77

"Eğer o çalmış bulunuyorsa, onun daha evvel bir kardeşi de çalmıştı" dediler. O vakit Yûsuf bunu içinde gizleyip bunu onlara açıklamadı ve dedi ki: "Sizin durumunuz daha da kötüdür. Allah sizin söylemekte olduğunuzun mahiyetini en iyi bilendir."

Yüce Allah'ın:

"Eğer o çalmış bulunuyorsa onun daha evvel bîr kardeşi de çalmıştı, dediler" âyetinin anlamı şudur: Yani bu da diğer kardeşine uymuştur, eğer bize uymuş olsaydı hırsızlık yapmazdı. Bunu söylemekle kardeşlerinin fiilinden uzak olduklarını ifade etmek istediler. Çünkü onunla anaları bir değildi. O eğer çalmış ise, bu herhalde çalan öbür abisine çekmiştir, çünkü neseblerde ortaklık ahlâkî benzerliklere sebeptir.

İlim adamları Hazret-i Yûsuf’a nisbet ettikleri hırsızlığın ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahibtirler. Mücahid ve başkalarından rivâyet edildiğine göre; Hazret-i İshak'ın kızı olan Hazret-i Yûsufun halası yaşça Hazret-i Ya'kub'dan büyüktü. Daha yaşlı olmasından ötürü Hazret-i İshak'ın kemeri ona geçmişti, çünkü yaş büyüklüğüne göre mirasçı oluyorlardı. Bu ise şeriatımızda hükmü nesh olunmuş şeylerdendir. Yine onların şeriatına göre hırsızlık yapan köleleştirilirdi. Hazret-i Yûsufun halası ise (annesinin vefatından sonra) onu alıp büyütmüş ve onu aşırı derecede sevmişti. Hazret-i Yûsuf büyüyüp gelişince Hazret-i Ya'kub halasına; Bana Yûsuf’u teslim et, gözümün önünden bir an dahi kaybolmasına tahammül edemiyorum, dediyse de halası da ondan ayrılmak istemedi. Kardeşi Ya'kub'ar Yanımda bir kaç gün daha onu bırak, onu göreyim. Hazret-i Ya'kub yanından çıkıp gidince, Hazret-i İshak'ın kemerini alıp onu Hazret-i Yûsuf’a elbiselerinin altından bağladı. Sonra da: Ben İshak'ın kemerini kaybettim, onu kimin aldığına, kimin ele geçirdiğine bir bakınız dedi. Bu kemer araştırıldı, sonra da: Evde bulunanların üzerini açın, dedi. Herkesin üzeri açılınca, kemerin Hazret-i Yûsuf ile birlikte olduğu görüldü; bu sefer şöyle dedi: Allah'a yemin ederim, o artık benim kölemdir. Ben ona dilediğimi yapacağım. Daha sonra Hazret-i Ya'kub ona geldi, ona durumu bildirince, Hazret-i Ya'kub da şöyle dedi: Sen bilirsin, eğer böyle bir şey yaptıysa o senin kölen olarak sana teslim edilecektir. Halası, vefat edinceye kadar Hazret-i Yûsuf’u yanında tuttu. İşte kardeşleri: "Eğer o çalmış bulunuyorsa onun daha evvel bir kardeşi de çalmıştı" sözleri ile bu hususa işaret ederek ayıpladılar. İşte Hazret-i Yûsuf da buradan su kabını -halasının yaptığı şekilde- kardeşinin yükü arasına koymayı öğrenmişti.

Saîd b. Cübeyr der ki: Hayır, halası ona anne tarafından dedesine ait bir putu çalmasını emretmişti. O da sözü geçen o putu çalıp, kırmış ve yola atmıştı. Onların bu tutumları bir münkeri değiştirmek idi. Kardeşleri ise onu hırsızlık yapmakla nitelediler ve bu işten dolayı onu ayıpladılar. Katâde de böyle demiştir.

ez-Zeccâc'ın, kitabında nakledildiğine göre çaldığı bu put altından idi.

Atiyye el-Avfî der ki: Hazret-i Yûsuf kardeşleriyle birlikte yemekte bulunduğu bir sırada bir parça et gördü ve onu sakladı. Bundan dolayı onu ayıpladılar.

Şöyle de açıklanmıştır: Hazret-i Yûsuf sofradaki yemeklerden yoksullara vermek üzere bir şeyler alırdı. Bunu da İbn Îsa nakletmektedir. Bir diğer açıklamaya göre kardeşleri Hazret-i Yûsuf’a nisbet ettikleri şeyde yalan söylemişlerdi. Bu açıklamayı da el-Hasen yapmıştır.

"O vakit Yûsuf bunu içinde gizleyip onlara açıklamadı." Yani Hazret-i Yûsuf onların:

"Eğer o çalmış bulunuyorsa onun daha evvel bir kardeşi de çalmıştı" sözlerini içinde gizledi. Bu açıklamayı da İbn Şecere ve İbn Îsa yapmıştır.

Bir diğer açıklamaya göre Hazret-i Yûsuf: "Sizin durumunuz daha da kötüdür" sözünü içinden gizli söyledi. Sonra da yüksek sesle "Allah sizin söylemekte olduğunuzun mahiyetini en iyi bilendir" dedi.

Bu açıklamayı İbn Abbâs yapmıştır. Yani sizler Yûsuf'a nisbet etmiş olduğunuz hırsızlıktan daha kötü bir durumdasınız. Yüce Allah'ın:

"Allah sizin söylemekte olduğunuzun mahiyetini en iyi bilendir" âyeti ise Allah sizin bu söylediğinizin yalan olduğunu en iyi bilendir. Zaten o iş, Allah rızası için yapılmıştı.

Denildiğine göre Hazret-i Yûsuf'un kardeşleri o sırada henüz peygamber olmamışlardı.

77 ﴿