96Müjdeci gelince, gömleğini yüzüne sürmesiyle birlikte derhal görmeye başladı ve dedi ki: "Ben sîze sizin bilmeyeceğiniz şeyleri Allah'tan muhakkak biliyorum dememiş miydim?" "Müjdeci gelince gömleğini yüzüne" yani gözlerine "sürmesiyle birlikte derhal görmeye başladı." " Geldi" lâfzındaki: fazladan gelmiştir. Müjdeyi getirenin Şem'ûn olduğu söylendiği gibi, Yehudâ olduğu da söylenmiştir. O: Nasıl ki senin gömleğini kana bulanmış haliyle babama götürdü isem, bugün de bu gömleğini ben götüreceğim, demişti. Bu açıklamayı İbn Abbâs yapmıştır. es-Süddî'den nakledildiğine göre o kardeşlerine şöyle demişti: Siz de biliyorsunuz ki musibetin gömleğini ona ben götürmüştüm, şimdi bırakın da sevinç gömleğini de ona ben götüreyim. Yahya b. Yemân, Süfyan'dan şöyle dediğini nakletmektedir: Müjdeci Hazret-i Ya'kub'a geldiğinde ona şöyle sormuştu: Yûsuf'u hangi din üzere bıraktın? O: İslâm üzere demişti, Bunun üzerine Hazret-i Ya'kub, işte şimdi nimet tamam oldu, dedi. el-Hasen de der ki: Müjdeci Hazret-i Ya'kub'un yanına geldiğinde Hazret-i Ya'kub yanında müjdeciye verecek bir şey bulamamıştı. Bu sefer Allah'a yemin ederim, yanımızda verecek bir şey bulamıyorum. Yedi gündür de hiç ekmek pişirmedim, fakat Allah sana ölüm sekeratını kolaylaştıran, diye dua etti. Derim ki: Böyle bir dua verilebilecek en büyük mükâfatlardan, bağış ve ihsanların en değerlilerindendir. Bu ayet-i kerîme müjdeler esnasında bağış ve bol ihsanlarda bulunmanın câiz olduğuna delil teşkil etmektedir. Bu hususta Ka'b b. Mâlik'in uzunca hadisi de delil teşkil etmektedir ki; o hadiste şöyle denilmektedir: "... Bana müjde vermek üzere yüksek sesle bağırdığını işittiğim kişi yanıma gelince, üzerimdeki elbiselerimi çıkardım ve bu müjdelemesine karşılık olmak üzere ona müjdelik olarak verdim," diyerek hadisin geri kalan bölümünü zikretmiştir ki bu hadis bütünü ile Tebük gazvesinden geriye kalan üç kişinin kıssası (et-Tevbe, 9/118. âyetin tefsirinde) anlatılırken tamamiyle geçmiş bulunmaktadır. Hazret-i Ka'b'ın kendisine müjde veren kimseye elbiselerini çıkarıp giydirmesi -başka elbisesi olmamasına rağmen- böyle bir durumda kişinin kendisine müjdelenen şeyin gerçekleştiğini umuyor ise, bu gibi mükâfatları vermenin câiz olduğuna delildir, Ayrıca bu, keder ve üzüntünün zevalinden sonra sevinç izhar etmenin câiz olduğuna da delildir. Küçük çocukların Kur'ân-ı Kerîm'i güzel bir şekilde öğrenmeleri üzerine verilen mükâfatlar ve bu gibi törenlerde yemek ziyafetleri de bu kabildendir. Nitekim Hazret-i Ömer de Bakara Sûresi'ni hıfzettikten sonra bir kaç deve kesmişti. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Ve dedi ki: Ben size, sizin bilmeyeceğiniz şeyleri Allah'tan muhakkak biliyorum, dememiş miydim?" Hazret-i Ya'kub böylelikle onlara: "Ben keder ve üzüntümü ancak Allah'a açarım. Ben Allah nezdinden sizin bilmeyeceğiniz şeyleri biliyorum" (Yûsuf, 12/86) sözlerini hatırlattı. |
﴾ 96 ﴿