28Bunlar Îman edenlerdir, gönülleri Allah'ın zikri ile huzura kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki; kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. "Bunlar îman edenlerdir" âyetindeki: "Bunlar" nasb mahallindedir. Çünkü mef'ûldür; Allah îman eden bu kimseleri hidayete iletir demektir. Bunun "kendisine yönelenler" âyetinden bedel olduğu da söylenmiştir, o da yine nasb mahallinde olur. "Gönülleri Allah'ın zikriyle huzura kavuşanlardır." Yani yüce Allah'ı tevhid ile kalpleri sükûna erer. Teselli bulur ve böylelikle huzura kavuşur. Yani bunların kalpleri dilleriyle birlikte Allah'ı zikretmeye devam etmek suretiyle huzur bulur. Bu açıklamayı Katâde yapmıştır. Mücahid, Katâde ve başkaları da derler ki: Allah'ın zikrinden kasıt Kur'ân-ı Kerîm'dir. Süfyan b. Uyeyne ise, Allah'ın emridir diye açıklamıştır. Mukâtil Allah'ın va'di diye açıklamıştır. İbn Abbâs, Allah'ın adıyla yemin ederek... diye açıklamıştır. Yahut onların kalpleri Allah'ın lütuf ve nimetlerini hatırlayarak huzur bulur, tıpkı O'nun adalet, intikam ve kazasını hatırlamakla titrediği gibi. "Allah'ın zikri ile" âyetinin, onlar Allah'ı anarlar, O'nun âyetleri üzerinde dikkatle düşünürler ve böylelikle basiretli bir şekilde kudretinin ne kadar mükemmel olduğunu bilip, tanırlar, anlamına geldiği de söylenmiştir. "Haberiniz olsun ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." Buradaki "kalpler"den kasıt mü’minlerin kalpleridir, İbn Abbâs der ki: Bu, yemin etmek hakkındadır. Bir kimsenin hasmı Allah İsmi ile yemin ettiği takdirde, kendisine yemin olunanın kalbi huzura kavuşur. "Allah'ı anmakla" Allah'a itaat etmekle diye açıklandığı gibi; Allah'ın mükâfatıyla, Allah'ın va'diyle diye de açıklanmıştır. Mücahid der ki: Bunlar Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)in ashabıdır. |
﴾ 28 ﴿