86Dedi ki: "Ben keder ve üzüntümü ancak Allah'a açarım. Ben Allah nezdinden sizin bilmeyeceğiniz şeyleri biliyorum." "Dedi ki: Ben keder ve üzüntümü ancak Allah'a açarım." Sözlükte; "Açmak" kelimesi aslında insanın saklamaya hazır olmadığı başına gelen helâk edici şeyler demektir. Bu kelime; " Onu saçıp dağıttı" ifadesinden gelmektedir. Mecazi olarak musibete de; denilmiştir. Şair Zu'r-Rimme der ki: "Devemi Meyye'nin (harabesi kalmış) evinin yanıbaşında durdurdum, Orada sürekli ağladım ve konuştum onunla, Yağmur yağsın diye dua ettim orasına, öyle ki anıp durduğum musibetten Dolayı, benimle konuşacaktı neredeyse taşları ve oyun alanları." İbn Abbâs der ki: Bu kelime keder ve üzüntüm, demektir. el-Hasen, ihtiyacım diye açıklamıştır. Bunun, hüznün en ileri derecesi anlamına geldiği de söylenmiştir. Gerçek mahiyeti ise sözünü ettiğimiz şekildedir. "Ve üzüntümü" lâfzı da bir öncekine atfedilmiştir. Aynı anlamda olmakla birlikte onu başka bir lafızla tekrarlamıştır. "Ve üzüntümü ancak Allah'a açarım. Ben Allah nezdinden sizin bilmeyeceğiniz şeyleri biliyorum" Yani ben Yûsuf’un rüyasının doğru çıkacak bir rüya olduğunu, benim onun önünde secde edeceğimi biliyorum. İbn Abbâs bu açıklamayı yapmıştır. Katâde: Ben yüce Allah'ın bana ettiği İhsanlarından hakkında hüsn-ü zan beslemeyi gerektirecek şeyler biliyorum, diye açıklamıştır. Denildiğine göre Hazret-i Ya'kub ölüm meleğine Yûsuf’un ruhunu kabzettin mi diye sormuş, o: Hayır diye cevap verince, onun ümitvar olmasını daha bir pekiştirmişti. es-Süddî der ki: Ben Yûsuf’un hayatta olduğunu biliyorum, demektir. Çünkü oğulları kendisine bu hükümdarın davranışını, adaletini, ahlâkını ve sözlerini bildirince Hazret-i Ya'kub, bu kimsenin oğlu olduğunu hissetti, o bakımdan ümitlendi ve muhtemeldir ki bu Yûsuf tur dedi. Yine şöyle dedi: Yeryüzünde doğru sözlü (siddîk) ancak peygamber bir kimse olabilir. Şöyle de açıklanmıştır: Hazret-i Ya'kub, ben darda kalanların dualarının kabul edildiğine dair sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum, demek istemişti. |
﴾ 86 ﴿