38

Kötü olan bütün bunlar, Rabbinin katında hoşlanılmayan şeylerdir.

4. Allah Tarafından Hoşlanılmayan Şeyler:

"Kötü olan bütün bunlar, Rabbinin katında hoşlanılmayan şeylerdir" âyetindeki Bu daha önce sözü edilen, Allah'ın yerine getirilmesini emredip yasaklanmasını istediği şeylere bir işarettir. Bu işaret edatı hem tekil için hem çoğu) için, hem müennes hem müzekker için kullanılabilir.

Âsım, İbn Âmir, Hamza, el-Kisaî ve Mesrûk, Kötü olan"ı zamire izafeli olarak okumuşlardır. Bundan dolayı da; Hoşlanılmayan" şeklinde ve;...dir"in haberi olarak nasb halindedir. Hoşlanılmayan şey, kötü şey" demektir. Allah'ın razı olmadığı ve emretmediği her şeydir.

Yüce Allah,

"Rabbin şunları hükmetti..."(el-İsrâ, 17/23) âyetinden itibaren "hoşlanılmayan şeylerdir" âyetine kadar emrolunan ve yasak kılınan bir takım şeyleri söz konusu etmektedir. O bakımdan burada bütün bunların hepsinin kötülük olduğunu haber vermesi düşünülemez. O takdirde emr olunan şeylerle yasak kılınan şeyler birbirinin içine girer. Ebû Ubeyd de bu kıraati tercih etmiştir. Çünkü Ubey'in kıraatinde; Bütün bunların günahları..." diye okumuştur, Böyle bir kıraat ise ancak izafet için sözkonusu olabilir.

İbn Kesîr, Nâfi' ve Ebû Amr ise, tenvin ile; Bir günah" diye okumuşlardır. Yani, Allah ve Rasûlünün yasak kıldığı her bir şey bir günahtır demektir. Buna göre söz hem

"sonuç itibariyle daha güzeldir" (el-İsrâ, 17/35 âyetinde tamam olup sona ermekte, daha sonra da yeni bir âyet olmak üzere: "Bilmediğin bir şeyin ardına düşme... yürüme" (el-İsrâ, 17/36-37) diye buyurduktan sonra da tenvinli olarak Çünkü bütün bunlar birer günahtır" diye buyurmaktadır.

Yüce Allah'ın:

"Evlatlarınızı... öldürmeyin" (el-İsrâ, 17/31) âyetinden itibaren bu âyete kadar birer kötülüktür, bunlar arasında iyilik olan her hangi bir şeyden söz edilmemiştir. O bakımdan "bütün bunlar" âyeti, yalnızca yasaklanan şeyleri kapsar, başka şeyi kapsamaz, demişlerdir.

Yüce Allah'ın:

"Hoşlanılmayan şeyler" âyeti ise, "kötü olan"ın sıfatı olmayıp ondan bedeldir. İfadenin takdiri de şöyle olur: Bütün bunlar birer kötülüktür ve hoşlanılmayan şeylerdir.

"Hoşlanılmayan şeyler" anlamındaki kelimenin;...dir"in ikinci haberi olup ve Bütün bunlar" lâfzı dolayısıyla böyle geldiği de söylenmiştir. Bir kötülüktür" ifadesi ise bundan önce sözü edilen bütün bu şeylerdeki manaya hamledilir.

Kimisi de bu, "(hoşlanılmayan şeyler)"; seyyie (kötü olan şey)" in sıfatıdır demektedir. Çünkü bunun müennesliğî hakiki olmadığından dolayı müzekker olan bir kelime ile vasfedilmesi mümkündür. Ebû Ali el-Farisî ise bu görüşü zayıf kabul eder ve şöyle der: Eğer müennesten müzekker olarak söz edilecek olursa, ondan sonrasının da müzekker olması gerekir. Bu konuda kaidenin nazar-ı itibara alınmaması, müsned fiilin müennesten önce gelip mü-

"Onun şimşek çaktığı gibi çakmış bir bulut yoktur,

Ve onun bitirdiğini bitirmiş bir arazi de yoktur."

Ancak bu, Araplarca çirkin görülen bir kullanımdır. Bir kimse. Bir arazi, bitki yetiştirdi" diyecek olsa, bu çirkin bir İfade olmaz. Ebû Ali (el-Fârîsî) da der ki: Fakat, yüce Allah'ın;

"Hoşlanılmayan şeyler" âyetinin, Kötü olan bir şey"den bedel olması mümkündür. Aynı şekilde

"Rabbinin katında" âyetindeki tamirden hal; buna karşılık

"Rabbinin katında" âyetinin da

"kötü olan"ın sıfatı mahallinde olması da mümkündür.

5. Raksetmek:

İlim adamları bu âyet-i kerimeyi, raksetmenin ve bu işi sürdürmenin yerilen bir şey olduğuna delil göstermişlerdir. İmâm Ebû'l-Vefâ b. Akıl der ki: Kur'ân-ı Kerîm, raksı yasakladığını açık nass ile ifade ederek:

"Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme" diye buyurmuş ve kibirlenenleri yermiştir. Raks, kibirlenip azgınlaşmanın en ileri derecesidir. Bizler, neşe ve sarhoşluk vermeye ortak özellikleri dolayısıyla nebizi şaraba kıyas etmiyor muyuz? Ne diye mızrabı ve onunla birlikte şiirin bestelenerek söylenmesini, tanbur, zurna ve davula -aralarındaki ortak özellik dolayısıyla- kıyas etmiyoruz ki? Sakallı bir kimsenin -hele bir de yaşlı olursa- raksedip nağmelere ve vurgulara göre alkış tutması ne kadar çirkin bir şeydir! Özellikle nağmeli sesler, kadın ve tüyü bitmemiş çocukların sesi ise. Acaba, önünde ölüm, sorgulanmak, haşr ve sırat bulunan, bundan sonra da cennet ya da cehennemden birisine gideceği belli olmayan bir kimsenin raks ile hayvanlar gibi şaha kalkmasının, kadınlar gibi alkışlamasının güzel bir tarafı olabilir mi? Yemin olsun ki, ömrüm boyunca öyle hocalarımı gördüm ki, sürekli olarak onlarla oturup kalkmama rağmen gülmek şöyle dursun, tebessüm ettikleri İçin bir tek dişleri dahi görülmüş değildir.

Ebû'l-Ferec İbnü'l-Cevzî -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demektedir: İlim adamlarından birisinin, İmâm el-Gazali -Allah ondan razı olsun- bana anlattığına göre o şöyle demiştir: Raks, ancak ortun ile ortadan kalkabilen iki omuz arasındaki bir ahmaklıktır.

İleride el-Kehf Sûresi'nde (18/14. âyet, 2. başlıkta) ve başka yerlerde (Lukman, 31/6. âyetin tefsirinde) yüce Allah'ın izniyle bu bahise dair daha geniş açıklamalar gelecektir.

38 ﴿