19

İşte böylece kendi aralarında soruştursunlar diye onları uyandırdık. Ardından içlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gün veya bir günün birazı kaldık" dediler. Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilendir. Şimdi siz, birinizi bu gümüş paranız ile şehre gönderin de baksın; hangi yemeği daha temiz bulursa ondan size bir rızık getirsin. Dikkatlice hareket etsin ve sakın sizi kimseye farkettirmesin.

"İşte böylece kendi aralarında soruştursunlar diye onları uyandırdık" âyetindeki;

"Uyandırmak"; hareketsiz iken harekete getirmek anlamındadır. Âyetin anlamı da şöyledir: Biz, onları uyuttuğumuz, hidâyetlerini artırdığımız ve uykudayken evirip çevirdiğimiz gibi onları uyandırdık da. Yani, onları daha önceki elbiselerinde ve eski hallerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın uykularından uyandırdık. Şair, şöyle demektedir:

"Ve seher vaktinde uyandırdığım; hepsi birlikte ama, kimisi henüz yeni sarhoş olmuş,

Kimisi el yordamıyla önünü görmeye çalışır halde kalkan samimi genç arkadaşlar..."

Yüce Allah'ın:

"Kendi aralarında soruştursunlar diye" âyetindeki "lâm" lâm-ı sayrûra (oluş) lâm'ı diye bilinir. "Akıbet lâm"ı ile aynı şeydir. Yani, bu noktaya varsınlar diye bir anlam ifade eder. Yüce Allah'ın:

“Çünkü sonunda onlara bir düşman, bir tasa olacaktır” (el-Kasas, 28/8) âyetindeki "lâm" da böyledir.

O halde onların uykularından uyandınlmaları birbirlerine soruştursunlar diye olmamıştı.

Yüce Allah'ın:

"Bir gün veya bir günün birazı kaldık, dediler" âyetine gelince, onların böyle demelerine sebep, sabah öğleden önce mağaraya girmeleri, yüce Allah'ın da onları gündüzün son saatlerinde uyandırmış olmasıdır. O bakımdan onların başkanları Yemlîha veya Mekselmînâ: Uyuduğumuz süreyi en iyi bilen Allah'dır, diye cevap verdi.

Yüce Allah'ın:

"Şimdi siz, birinizi bu gümüş paranız ile şehre gönderin..." âyetine dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız:

1. Paralarıyla Birilerini Göndermeleri:

İbn Abbâs dedi ki: Onların ellerindeki paralan bahar mevsiminde doğan deve yavrusunun ayak tabanını andırıyordu. İbn Abbâs'ın bu sözünü en-Nehhâs nakletmektedir.

İbn Kesîr, Nâfi, İbn Âmir, el-Kisaî ve Âsım'dan rivâyetle Hafs, “Gümüş paranız ile" kelimesini "re" harfini esreli olarak okumuşlardır. Ebû Amr, Hamza ve Âsım'dan rivâyetle Ebû Bekir ise bu kelimeyi "ra" harfini sakin olarak okumuşlar ve ağırlığı dolayısıyla esreyi hazf etmişlerdir. Bu iki okuyuş, iki ayrı söyleyiştir. ez-Zeccâc ise bu kelimeyi "vav" harfini esreli, "ra" harfini de sakin olarak okumuştur.

Onların aç olarak uyandıkları ve yiyecek almak Üzere gönderdikleri kişinin Yemlîhâ olduğu da söylenmiştir ki, el-Gaznevî'nin naklettiğine göre bu, yaşça en küçükleri idi. Şehir ise, Üfsus (Efes) şehridir. Tarsus olduğu da söylenmiştir Bunun, cahiliye döneminde ismi da Üfsus idi. islam gelince oraya Tarsus ismini vermişlerdir.

İbn Abbâs dedi ki: Bunlarla birlikte kendi çağlarında bulunan kıralın resmini taşıyan dirhemler vardı.

2. Alınmasını İstedikleri Yiyecek ve Dikkatli Davranma İstekleri:

Yüce Allah'ın:

"Baksın, hangi yemeği daha temiz bulursa..." âyeti nu İbn Abbâs, hangi hayvanın kesim itibariyle daha helal olduğuna baksın, diye açıklamıştır. Çünkü onların yaşadıkları şehrin ahalisi, bir pul adına hayvanlarını kesiyorlardı. Aralarında imanlarını gizleyen bir topluluk vardı. İbn Abbâs: Genel olarak şehir halkı mecusi idi, demektedir.

"Hangi yemeği daha temiz bulursa" ifadesinin, daha bir bereketli olduğunu görürse anlamında olduğu da söylenmiştir. Yine denildiğine göre arkadaşları, gönderdikleri kimseye, kimse onları farketmesin dîye iki ya da üç kişilik bir yiyecek diye zannedilecek, ancak pişirilmesi halinde de bir topluluğa yetecek kadar bir miktar almasını istediler. Bundan dolayı alınan bu yiyeceğin pirinç olduğu söylenmiştir. Kuru üzüm olduğu, hurma olduğu da söylenmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

"Daha temiz" İfadesinin, daha hoş anlamında olduğu söylendiği gibi, daha ucuz anlamında kullanıldığı da söylenmiştir.

"Ondan size bir rızık" sizin için bir gıda

"getirsin, dikkatlice hareket etsin." Yani, şehre girişinde ve yiyeceği satın alışında gereken dikkati göstersin

"ve sakın sizi kimseye farkettirmesin" kimseye durumunuzu haber vermesin. Şöyle de denilmiştir: Eğer o, farkedilecek olursa, hiç bir zaman diğer kardeşlerini içine düştüğü bu zor duruma düşürmesin.

19 ﴿