107

Onlar Allah'ın azabından bir kaplayıcının kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyâmetin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini emin mi gördüler?

"Onlar Allah'ın azabından bir kaplayıcının kendilerine gelip çatmasından..." İbn Abbâs der ki:

"Kaplayıcı"dan kasıt örtüp bürüyen demektir. Mücahid de onları kuşatacak, bürüyecek bir azâb demektir, der.

"O günde azâb onları hem üstlerinden, hem ayakları altında bürüyecek..." (el-Ankebut, 29/55) âyetinde de benzeri bir durumdan söz edilmektedir. Katâde ise başlarına gelecek bir musibet diye açıklamıştır. ed-Dahhâk da yıldırımlar ve kapılan çalan azaplarla şiddetli musibetler demektir, der.

"Veya onlar farkında olmadan kıyâmetin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini emin mi gördüler?"

"Ansızın" kelimesi hal olarak nasbedilmistir. Aslında bu kelime mastardır. el-Müberred der ki: Araplardan nekreden sonra hal olarak bir kelimenin gelip kullanıldığı nakledilmiş bir şeydir. Onların; "Bir iş ansızın meydana geldi" şeklindeki sözleridir. en-Nehhâs der ki: Bu kelime umulmadık bir yerden gelen musibet demektir.

"Onlar farkında olmadan" anlamındaki ifade de te'kid içindir.

"Ansızın" âyeti ile ilgili olarak İbn Abbâs şöyle demiştir: Kıyâmetin koptuğunu belirtecek olan sayha, (çığlık) onlar çarşı pazarlarında ve yerlerinde bulundukları bir sırada kopacaktır. Nitekim ileride de gelecek olan yüce Allah'ın:

"Onlar birbirleri ile çekişirlerken kendilerini alacak bir tek çığlıktan başkasını gözlemiyorlar" (Yâsîn, 36/49) âyetinde olduğu gibi.

107 ﴿