23

O Adn cennetleridir. Onlar oraya ana ve babalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte gireceklerdir. Melekler de her kapıdan onların yanına girip;

"O Adn cennetleridir." Yani onlar için Adn cennetleri vardır. Buna göre

"Adn cennetleri" anlamındaki âyet "âkıbefden bedeldir. Bununla birlikte "yurdun akıbeti" ifadesinin tefsiri de olabilir. Yani Adn cennetlerine girmek ile onlara mükâfat verilecektir. Çünkü "yurdun akıbeti" terkibi meydana gelecek bir olayı anlatmaktadır. "Adn cennetleri" ise ayn (nesne)dir. Hades (olay) yine onun gibi bir hades ile açıklanır. O halde hazfedilmiş mastar mef'ûle izafe edilmiştir. Bununla birlikte "Adn cennetleri"rün hazfedilmiş bir mü btedanın haberi olması da mümkündür. "Adn cennetleri" cennetin ortası, onun en yüksek yeridir. Buranın tavanı da Rahmân'ın Arşıdır. Bu açıklamayı el-Kuşeyrî Ebû Nasr Abdu'l-Melik yapmıştır.

Buhârî'nin, Sahih'inde de şöyle denilmektedir: "Allah'tan dilekte bulunduğunuz vakit O'ndan Firdevs'i isteyiniz. Çünkü Firdevs cennetin en orta yeri ve en yüksek yeridir. Onun üstünde de Rahmân'ın Arş'ı vardır, cennetin bütün nehirleri de oradan kaynar." Buhari, Cihad 4, Tevhîd 22; Tirmizî, Sıfatu'l-Cenne 4; Müsned, II, 335. Eğer bu (el-Kuşeyrînin açıklaması) sahih ise, bu şekilde birçok cennetlerin olma ihtimali de vardır.

Abdullah b. Amr der ki: Cennette

"Adn" diye anılan bir köşk vardır. Etrafında burçlar ve yeşil bahçeler vardır. Bu sarayın bin kapısı vardır. Herbir kapının üzerinde beşbin tane çizgili Yemen örtüsü vardır. Buna ancak peygamber, sıddîk veya şehid olanlar girebilecektir.

"Adn" kelimesi, bir yerde ikamet etti anlamındaki; dan alınmadır. Nitekim ileride yüce Allah'ın izniyle buna dair açıklamalar Kehf Sûresi'nde (18/31. âyetin tefsirinde) gelecektir.

"Onlar oraya ana ve babalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte gireceklerdir." Bu âyetin daha önce geçen; " Bunlar"a atfedilmesi de mümkündür, anlam şöyle olur: İşte bunlarla birlikte ana ve babalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden salih olanlara da, yurdun akıbeti bunlaradır.

Bununla birlikte bu âyetin; Onlar oraya... gireceklerdir"deki merfu zamire (onlar zamirine) atfedilmesi de mümkündür. (Mealde böyle yapılmıştır.) Böyle bir atıf, aralarında nasbedilmiş bir zamirin girmesinden dolayı uygundur. Anlam şöyle de olabilir: Onlar da oraya gireceklerdir. Ana ve babalarından salih olanlar da oraya gireceklerdir. Yani oraya nesebleri dolayısıyla girmeyecekler, girenler salih oldukları için oraya gireceklerdir.

"Olanlar"da ki... anlar’ın şu takdirde nasb mahallinde olması da mümkündür: Onlar oraya ana-babalarından salih olanlarla birlikte gireceklerdir, Bunlar kendileri gibi amel işlememiş olsalar dahi, yüce Allah, onlara bir ikram ve lütuf olmak üzere yakınlarını da kendilerine katacaktır.

İbn Abbâs der ki: Buradaki salih oluş, Allah'a ve Rasûlüne imandır. Eğer onların (salih amelde bulunanların yakınlarının) îman ile birlikte başka İtaatleri de varsa cennete kendi itaatleri sebebiyle girmiş olurlar, yoksa yakınlarına tabi olmak suretiyle değil.

el-Kuşeyrî der ki: Ancak bu tartışılabilir bir görüştür. Çünkü zaten îman olmadan olmaz ve mutlaka (cennete girmek İçin gerekli) bir şeydir. O halde salih amelin şart olduğu hususunda söz söylemek, imanın da şart olduğunu söylemek gibidir. Zahir olan (kuvvetli olan) odur ki, buradaki salih oluş, genel olarak bütün ameller hakkındadır. Yani yüce Allah onları cennette akrabaları ile birlikte bir araya getirmek suretiyle yarın (kıyâmet gününde) bunlar üzerindeki nimet tamamlanmış olacaktır. Her ne kadar cennete herkes kendi ameliyle girecek olsa dahi, yine de yüce Allah'ın rahmetiyle cennete girilecektir.

"Melekler de her kapıdan onların yanına girip" yani onlara ikramda bulunmak üzere Allah tarafından getirdikleri hediyeler ve armağanlarla onların yanlarına girip;

23 ﴿