24"Sabrettiğiniz şeylere karşılık selâm sizlere! Yurdun ne güzel sonucudur bu!" (derler.) "Sabrettiğiniz şeylere karşılık selâm sizlere" diyeceklerdir. Burada "diyeceklerdir" sözü zikredilmemiştir. Selâm sizlere ise siz her türlü afet ve mihnetten yana esenliktesiniz artık, demektir. Bunun -her ne kadar esenlikte bulunuyor iseler dahi- esenliklerinin devamı için onlara yapılacak bir dua olduğu da söylenmiştir. Yani Allah, size selâmet ve esenlik versin, demektir. Bu da kip olarak haber olmakla birlikte dua anlamındadır ve ubudiyyeti itiraf anlamını da ihtiva etmektedir. "Sabrettiğiniz şeylere karşılık" sabretmeniz sebebiyle, sabretmeniz karşılığında demektir. Çünkü fiil ile birlikte mastar anlamını verir. başındaki "be" harfi de "selâm sizlere" âyetinin anlamına taalluk etmektedir. Hazfedilmiş bir kelimeye taalluku da mümkündür, "Bu üstün ikram sabrınız sebebiyledir" demektir. Allah'ın emir ve yasaklarına sabretmeniz sebebiyledir, anlamındadır. Bu açıklamayı da Saîd b. Cübeyr yapmıştır. Dünyada fakirliğe sabretmeniz... diye de açıklanmıştır ki bu Ebû İmrân el-Cevnî'ye aittir. Allah yolunda cihada sabretmeniz sebebiyle diye de açıklanmıştır. Nitekim Abdullah b. Ömer'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Allah'ın yarattıkları arasından cennete kimlerin gireceğini biliyor musunuz?" Onlar: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, dediler. Hazret-i Peygamber şöyle buyurdu: "Kendileri vasıtasıyla serhadlerin korunduğu, onlar sebebiyle hoş olmayan şeylerden korunulan ve onlardan birisi öldüğünde ihtiyacını içinde gizlemiş ve onu gerçekleştirememiş olarak ölen mücahidlerdir. Melekler bunlara gelir, her kapıdan onların yanına girip: Sabrettiğiniz şeylere karşılık selâm sizlere, yurdun ne güzel sonucudur bu!" (derler.) Müsned, II, 168, daha uzunca ve: "... mürâhîdlerdir" yerine: "... fakirler ve muhacirlerdir..." şeklinde. Ayrıca "Abdullah b. Ömer'den" değil, "Abdullah b. Amr b. el Âs'dan," Muhammed b. İbrahim de der ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) her sene şehitlerin kabirlerine gider ve şöyle derdi: "Sabrettiğiniz şeylere karşılık selam sizlere, yurdun ne güzel sonucudur bu." Ebû Bekr, Ömer ve Osman (radıyallahü anhüm) da böyle yaparlardı. Bunu el-Beyhakî de Ebû Hüreyre'den zikrederek şöyle der: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şehitlere giderdi. Dağlar arasından açılan yolun ağzına geldiğinde (Uhud şehidlerine) şöyle derdi: "Sabrettiğiniz şeylere karşılık selam sizlere. Yurdun ne güzel sonucudur bu." Daha sonra Hazret-i Ebû Bekir de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)den sonra bunu yapardı. Hazret-i Ebubekir'den sonra Hazret-i Ömer de aynı şeyi yaptı, Hazret-i Ömer'den sonra Hazret-i Osman da aynı şeyi yaptı. Hasan-ı Basrî -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- der ki: Dünyada (ihtiyaç) fazlası olan şeylere karşı sabrettiğiniz için selam sizlere... demektir. Bir diğer açıklamaya göre itaatlere devam, masiyetlerden uzak kalmak suretiyle "sabretmenize karşılık..." demektir. Bu anlamdaki açıklamayı el-Fudayl b. İyad yapmıştır. İbn Zeyd de der ki: Sevdiğinizi kaybetmenize rağmen "sabretmeniz sebebiyle..." Yedinci bir anlama gelme ihtimali de vardır: Şehvetlerin, isteklerin arkasına takılmaya karşı sabrettiğiniz için... Abdullah b. Selam ile Ali b. el-Huseyn (radıyallahü anhüm) dediler ki: Kıyâmet günü geldiğinde bir münadi: Sabreden kimseler ayağa kalksın, diye seslenir. İnsanlar arasından bir grup insan kalkar. Onlara, haydi cennete doğru gidin, denilir. Melekler onları karşılar ve: Nereye derler, onlar da: Cennete derler. Melekler, hesabınız görülmeden önce mi? diye sorarlar. Onlar evet, diyecekler. Melekler: Siz kimlersiniz? diye soracaklar, onlar da: Biz sabreden kimseleriz diyecekler. Yine melekler: Sizin sabrınızın mahiyeti neydi? diye soracaklar. Onlar: Biz nefislerimizi Allah'a İtaat üzere sabrettirdiğimiz gibi Allah'a masiyetlere karşı da sabrettirdik. Dünyada bela ve mihnetlere karşı da sabrettirdik. Ali b. el-Huseyn der ki: Bu sefer melekler onlara: Haydi cennete girin. Salih amellerde bulunanların mükâfatı ne güzeldir, diyeceklerdir. İbn Selâm ise şöyle der: Melekler onlara: Sabrettiğiniz şeylere karşılık selam sizlere! diyeceklerdir. "Yurdun ne güzel sonucudur bu!" Yani sizin önceden içinde bulunduğunuz yurdun ne güzel sonucudur bu! Siz o yurtta iken, neticede sizi içinde bulunduğunuz bu hale ulaştıracak amellerde bulundunuz. Buna göre "sonuç (anlamındaki el-ukbâ)" bir isimdir "yurftan kasıt ise dünyadır. Ebû İmrân el-Cevnî der ki: "Yurdun ne güzel sonucudur bu!" âyeti cehennem yerine cennet ne güzeldir, demektir. Yine ondan nakledildiğine göre dünyadan sonra cennet ne güzeldir, diye açıklamıştır. |
﴾ 24 ﴿