden ötürü, diyerek bu kardeşlerinin kendisinden daha büyük bir başka kardeşinin olduğunu ve çöle çıkıp öldüğünü söylediler. Hazret-i Yûsuf onlara: Sözünü ettiğiniz bu kardeşinizi görmek isterdim ki, böylece babanızın onu niçin sevdiğini ve sizin de doğru söyleyip söylemediğinizi anlamış olurdum. Yine rivâyet edildiğine göre onlar Hazret-i Yûsuf'un yanında öz kardeşi Bünyamin'i getirinceye kadar Şemûn'u rehin bıraktılar. İbn Abbâs der ki: Hazret-i Yûsuf tercümana: Onlara de ki dedi: Sizin diliniz, bizim dilimizden farklıdır. Kıyafetiniz de, kıyafetimizden farklıdır. Siz casus olabilirsiniz. Onlar: Allah'a yemin olsun ki biz casus değiliz. Aksine biz aynı babanın oğullarıyız, o da yaştı, oldukça doğru sözlü bir zattır. Hazret-i Yûsuf onlara: Kaç kişisiniz deyince, onlar: Biz aslında oniki kardeş idik. Kardeşlerimizden birisi çöle gitti ve orada öldü. Diğeri nerede? diye sorunca, babamızın yanında, dediler. Bu sefer: Peki sizin doğru söylediğinizi bilen var mı? diye sordu. Onlar da: Burada kimse bizi tanımıyor ki, dediler. Biz sana nesebimizi söylemiş bulunuyoruz, artık senin kalbini bizden yana neyle rahatlatabiliriz? Bunun üzerine Hazret-i Yûsuf: "Bana baba bir kardeşinizi de getirin." Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz dedi, çünkü ben bu şekilde razı olabilirim. "Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam olarak veriyorum." Yani onu tam ve eksiksiz olarak veriyorum, bir de kardeşiniz adına size bir deve yükü daha fazladan veriyorum. "Eğer onu bana getirmezseniz artık sizin yanımda hiçbir ölçeğiniz olmayacaktır" sözleriyle, eğer kardeşlerini getirmeyecek olurlarsa onlara yiyecek satmayacağını söyleyerek tehdit etti. "Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam veriyorum" âyetinin iki anlama gelme ihtimali vardır. Birincisi, Hazret-i Yûsuf onlara daha ucuz fiyata yiyecek sattı, böylelikle tartı olarak daha fazla alabildiler. İkincisi ise onlara (herkese yaptığı gibi) tam ölçekle ölçüp verdi. "Ve ben misafirperverlerin en iyisiyim" âyeti da iki anlama gelir. Birincisine göre ben misafir ağırlayanların en iyisiyim, demektir. Çünkü Hazret-i Yûsuf gerçekten onlara iyi muamele etmiş, iyi ağırlamıştı. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır. İkincisi de ihtimal dahilinde olan bir açıklamadır. Yani güvenilir kimseler arasında misafir olduğunuz şahısların en hayırlısıyım. "Misafir ağırlayanlar" kelimesi, birinci açıklamaya göre "yemek" demek olan; dan alınmadır, İkinci açıklamaya göre ise ev anlamındaki kelimesinden alınmadır. |
﴾ 59 ﴿