31

Evlatlarınızı fakirlik korkusu ile öldürmeyin. Onları da sizi de Biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.

Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1. Fakirlik Korkusuyla Çocukların Öldürülmesi:

Bu âyeti kerimeye dair açıklamalar -Yüce Allah'a hamd olsun ki- daha önce el-En'âm Sûresi'nde (6/156. âyet, 5. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır,

"îmlâk: Fakirlik korkusu", fakirlik ve bir şeye malik olmamak demektir, "Bir kimsenin elinde malâka denilen büyük ve düzgün taşlardan başka bir şey kalmaması" demektir. Şair el-Hüzdî, bir avcıyı vasfederken şöyle demektedir:

"Derken onun karşısına, kısa boylu ve yıpranmış elbiseli bir avcı çıktı

O, büyük ve düz taşlar (malaka) üzerine çıkacak olsa, avcı da çıkardı."

Şemir der ki: fiili, hem lazım (geçişsiz)dır, hem müteaddi (geçişli)dir. O bakımdan kişinin fakir düşmesi halini anlatmak için de kullanılır, Zaman, elindeki avucundakîni alıp götürdü" anlamındadır. Şair Evs de şöyle demektedir:

"Ve yanımda ne varsa büyük ve zorlu sıkıntılar alıp götürdü (beni fakir düşürdü)."

2. Büyük Bir Günah:

Yüce Allah'ın;

"Bir günah" anlamındaki; âyetini Cumhûr, "hı" harfi esreli, "ti" sakin, hemzeli ve kasr ile okumuşlardır. İbn Âmir ise, "hı" ve "ti" harflerini üstün, hemzeli ve kasr ile okumuştur. Ebû Cafer Yezid de böyle okumuştur. Bu iki kıraat de "kasti günah işledi" anlamındaki den alınmıştır.

İbn Arefe der ki: Bir kimsenin günah işlemesi halinde; Günah işledi" denilir. Kasti olarak veya olmayarak hatalı bir yol izledi, denilmek istenirse de, denilir. Bununla birlikte; Hata ve günah işledi" fiilinin; Kasti olsun olmasın hata yolunu izledi" anlamında da kullanıldığı olur.

el-Ezherî der ki: Bir kimse kastî olarak hata işlerse Hata işledi, işler" denilir. Bu da; Günah işledi, işler" ile aynı anlamdadır. Eğer kasıt gütmeyecek olursa; denilir ki; mastarları da şekillerinde gelir. Şair de şöyle demiştir:

"Hata ve doğrularımla beni baş başa bırak

Onlar bana aittir. Nihayet tüketip bitirdiğim şey bir mal (dan ibaret)dır."

" Hata" isim olarak: " yanlışlık yapmak" yerinde kullanılan bir isimdir ve bu da doğruluğun zıddıdır. Bu kelime iki türlü kullanılır. Birincisi kasr ile kullanılması ki, güzel olan budur. Diğeri ise med ile kullanılmasıdır, bu da az kullanılır.

İbn Abbâs (radıyallahü anh) dan da; (........) şeklinde "hı" harfini üstün, "ti" harfini sakin ve hemze ile okuduğu rivâyet edilmiştir. İbn Kesîr ise, "hı" harfini esreli, "ti" harfini üstün, hemzeyi de med ile ("Hitaen" şeklinde) okumuştur, en-Nehhâs şöyle demektedir: Ben, bu kıraatin açıklanabilir bir tarafı olduğunu bilmiyorum. Bundan dolayı da Ebû Hatim bu kıraati yanlış kabul etmektedir. Ebû Ali ise der ki: Bu kelime; 'in mastarıdır. Her ne kadar; diye bir kullanım bulamıyor isek de; şeklinde bir kullanım tesbit edebiliyoruz. Bu ise; 'in mutavaat kipidir. İşte bu bize böyle bir kullanımın doğru olabileceğini göstermiştir.

Şairin şu beyiti de bu kabildendir:

"Atılan oklar onun karnına bir türlü, isabet etmedi (hata etti)

Benim günümü de erteledi, artık ben acele etmiyorum."

Bir başka şairin bir yaban ineğini nitelendirirken söylediği şu beyiti de bu türdendir:

"Avcı ona isabet ettiremedi (hata etti), nihayet ben onu,

Burnunu bir su birikintisine koymuş gördüm."

el-Cevherî der ki: Ona isabet ettiremedi (hata etti, tutturamadı)" anlamındadır. Evfa b. Mutarrif el-Mâzinî de şöyle demiştir:

"Hey!... Bildirin Câbir'e arkadaşlığımı ve

Senin arkadaşın öldürülmedi, diye.

Atılan oklar onun karnına bir türlü isabet etmedi

Ve benim (ölüm) günümü erteledi, acele etmedi."

el-Hasen İse, şeklinde "İn" ve "ti" harflerini üstün, hemze'yi de med ile okumuştur. Ebû Hatim şöyle demektedir: Dilde böyle bir kullanım bilinmemektedir ve bu câiz olmayan bir yanlışlıktır. Ebû’l-Feth de şöyle demektedir: Hata" kelimesinin, Hata ettim" kelimesi ile İlgisi; Bağış" kelimesinin: Bağışladım, verdim" kelimesi ile ilgisine benzer. Bu da mastar anlamında bir isimdir.

Yine el-Hasen'den; "hı" harfini üstün, "ti" harfini de iki üstün ile ve hemzesiz olarak okuduğu da rivâyet edilmiştir.

31 ﴿