53Kullarıma de ki: "En güzel olanı söylesinler. Çünkü şeytan aralarına ayrılık sokar. Gerçekten şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır." "Kullarıma de ki: En güzel olanı söylesinler" anlamındaki âyetin i'rabına dair açıklamalar, bundan önce (İbrahim, 14/31. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Âyet-i kerîme, Ömer b. el-Hattâb hakkında inmiştir. Şöyle ki: Araplardan birisi ona sövünce, Hazret-i Ömer de ona karşılık vermiş ve onu öldürmek istemişti. Az kalsın aralarında büyük bir fitne başgösterecekti. Bunun üzerine yüce Allah: "Kullarıma de ki: En güzel olanı söylesinler" âyetini indirdi. Bunu, es-Sa'lebî ve el-Maverdî ile İbn Atiyye ve el-Vâhidî el-Vahidî, Esbâbu Nüzûli'l-Kur'ân, s.295. zikretmişlerdir. Bir başka açıklamaya göre bu âyet-i kerîme, müslümanların: Ey Allah'ın Rasulü! Onların bize yaptıkları işkence uzun süredir devam edip gidiyor. Onlarla Savaşmak için bize izin ver,- demeleri üzerine inmiştir. Hazret-i Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem), onların bu isteklerine: "Henüz Savaşmakla emrolunmadım" demesi üzerine yüce Allah: "Kullarıma de ki: En güzel olanı söylesinler" âyetini indirdi. Bunu da el-Kelbî zikretmiştir. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Benim kendilerinin yaratıcısı olduğumu kabul etmekle birlikte puta tapan kullanma, en güzel söz olan tevhidi ve nübüvveti ikrarı söylemelerini söyle! Tevhid hususunda kâfirlerle tartışan mü’min kullanma, en güzel olan söz ne ise onu söylemelerini emret, anlamında olduğu da söylenmiştir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyiniz. Sonra onlar da Allah'a bilgisizce söverler:" (el-En'âm, 6/108) el-Hasen de şöyle demiştir: Bu, kâfirin haddi aşarak konuşmasında aşırıya gittiğinde, Allah sana hidâyet versin, Allah sana merhamet buyursun demesidir. Bu şekildeki davranış, onlara cihad emri verilmeden emredilmişti. Bir başka açıklamaya göre anlam şöyledir: Sen onlara, Allah'ın emrettiği şeyleri emretmelerini, yasakladığı şeyleri de yasaklamalarını söyle. Bu açıklamaya göre; âyet-i kerîme hem mü’minler, hem de kâfirler hakkında umumidir. Yani, sen bunları herkese söyle demektir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Bir kesim de şöyle demektedir: Yüce Allah bu âyet-i kerimede özel olarak mü’minlere, kendi aralarında edebi elden bırakmamalarını, yumuşak söz söylemelerini, birbirlerine alçak gönüllü davranmalarını, şeytanın dürtülerini bir kenara atmalarını emretmektedir. Hazret-i Peygamber de: "Ve Allah'ın kulları! Kardeş olunuz" diye buyurmuştur. Buhârî, Nikâh 45, Ferâiz 2, Edeb 57. 58, 62; Müslim, Birr 23, 24, 28-32; Ebû Dâvûd, Edeb 47; İbn Mâce, Dua 5; Muvatta’, Husnül-Huluk 14, 15; Müsned, I, 3, 5. Bu açıklama daha güzeldir ve buna göre âyet-i kerîme muhkemdir. "Çünkü şeytan aralarına" fesat, düşmanlığı bırakmak ve azdırmak suretiyle "ayrılık sokar." el-A'raf Sûresi'nin (7/200. âyet, 2. başlık) sonları ile Yûsuf Sûresi'nde (12/100. âyet, 3- başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. (.....); Aramızı bozdu, ifsad etti" demektir. Bu açıklamayı el-Yezidi yapmıştır. Başkası ise bunun, kışkırtmak, kötülüğe itmek anlamında olduğunu söylemişlerdir. "Gerçekten şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır." Yani, düşmanlığı ileri derecededir. Yine buna dair açıklamalar, önceden el-Bakara Sûresi'nde (2/168. âyet, 4. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Nakledilen bir haberde de şöyle denilmektedir: Birtakım kimseler yüce Allah'ı zikretmek üzere oturdular. Şeytan, onların meclislerini kesmek kastıyla geldi, melekler onu engellediler. Bu sefer şeytan onlara yakın bir yerde oturan ve Allah'ı anmayan bir topluluğun yanına geldi, onları birbirlerine karşı kışkırttı. Bu sefer karşılıklı laf atıştılar ve birbirlerinin üzerine yürüdüler. Allah'ı anan diğer kimseler: Haydi kalkalım, kardeşlerimizin arasını düzeltelim deyip kalktılar ve zikir meclislerini kesintiye uğrattılar, şeytan da buna sevinmiş oldu. İşte bu, onun düşmanlığının sadece bir parçasıdır. |
﴾ 53 ﴿