12

Biz böylece onu günahkârların kalplerine sokarız.

"Biz böylece onu" sapıklığı, küfrü, alay ve şirki -el-Hasen, Katade ve diğerlerine göre- kavminin

"günahkârların"in

"kalplerine sokarız." Yani, önceki ümmetler arasında geçenlerin kalplerine bunları soktuğumuz gibi, kavminin müşrik olanlarının kalbine de böylece onu sokarız, tâ ki onlardan öncekiler kendilerine gönderilen peygamberlere îman etmedikleri gibi, bunlar da sana îman etmesinler,

İbn Cüreyc, Mücâhid'den şöyle dediğini rivâyet eder: Burada sokulması kast olunan şey, yalanlamaktır. "Sokmak" anlamındaki; Bir şeyi bir şeye girdirmek" demektir. İpin iğneye geçirilmesi gibi, O bakımdan Ona girdi, girer, girmek" denilir ve Onu girdirdi" demek olur. Yol hakkında; ifadesi, yola girdi demektir. Bir şey, kendi türünden olmayan başka bir şeye girdiği gibi, aynı şekilde bir şeyi başka bir şeye girdirme şekli de kullanılır. Bütün halleriyle; vezinlerinden birisiyle gelir. Şair Adiyy b. Zeyd de der ki:

"Seni oldukça zorlu ve çetin bir güne soktular."

"Sin" harfi esreli olarak ip demektir.

Âyet-i kerimede Kaderiyye ve Mutezîle'nin kanaatleri reddedilmektedir.

Âyetin anlamının şöyle olduğu da söylenmiştir: Biz, Kur'ân-ı Kerîmi onların kalplerine sokuyoruz da onlar, bunu yalanlıyorlar. el-Hasen, Mücahid ve Katade de tefsir âlimlerinin çoğunlukla kabul ettiği görüşü ifade etmişlerdir ki, bu da Mutezileye karşı delil olarak daha bağlayıcıdır. Yine el-Hasen'den: Biz, zikri delili kabul etmelerini sağlamak üzere kalplerine sokarız, diye açıkladığını el-Ğaznevî zikretmektedir,

12 ﴿